


Okuma Süresi: 14 dakika
Gençlere astronomi okumayı öneriyor musunuz?
Bazen bu soruyu günde 5-6 kişiden duyduğum oluyor. Bu soruyu soran o kadar çok arkadaşım var ki, lise çağlarında iken, sanırım idealistliğin de verdiği bir motivasyonla isteyen herkese önerirdim. Ancak bugün kişiye göre değişen bir yanıt verilmesi gerektiğini fark ediyorum. Sorunun yanıtından önce şöyle bir gerçek var, toplumumuz astronomi ve uzay bilimlerine müthiş bir ilgi gösteriyor. Bunu bir heyecanla söylemiyorum. Bu soru ile o kadar sık karşılaşıyorum ki lisans öğrencisi iken oturup iki bilgilendirici blog yazısı yazmıştım. Bloğumda yazıların okunma ortalaması 100-200 gibi iken bu iki yazı sırasıyla 20 bin ve 16 bin okunmuş. Benzer okunma sayılarına Medium gibi platformlardaki kopyaları da ulaşmış. Ülkemizde sayısız genç Google’a bu soruyu soruyor. Öncelikle eğer astronomi sizin için bir hobi ise önermem doğru olmaz. Çünkü astronomi temel bir bilim dalı, lisans boyunca yoğun fizik ve matematik dersleri göreceksiniz. O harika Hubble Uzay Teleskobu görüntülerinin, ağzımızı açıkta bırakan bilgilerin arkasında matematik ve fizik var. Şu yıldız ne kadar uzak? Yıldızlar ne zaman ve ne şekilde yok olurlar? Evren nasıl oluştu? Bir karadelik nasıl belirlenebilir? gibi türetilebilecek sayısız sorunun yanıtını matematik ve fizik ile verebiliyoruz. Bu nedenle astronomi bilimini bunlarla birlikte düşünüp gerçekten isteyip istemediğimize karar vermemiz gerekmektedir. Eğer yıldızlar nasıl enerji üretir? Gibi bir sorunun arkasındaki denklemler sizi zorlasa bile çekici geliyor ise, o zaman hobinin ötesindedir belki de bir tutkudur. Durum böyle ise okuyun derim, kesinlikle! Kendinizi tanımaya ve gerçekten tam olarak ne yapmaktan hoşlandığınıza odaklanırsanız astronomi bir hobi mi yoksa tüm hayatınızın bir parçası olacak mesleğiniz mi karar vermeniz zor olmaz.
Astronomi okuyan kişiyi neler bekliyor? Ne tür bir iş hayatı ve yaşam?
Önceki soruda da bahsetmeye çalıştım, Güneş Sistemi’nden, astrofiziğe, kozmolojiden, modern fiziğe, gök mekaniğinden analiz derslerine kadar 4 yıl matematik ve fizik temelli bir dünya astronomi dersleri olacak. Bunun dışında her ne kadar herkesin bu konuda izlediği, okuduğu bir şeyler olsa da toplumun yabancı olduğu bir bölüm. Dolayısı ile ne öğrendiğiniz ya da mezun olduğunuzda ne yapacağınız gibi standart hale gelmiş sorulara en çok maruz kalan bölüm öğrencilerinden birisi de astronomi öğrencileridir. Buraya kadar okumaya devam ettiyseniz sizi bir aday olarak görüp yanıtlamaya devam edeyim. Astronomi bölümü temelde bir bilim insanı yetiştirme amacı taşır. Dolayısı ile bu bölümde akademik devam etmenin yanında sınırlı seçenekleriniz olacaktır. Mezun olan birisi astronom ünvanı alıyor ve bu unvan ile çalışabileceği kamu kurumları var ancak tahmin edersiniz ki oldukça sınırlı kontenjanlar söz konusu. Eğitim alanında da astronomi giderek öne çıkan bir alan. Dolayısı ile bilim merkezlerinde, küçük gözlemevlerinde, kolej ve benzeri yerlerde astronom ünvanı ile çocuklara ve gençlere eğitim veren astronomların sayısı da az değildir.
Eğer bir araştırmacı olarak devam eder yani akademik olarak ilerlerseniz ne tür konuları araştırdığınıza göre çalışma alışkanlıklarınız olur. Mesela gözlem ağırlıklı çalışıyorsanız uygun zamanlarda gözlemevinde geceyi geçirmeniz gerekir. Sürekli havayı, nem oranını ve bulutluluğu takip edersiniz. Elde ettiğiniz verileri (gökcisminin görüntülerini) analiz eder, yorumlar ve yayınlarsınız. Teorik olarak çalışırsanız teleskop ile pek işiniz olmayabiliyor. Ya da zaten var olan, örneğin uzay teleskopları tarafından alınmış ve tüm dünyaya açık olan verilerle de çalışabilirsiniz. Bu durumlarda daha çok masa başında ve bir ekran karşısında olacaksınız. Bu şekilde çalışan astronomların sayısı az değil.
Lisans boyunca bir bilimsel çalışma deneyimi üniversiteye göre değişse de çoğunlukla sınırlıdır ya da yoktur. Bir teleskop ile araştırma yapmak daha çok lisansüstünde olan bir şey. Sanıyorum tüm astronomi bölümlerinin astronomi toplulukları var, öğrenci iken burada bilim toplum etkinlikleri organize edilir. Bu tür yerlerde gönüllü olduğunuzda eğitim ve popüler etkinlikler için ayrılan teleskopları sık sık kullanıyorsunuz. İş hayatına gelince, akademik olarak devam edip üniversitede kalma amacı taşıyabilirsiniz.
Ne tür heyecanlar, ve varsa hayal kırıklıkları?
Astronomi başlı başına insanı heyecanlandıran bir bilim dalı. Düşünün, gökyüzüne bakıyorsunuz, 26 ışık yılı uzaklıkta (1 ışık yılı, ışığın 1 yılda kat ettiği mesafedir ve yaklaşık 10 trilyon kilometreye karşılık gelir) bir yıldız var ve siz o yıldızdan aldığınız noktasal ışık ile analizler yapıp bilgiler elde ediyorsunuz. Ya da ötegezegenleri araştırdığınızda , evrendeki galaksilerin, yıldızların ve gezegenlerin sayısını göz önüne alınca ‘’yalnız mıyız?’’ sorusunu sormadan geçemiyorsunuz. Heyecan verici gerçekten. Bu astronominin bir büyüsü.
Hayal kırıklıklarına gelirsek, astronomi bölümünde 1. Sınıf öğrencilerinin bir kısmı beklediğinden çok daha farklı bir bölüm ve içerik ile karşılaşıyorlar. Bu durum onlar açısından hayal kırıklığına neden olabiliyor. Bunun önüne geçmenin yolu mümkünse o bölümleri ziyaret etmek, konferanslara katılmak, çevrimiçi bile olsa bu alandan insanların yaptığı sayısız etkinliğe dahil olmak olabilir. Böylece bu atmosferi önceden tanıma şansınız olur. Bir diğer hayal kırıklığı biraz daha genel aslında. Temel bilimlerin yeterince değer görmediği gerçeği … Aslında okuduğunuz bölümün farklılığı ve zorlukları nedeni ile insanlar saygı gösterse de elbette bu yeterli değil. Eğer gerçekten bir astronom olmak istiyorsanız bence iş ile ilgili kaygılar ikinci plana atılabilir. Bunu günümüzde belirli bazı meslekler hariç diğer pek çok mesleğin iş garantisi olmadığını ya da çalışma koşullarının iyi olmadığını düşünerek söylüyorum. Bu koşullarda sevdiğiniz işi yaparsanız çok daha az etkilenirsiniz.
Türkiye'de uzaya merak nasıl? Siz nasıl görüyorsunuz ilgiyi?
Hemen bir örnek vereyim siz söyleyin, NASA özellikle Mars misyonlarında gönderdiği araçlara bazı küçük çipler takar ve bu çiplerde isimleri uzaya taşır. Bir web sitesi üzerinden basit bir formu doldurarak isminizi uzay aracındaki belleğe kaydettiğiniz bu çalışmalardan birisinde 8 milyon isim gönderilmişti. Geçtiğimiz yıllardaki böyle bir etkinliğe gönderilen 8 milyon isimden 2.5 milyonu Türk!
Bu etkinliğe Amerika, Hindistan ve Çin gibi ülkelerden çok daha fazla ilgi göstermişiz. Üniversiteye başladığım aylarda bir 23 Nisan etkinliğinde çocuklara Güneş Sistemi anlatmak için gönüllü olmuştum. O günden beri sanırım 7 yıl oldu, sürekli çocuklarla astronomi çalışıyorum, öğretmenlere, akranlarıma eğitimler veriyorum. Her zaman ciddi bir ilgi ve heves ile karşılaştım ve 7 yıldan bugüne hep artarak devam etti.
Uzaya merakı olan çocuklara, gençlere ne önerirsiniz, eğitim ve araştırma kapsamında? Sizin yönlendirme kapsamında çalışmalarınız var mı?
Z kuşağı ve bizden sonra gelenler çok renkli ve sesliler. Astronomi, bize sunduğu inanılmaz ufuk ile tam da böyle bireyler yetişmesini sağlıyor, sağlayacak. Benim ilk önerim, üretin arkadaşlar! Ben ilkokulda iken evde boş kağıtlar, kesilmiş resimler, takvim yapraklarından, kitap ve dergilerden edindiğim bilgilerden bir bilim dergisi hazırlamıştım. Öğretmenim bu dergiyi alıp okulun koridoruna asmıştı. O günden sonra farklı dönemlerde bilim dergileri çıkardım. İlk paramı, her ne kadar telif haklarını bilmeden biraz ihlal etmiş olsam da hazırladığım bir bilim dergisinin satışından kazandım. Bilim Çocuk Dergisinin hatırlayamadığım bir sayısında ‘’Amatör Bitkibilimcinin El Kitabı’’ isimli bir ek verilmişti. ‘’Neden Amatör Gökbilimcinin El Kitabı Yok’’ dediğimde kendimi bir tane hazırlarken bulmuştum. Sonraki yıllarda bir bilgisayarım olduğunda bunu dijitale de aktardım. Bunları neden anlatıyorum? Üretmek harika bir öğrenme şeklidir. Bir dergi hazırlarken, bir blog yazısı yazarken bazen onlarca kaynağa göz atıp en doğru şekilde anlatmaya çalışırsınız. Hatalar da yapsanız- ki bundan daha doğal bir şey yok- çok şey öğrenirsiniz. Bir diğer önerim astronomiyi bir yaşam biçimi haline getirin. Sohbetlerinize, yaptığınız sanata, oynadığınız oyuna biraz astronomi katın. Bu çağ disiplinlerarası çalışmanın önemli olduğu bir dönem. Uzay Hukuku, Uzay Tıbbı, Astronomi ve Yapay Zeka gibi konularla ilgilenin.
Bu arada kitapçığı indirip okumak isterseniz: http://samanyoluekspresi.blogspot.com/2016/09/amator-astronomun-el-kitab.html
Bu alana meraklı kişiler için ek olarak önereceğiniz blog, kitap, film, kulüp vb var mı?
Contact filmini izlediniz mi? Yanıtınız hayır ise bu yazı biter bitmez başlayın derim. Stephen Hawkin’in Zamanın Kısa Tarihi isimli kitabı da yine ilk okumanız gereken kitaplardan birisidir. Gattaca, Marslı ve Yıldızlararası filmleri de hem öğretici hem keyiflidir. Carl Sagan, Stephen Hawking gibi yazarları kitapları başlangıç için bulunmaz nimet.
2 yıl önce kurduğum Stellar Lab isimli bir oluşumun çoğunlukla lise ve üniversiteli öğrencilerinden oluşan bir bilim kulübü var. Buraya katılabilir, etkinliklerimizde gönüllü olup astronomi çalışmalarımızın bir parçası olabilirsiniz. Ayrıca faydalı olabileceğine inandığım adresleri aşağıya bırakıyorum.
Stellar Lab’e katılmak için adres; https://stellarlabstore.com/stellar-lab-gezegeni/
Diğer faydalı olabilecek bağlantılar; http://samanyoluekspresi.blogspot.com/2016/01/faydal-gokbilim-linkleri.html
Sizce insanlar Mars’ta yaşamayı becerebilecekler mi? Süreci nasıl görüyorsunuz?
Güneş Sistemi, kozmik mahalle olarak da adlandırılır. Anacak evrende küçücük bir mahalleye benzettiğimiz bu yer algılamakta zorlanacağımız kadar büyük bir yer. Komşumuz Mars’a bugünkü teknoloji ile gitmek için 7 ay kadar bir süre yolculuk yapmamız gerekmektedir. Hemen yanı başımızdaki gezegenler aylar sürerken daha uzak cisimler için yıllar söz konusu. Mesafeler ve uzun yolculukların yanında hem yolculuk yaparken hem Mars’a iniş yaparken hem de Mars’ta geçirdiğimiz süreç boyunca bizi sayısız zorluk bekliyor. Düşünün, Mars’a 10 astronot gidiyorsunuz ve 7 ay bir kapalı alandasınız? Bunun psikolojik olarak ortaya çıkaracağı sorunlar herhalde eve kapandığımız bugünlerde anlamak güç değil. Mars’ın ince bir atmosferi, Dünya’ya göre daha soğuk bir yapısı, astronot kostümü olmadan duramayacağımız koşulları var. Başka bir gezegene gittiğinizde alıştığınızda her şey değişiyor… Yürüme alışkanlarınız bile değişebilir. Çünkü çekim gücü dahil her şey değişiyor. Peki Mars dünyalaştıralabilir mi? Mümkün ancak bu kabul edersiniz ki yarın ya da 50 sene içinde olabilecek bir şey değil. O sebeple Mars’ta Dünya gibi bir yaşamın sonraki yüzyıllarda mümkün olabileceğini düşünüyorum. Mars’a son dönemlerde Amerika, Birleşik Arap Emirlikleri ve Çin yeni uzay araçlarını gönderdiler. Bu araçların iniş yapmadan önceki süreçleri de dahil yolculuklarının son saatleri canlı yayınlarla verilir. Bu yayınları izlerseniz, yolculuk yaparken, atmosfere giriş yaparken ve özellikle iniş anında ne kadar çok parametreye dikkat edildiğini göreceksiniz. Dolayısı ile Mars’a insanlı yolculuk çok uzak olmasa da Mars’ta bildiğimiz bir yaşam tarzı oldukça uzak.
Size özel bir ek soru: Evrende yaşam var mı? Uzaylılar ile ilgili iddialar hakkında ne düşünüyorsunuz?
Evrende yaşam olduğu bilinen tek gezegen burası, ancak dikkat edin ‘’bilinen” dedim. Evrende trilyonlarca galaksi, bu galaksilerin her birinde milyarlarca Güneş gibi yıldız ve o yıldızların etrafında sayısız gezegenler var. Böyle bir evrende hayat sadece bizim gezegende mi var? Bu sorunun en güzel yanıtı henüz dünya dışı bir yaşam ile karşılaşmadık bu yüzden bilmiyorum. Evrende bizim dışımızda hayat varsa bile karşılaşmamış olmamız çok anlaşılabilir. Neden peki? Öncelikle evren çok büyük. Güneş Sistemi’nde yalnızız. Peki en yakın başka yıldız sistemine bakalım, bize en yakın yıldızın etrafındaki gezegende hayat olduğunu varsayalım. Bu yıldız ve yıldız sistemi bize yaklaşık 4 ışık yılı uzaklıkta. Yani 40 trilyon kilometre kadar. Bu mesafeyi evrendeki en hızlı şey olan ışık 4 yılda kat edebilir. Yüzlerce, binlerce hatta milyonlarca ışık yılı uzaklıkta hayat olabilir. Bu uzaklıklarda iken birbirimizi bulmamız çok güç? En yakın yıldız sistemine bir mesaj gönderdiğinizi varsayalım, ışık hızında 4 yılda onlara ulaşacak? Eğer birileri varsa ve akıllı canlılar ise ve de bizimle benzer bir teknolojiye sahiplerse bu mesajı algılama ihtimalleri var. Uzak bir gezegende hayat varsa ve birileri gökyüzüne baktığında Güneş’i gece parlak olmayan bir yıldız olarak görüyordur. Dikkat çekici değiliz. Mesafeler teknolojimizin çok ötesindeler… Bu kadar büyük bir evrende iletişime geçebilmek çok güç. Uzaylı iddialarına gelirsek, uzaylılar en yakın yıldızın yörüngesinden bile geliyor olsalar bu inanılmaz bir teknolojiye sahip olduklarını gösterir. Bu kadar akıllı canlılar sürekli belli belirsiz görüntüler verip bir kırsala mı iner? Böyle bir teknoloji çağında her gün sahtebilim görüntüsü üretiliyor. Bazen eğlenceli görünse de sahtebilim dediğimiz astroloji, fal, büyü ya da aşı karşıtlığı, sayısız komplo iddiaları zihnimize zarar veren algılarımızı küçülten zararlı şeylerdir. Bir haber okuduğunuzda, bir video izlediğinizde bunu kimin söylediği, iddialarını ne tür kaynaklara dayandırdığına dikkat edin. Sahtebilimciler, kimsenin göremediği bir gerçeği fark ettiklerini iddia eder ve sürekli kendilerinden çok emin şekilde konuşurlar. Bilim çok daha güzel, bilimle kalın.