


Okuma Süresi: 7 dakika
Freud’un psikanaliz kuramında geliştirdiği bilinçdışı kavramı, görülmeyen bir bölgede işleyen bir yapı olarak tanımlanır. Psikanaliz kuramına göre, bilinçdışında bizim farkındalığımızın ötesinde davranışlarımızı, duygularımızı ve söylemlerimizi harekete geçiren arzular, dürtüler ve içgüdüler bulunur. Davranışlarımızı, dürtülerimizi ve hislerimizi anlayabilir ancak kökenlerine ulaşmak için bilinçdışına inmemiz gerekir. Lacan, bilinçte neyi arzu ettiğimiz bulunurken, bilinçdışında “arzulamayı arzulama” güdüsü bulunduğunu iddia eder. Bilinçdışı, arzuya yönelik düşünümsel duruşu içerir.
Lacan’a göre ayrıca “Bilinçdışı dil gibi yapılanmıştır.” Bu değerlendirmede, dili bir yapı olarak değerlendiren Saussure’ün kuramından etkilenir. Bunu şöyle açıklayabiliriz, dili öğrenirken a, b, c’yi öğrendim ama d ve e’yi henüz öğrenmedim gibi bir durum söz konusu olamaz. Dil, alfabesi ile birlikte ancak bir bütün olarak öğrenilebilir. Sayılar da buna bir örnek olabilir, 1,2,3 ve 5’i öğrendim ama 4’ü henüz öğrenemedim diyemeyiz. Bilinçdışı da böyledir, bir yapıdır ve dil ile iç içedir. Dilin bize sunduğu simgesel düzlemde de bir kolektif bilinç bulunur. Peki bu ne demek?
Dilin bir yapı olduğundan ve bilinçdışı ile iç içe olduğundan bahsettik. Arzunun kendisinin değil, arzuya karşı duruşu bilinçdışında bulabiliriz dedik. Lacan, insanın dilin içinden yaşadığı dönemin “arzularını” sezebileceğini ima eder. Şöyle ifade edelim; arzularımız birbirine benzer, kategorize edilebilir. Öznel farklılıklar olsa da örneğin güç başlığı altında toplayabileceğimiz pek çok benzer deneyim buluruz. Bugün için liderlik, simgesel alanın sunduğu bir arzu diyebiliriz. Kişi, dili kullanırken bu arzuyu farkeder bilinçdışında, bu eksikliği gidermeye çalışır. Kolektif bilinçdışı bu ve bunun gibi örnekler ile oluşur. 50 sene önceki kolektif bilinçdışı ve bugünkü farklıdır, çünkü dil ve arzular değişir.
Žižek’in öz-bilinç kavramına girmeden önce bu konuların üzerinden geçmek gerekirdi. Žižek’e göre öz-bilinç, öz-farkındalık değildir. Bilinçdışı, öz-bilince dahildir. Aynı Lacan’da olduğu gibi, Bilinçdışında arzunun içeriği değil, arzuya yönelik duruşumuz bulunur ve bu, öz-bilince dahildir.
Bu uzun ve belki de yorucu teorik girişin ardından, Ex Machina’ya bakalım.
İnsansı robot Ava, Silikon Vadisinin en önemli teknoloji şirketlerinden birinin CEO’su olan Nathan tarafından yaratılmıştır. Şirkette yapılan bir “yarışmayı” kazanan yazılımcı Caleb ise, Nathan’ın dağ evinde 1 haftalık bir “ödül” kazanır. Fakat bu aslında bir deneydir, Nathan’ın planı, Caleb’in ile yarattığı insansı robot arasında bir Turing Testi(bir insanın bir makine ile etkileşime girmesi, eğer insan bir makine ile etkileşime girdiğini anlayamaz ise test başarılı olur) uygulamaktır.
Caleb’in Turing Testindeki insan olacağını öğrendiği konuşmada, Nathan ona bunun insanlık tarihi ile ilgili çok önemli bir konum olduğunu ve çok şanslı olduğunu söyler. Caleb ise, eğer bilinçli bir makine yarattıysan, bu insanların tarihi olmaz yanıtını verir.
Burada Caleb bilinçli derken, aslında bilinçdışını da kastetmiyor. Ancak, Žižek’in tarif ettiği gibi bilinç, bilinçdışından ayrı düşünülemez. Peki bir yapay zeka bilinçdışına sahip olabilir mi?
Bilinçdışı ve dil ayrılamaz birer parça ise, yapay zekaya t anında dil öğrettiğimiz zaman bilinçdışını da öğretmiş oluruz. Yapay zeka, dili tek bir kişiden öğrenmiş olsa bile, o kişiden içinde bulunduğu dönemin kolektif bilincini alacaktır. Ancak bu arzular ve eksiklikler sebebiyle tedavi ihtiyacı duymayacaktır. Caleb, Ava’ya konuşmayı ne zaman öğrendiğini sorduğunda Ava, “hep biliyordum zaten” diye yanıt verir. Hatta sonrasında, “bu tuhaf değil mi?” diye sorar, çünkü insanların dili sonradan öğrendiğini bilir.
Ava, insanların aksine dili bir yaşanmışlıklar sonucu ile kodlamaz, bir bütün olarak alır. Bu bütünün içine, yalnızca Nathan’dan gelmiş olsa dahi, kolektif bilinç işlenmiştir. Ava, arzular ve dürtüler geliştirmeden, travmalarla kodlanmamış bir bütün olarak dili edinir.
Psikanaliz kuramına göre, kendi arzusunu kendi yaratmak isteyen kişi kliniğe gelir. Yani kliniğe giden modern insan kendinde bir eksiklik olduğunu öğrenen ve onu bulmaya giden kişidir. İnsanın zihnindeki histerik sorgu, neyin eksik olduğunu bulma, bilinçdışına erişememe ve tedaviye gitme ihtiyacı yapay zekada oluşmaz. Çünkü yapay zeka, Heidegger’in dediği şekilde aslında dünyaya fırlatılmıştır.
Açmak gerekirse; Heidegger'e göre günlük ruh halimizde dünya tarafından emilir, görevlere yakalanırız ve kim olduğumuzu düşünmeyiz. Heidegger buna “fırlatılmışlık” (Geworfen) adını verir: Heidegger’e göre insan dünyaya fırlatılmıştır. Aynı zamanda, insan varlığının bazı yönleriyle yüzleşmekten kaçmaktadır. Heidegger bu yapısal kaçışa düşüş adını verir. Düşmek, kamusal benliğe kapılmaktır. Kamusal benliğe kapılan insanın otantik benliğine ulaşma şansı yoktur (Moran, 2002, s.242; Homer, 2016, s.35). *
Ava dünyaya fırlatılmış olduğunun farkındadır. Caleb ile olan ilk konuşmasında “bir makine olduğumu görebiliyorsun, kaç yaşındayım biliyor musun? Bir.” der. Fakat bir gün mü yoksa bir yıl mı sorusuna cevabı yoktur. Çünkü Ava, zamanı insanların deneyimlediği şekilde deneyimlemez. Ayrıca kamusal benliğe kapılmak gibi bir kaygısı yoktur, bilinçdışını sadece araçsal olarak kullanmayı öğrenir. İnsan için bu bir deneyim iken, Ava için değildir. Histerik sorgulama onun için sadece bir manipülasyon teknolojisidir.
Öte yandan burada insanın manipülasyona ne kadar açık olduğundan da bahsedebiliriz. Aslında filmin çözülme noktasına doğru yaklaşırken, Nathan, Caleb’e Ava’nın testi geçip geçmediğini sorar. “Sence Ava senden hoşlanıyor mu, hoşlanmıyor mu, hatta üçüncü bir ihtimal, hoşlanıyor gibi yapıyor olabilir mi?” der. Ancak Caleb, Ava’nın bunu yapması için bir neden göremediğini söyler. Oysa ki neden ortadadır, biz klinikte nasıl bilinçdışını tedavi amaçlı kullanıyorsak, Ava da bilinçdışını araçsal olarak kullanır, Caleb’in bilinçdışındaki arzularını kullanmayı, kendi hayatta kalış mücadelesine taşır. Yaratıcısı Nathan da bunun farkındadır, Caleb’a testin asıl amacının Ava’nın öz-farkındalığı, hayal gücünü, suistimal etmeyi, cinselliği ve empatiyi hayatta kalmak için kullanması üzerine kurulu olduğunu söyler.
Caleb’in teste seçilmesinin sebebi, ebeveynlerinin ölmüş olması, vicdanlı biri olması ve kız arkadaşı olmamasıdır. Caleb, manipülasyona açık olması ve bilinçdışındaki arzu ve eksiklikleri sebebiyle seçilmiştir.
Bütün bu örneklemleri aslında şu soruları sormak için bir araya getirdim. Bilinçdışı olarak kavramsallaştırdığımız şey, yapay zekanın bildiği ve araçsallaştırdığı bir şey olabilir mi? Yapay zeka günün sonunda bilinçdışına, bir manipülasyon teknolojisi gibi sahip olabilir mi? Ex Machina’da gördüğümüz şey, kendi zayıflığımızı dil yoluyla yapay zekaya aktarabileceğimizin bilgisi olabilir mi?
Kaynakça
*LİDER-İZLEYİCİ FANTAZİSİ: LİDER VE İZLEYİCİ KİMLİK İNŞASINA LACANYEN BİR YAKLAŞIM - Yusuf Avcı,2020
Hegel in a Wired Brain - Slavoj Žižek
Freudyen Psikolojide Bilinçaltı ve Bilinçdışı Kavramları Arasındaki Benzerlikler ve Farklılıklar