


Okuma Süresi: 6 dakika
Kültür
İskandinav ülkeleri oldukça zor iklim koşullarında yaşıyorlar. Zor koşullarda yaşam, devletin daha toplumsal konularda daha sorumlu davranmasını gerektiriyor. Sıcaklığın eksi 30'lara düştüğü bir ülkede devletin sokakta yaşayanlar için evler yapması lazım.
İstanbul’dan Helsinki’ye gelmiş biri olarak, gelir gelmez yaşadığım şoklardan en büyüğü sanırım kimsenin bir yerlere yetişmek için yollarda koşturmamasıydı. Ben yaklaşan bir belediye otobüsü, tramvay gördüğümde koşturmaya başlıyorum, etraftaki herkes sakin sakin yürüyüp bir sonrakini bekliyor. Toplu taşımada gecikmeler ancak çok çok ekstrem hava koşullarında meydana geliyor.
Finleri tarif eden kelimeler dakiklik, direnç, kişisel mesafe. Bu iklim şartları altında dakik olmak zorundasınız. Sosyal devletin düzenli olarak yaptığı şeyler kütüphane sistemi, toplu taşıma, sağlık sistemi konularından oldukça memnunum elbette. Bütün şehrin merkezi olarak ısıtılması, ve çeşme suyunun içilebildiğini de eklemem lazım. Fakat çeşme suyununu içilebilir olması için su borularının 30 yılda bir değişmesi lazım. Binaların düzenli olarak restorasyona alınması Finlandiya’nın bir gerçeği. Türkiye ile karşılaştığında yıkılıp tekrar yapılan bina görmek çok sık rastlanan bir durum değil burada, fakat binaların restore edilmesi çok rastlanan bir durum.
Sosyal devlet deyince bunun güzel bir şey olduğunu düşünüyorum, ama bunun tek yolu var: Vergiler. Bütün İskandinav ülkelerinde vergi oranları oldukça yüksek, buna trafik cezaları vb. şeyleri de ilave edebiliriz.
Finlandiya, bütün Avrupa’nın akciğeri olan ormanlara sahip. Finlandiya ormanları, ülkenin büyük kısmını kapladığı ve Finlerin gurur duyduğu ve sevdiği yerler. Ormanlar herkese ait, herkesin ormanda çadır kurma, orman meyveleri, mantar toplama hakkı var. Ormanlarda kamp yapanlar için özel kulübeler yerleştirilmiş. “Orman” Finlerin en çok sevdiği kelime. Bir Fin’in en çok sevdiği şeyler sıralaması 1.Orman 2. Köpek 3. Karısı şeklinde diye esprisi de yapılır. Doğa ve temiz hava burada en sevdiğim şey. Finlandiya’nın yazı muhteşem güzel, veya belki de ağır kış şartlarından çıktıktan sonra her şey çok güzel geliyor.
Yemek konusu malesef en çok özlediğim şey. Meyveler olarak bakıldığında burada orman meyveleri var ama alıştığım sebzeler ve meyveler konu dışı.
Finlandiya eğitim sistemiyle isminden söz ettiren bir ülke. Bu konuda da yazmak istiyorum. Özellikle Türkiye’de, Finlandiya’daki sistem için ‘’ödev verilmiyormuş’’, ‘’ders saatleri azmış’’, ‘’çocuklar oyun oynayıp duruyormuş’’ gibi bir yanlış anlama var. Evet okul öncesi ve ilkokul döneminde “oyun”, “açıkhava”, “doğada zaman geçirme” gibi şeyler oldukça önemli. Fakat bu genelde yanlış anlaşıldığı gibi çocukların ders çalışmadığı, çalışmadığı anlamına gelmiyor.
Diğer kültürel konularda Finlandiya Avrupa’daki en iyi müzik eğitimi veren ülkelerden biri. Metal müzik cenneti. Fin mimarlar ve tasarımcılar da dünya çapında biliniyor.
Oodi kütüphanesi, ülkenin mimarlarını ve tasarımcılarını anlattığı kadar, kütüphane sistemini gösterdiği için hoşuma gidiyor.

Burada kültürel olarak en beğendiğim mottolardan biri eğitimin “mezara kadar” sürdüğü. Çalışmakta olduğunuz firmaların eğitiminize devam etmeniz için sizi desteklemek, izin vermek gibi yükümlülükleri var.
Fizyoterapistlik yapan mühendisler, psikolojik danışmanlık yapan hostesler veya elektrik teknisyeni olan fizyoterapistlere oldukça geniş bir yelpazede meslek değiştiren, hayatlarının bir aşamasında okula tekrar dönüp yeni meslek öğrenen arkadaşlarım var.
İş Fırsatları
İş fırsatları konusu biraz ülkeye nasıl geldiğinizle alakalı. İş bağlantıları kurarak gelmişseniz muhtemelen işinizi sürdürebilirsiniz. Fakat Finlandiya’ya gideyim nasılsa iş bulurum diyorsanız bu oldukça zor. Finlandiya’ya çeşitli şekillerde gelmiş bütün göçmenlerden duyabileceğiniz bir şey. Maalesef burası fırsatlar ülkesi Amerika değil, nüfus zaten az, ülke nüfusu iyi eğitimli, yabancı birine iş vermektense kendi vatandaşlarına öncelik tanıyorlar.
Bütün İskandinav ülkeleri için kolaylıkla iş bulabileceğiniz meslekler “sağlık” alanında, hemşirelik, hasta bakıcılık.
Meslek konusunda cinsiyete de değinmek lazım. İskandinav ülkelerinde kadın veya erkek mesleği diye bir fark yok. Hemen her işte kadınları görebilirsiniz. Bu şoförlükten, inşaat işçiliğine, marangozluğa hemen her konuda. Fakat buna rağmen kadın erkek maaşları arasında bir fark bütün eleştirilere rağmen mevcut. Bunda doğum sonrası ücretli iznin iki yıl olması en önemli etken.
İletişim
Finlerin “kişisel mesafe” konusundaki hassaslığı fazlalıkla espri konusu edilir. Buna ilave olarak Finler kesinlikle “gereksiz konuşma”dan hoşlanmıyor. Bunun dışında gerçekten dostça davrandıklarını söylemek gerek. Kültürel olarak Finler çatışmadan veya karşıtlık içinde bulunmaktan hoşlanmıyorlar. “Çay mı, kahve mi istersin?” sorusuna “çay” veya “kahve” gibi bir cevap almanız mümkün değil, “bu seferlik kahve olsun” gibi bir cevap almanız çok daha mümkün. “Makarna mı, pilav mı pişireyim?” sorusuna eşimin “aslında pilav iyi ama bu sefer makarna olsun” şeklinde cevap vermesini onun şahsına özgü sanıyordum. Sonradan öğrendiğim kadarıyla bu kültürel bir kod. Arkadaşımın ilkokula giden kızının “o yemeği sevmedim/yemem” demek yerine “benim ağız tadıma uygun değil” cümlesini kurmasına başlangıçta çok şaşırmıştım, ama bu Finlerin ayrıştırıcı durumlar ve sorularda nasıl davrandığının çok sıradan bir örneği. “Kedileri mi, köpekleri mi seversin?” veya bizde küçükten başlayan “anneni mi babanı mı daha çok seviyorsun?” benzeri sorular sormamaya, bu tip soruları “annemi çok seviyorum, ama babamla daha iyi anlaşıyoruz” veya, “köpekler daha sahiplerine bağlı ama, kedilerin özgür ruhunu daha çok beğeniyorum” gibi tarafsız cevaplar vermeye dikkat ediyorlar.
Kaynakça