


Bir kuşağı anladığımız zaman, o kuşağın içinde bulunduğu dönem hakkında birçok veri elde ediyoruz. Kuşakları tanımlayan 15-20 yıllık dönemler; teknolojik, ekonomik ya da sosyal değişimleri, bireyin ve toplumun yaşadığı farklı deneyimleri anlamlandırmayı kolaylaştırıyor.
Çok kuşaklı şirketlerde çalışıyoruz. O şirketlerde birlikte çalıştığımız kişilere ait dönemi ve tarihi anlarsak uyum içinde çalışabilir ve gelecek nesillere karşı hazırlıklı oluruz. Kendi yargı kalıplarımızı bırakıp kuşak perspektifi ile olaylara bakmak uyum sağlamamızda güçlü bir araç olacaktır.
Yeni kuşakları kendi kalıplarımızla yargılamak aslında çok da yeni zamana ait bir şey değil. Kuşak araştırmacısı Evrim Kuran TEDx konuşmasında Aristo’dan bahsediyor. M.Ö. 350 yılında Aristo; ‘’Bugünlerde gençler kontrolden çıkmış durumda, kaba bir şekilde yemek yiyorlar ve yetişkinlere karşı saygısızlar, ebeveynlerine karşı çıkıyorlar ve öğretmenlerini sinirlendiriyorlar.’’ demiş. Yani, kendine benzemeyeni yargılamak günümüzde de eski tarihlerde de çokça gördüğümüz bir durum, tarihin döngüselliğini bize gösteriyor.
Dünyanın yaşayan 5 kuşağı; Sessiz Kuşak, Bebek Bombardımanı Kuşağı, X Kuşağı, Y Kuşağı ve Z Kuşağı, 6.kuşak da yeni yeni aramıza katılan ve henüz çok konuşulmayan bir kuşak, batıda Alfa kuşağı olarak adlandırılmasına karşın onları konuşmak için biraz daha zamanımız var.
Tüm toplumlar için kuşakların başlangıçlarıyla ilgili net tarihlerden bahsetmek mümkün değil ama ortalama olarak artı/eksi 5 yıl gibi değerlendirirsek bu tarihlerden bahsedebiliriz.
Sessiz Kuşak (1927-1945) geleneklere bağlı olmayı, istikrarlı, uzun yıllar çalışmayı, emek vermeyi, sadakat ve saygı içerisinde ilerlemeyi yerleştirmiş olan kuşaktır. Sessiz kuşak içerisinde değerlendirilen çalışanlar, diğer kuşaklar arasında işine en sadık olanlarıdır ve iş değiştirmeye inanmamaktadırlar. Bu kuşağın çalışanları, uzman seviyeye ulaşmak için işletmelerinde fedakar davranışlar ortaya koymaktadırlar.
Bebek Bombardımanı Kuşağı ( 1945- 1964) kendilerinden olmayan kuşaklarla da en iyi anlaşan kuşaktır. Çok çalışırlarsa iyi bir yaşam standardı kazanacaklarına inanmakta oldukları için “şimdi çalış, ileride iyi standartlarda yaşarsın” stratejisi izlemişlerdir. Kendi kendilerini motive edebilen ve takdir edilmekten hoşlanmayan bir yapıya sahip oldukları söylenebilir. İş odaklı yaklaşıma sahiptirler.
X Kuşağı (1965-1979) teknolojinin arttığı bir dönemde, zorunlu olarak teknolojiye ayak uyduran kişisel bilgisayarlara sahip ilk bireylerdir. Bulunduğu dönemde yaşanan olaylarla birlikte işlerini en iyi şekilde yaparak daha iyi yaşam koşulları elde edeceklerine inanmaktadırlar. X Kuşağı, edindiği yaşam deneyimleri ile kendi geleceklerini garanti altına almayı tercih etmektedir. Kadınların iş hayatına katılımlarının yüksek oranda arttığı bir dönemdir. Statü sembollerine sadık, uyumlu, aidiyet duygusu güçlü, sabırlı ve sebatkar olan X kuşakları risk alma eğilimleri düşük olduğu için uzun süreler aynı işte çalışmayı tercih ederler hatta ilk başladıkları şirketten emekli olma potansiyelleri oldukça yüksektir. İşte çalışırken ciddiyetle çalışmayı seven, kurallara uyan bir kuşaktır. Sonuç odaklı yaklaşıma sahiptir.
Y kuşağı (1980-1999) karşılaştığı her durumda neden sorusunu soran, düzeni sorgulayan ve her şeyi anlamlandırmaya çalışan özgür bir kuşak olarak karşımıza çıkar. Her şeye itiraz eden, statüyü sorgulayan bir nesildir. Eğitim seviyesi yüksek, teknoloji kullanımına yatkındırlar. Yüksek risk alma potansiyeline sahip, kendine güvenleri yüksektir. Eski kuşaklar Y kuşağı için sorumluluk sahibi değil, sadık değil dese de yapılan araştırmalarda Y kuşağı kendini sadık ve sorumluluk sahibi olarak tanımlamıştır. Onlar için sadıklık tanımı kendi hayallerine ve kendi değerlerine sadık olmak, öncelikli olarak kendisine ait sorumluluğunu yerine getirmektir. Gelişime önem verirler, kendilerini ifade edebilecekleri, söz sahibi olacakları ortamlarda bulunmak isterler. Saygının hak edene sunulması gerektiğini düşünen, harekete geçmek için anlam arayan, kariyerleri boyunca birden çok iş değiştirmesi öngörülen kuşaktır. Süreç odaklı yaklaşıma sahiptirler.
Z kuşağının (2000-2018) diğer kuşaklardan sonra en belirgin özelliği teknolojiyle büyümüş olmasıdır. Yapay zeka ve robotikleşme içeren teknolojik dönüşümlerin ortasında doğmuştur, bilgiye hızlıca erişim sağlayabilirler. Özgüvenli ve daha önceki nesillere göre bilgileri daha hızlı işleyebilmektedirler, fakat takım olabilme becerilerinin yetersiz olduğu da öngörülmektedir. Dünyanın doğal kaynaklarının zarar gördüğü bu yıllarda Z kuşağı için çevresel temalara hassasiyeti yüksek bir kuşak diyebiliriz. Y kuşağında ön plana çıkan yaptığı her şeyde anlam arama, adalet ve eşitlik kavramları, Z kuşağında çok daha artmış bir şekilde karşımıza çıkar. Z kuşağıyla birlikte sürdürülebilirlik, doğa dostu ürünler, teknoloji çok daha ön planda olacaktır.
Bu verilerin dışında yaşadığımız dönemle şekillenen davranışlara baktığımızda da Deloitte’un Covid-19 salgınından önce ve salgın sırasında gerçekleştirdiği araştırmanın ilk kısmında 43 ülkeden 18.400 Y ve Z Kuşağı yer aldı. İkinci kısımda ise pandemiden farklı derecelerde etkilenen Y ve Z kuşağından 9.100 kişi katıldı. Araştırmada, Covid-19’un yaşamlarımızda yarattığı radikal değişimden genç jenerasyonun daha fazla etkilendiği halde, Y ve Z kuşaklarının belirsizlik karşısında cesur ve dirençli bir şekilde dünyayı daha iyi hale getirme isteği öne çıktı. Y kuşağının iş değiştirme arzusu ise bir süreliğine yavaşlayabilir gibi duruyor. Türkiye'den 300 katılımcının yer aldığı araştırmanın devamında ise geçen yıl, Türkiye’deki katılımcıların yüzde 71’i önümüzdeki iki yıl içerisinde mevcut iş yerlerinden ayrılacağını belirtirken bu oran bu sene yüzde 52’ye geriledi.
Her neslin hayattan ve iş hayatından beklentileri, oluşturduğu dengeler, iletişim stilleri, bakış açıları farklı olduğu için şirketlerin de kuşaklar arası farklılıkları analiz etmesi ve iyi yönetmesi gerekiyor.
Kaynakça :