


Okuma Süresi: 10 dakika
Jeologlar, içinde yaşadığımız çağı, doğal süreçlerden ziyade gezegeni yeniden şekillendiren baskın gücün insanlar olduğu jeolojik bir dönem anlamına gelen Antroposen Çağı olarak mı, yoksa ateş çağı anlamına gelen Pirosen Çağı olarak mı adlandırmalı diye tartışıyorlar.
Bilim insanları, son 20 yıllık dönemde olağanüstü hava olayları ile insan faaliyetlerinden kaynaklanan sera gazı emisyonlarının yol açtığı küresel ısınma arasındaki olası ilişkileri inceliyor. Dünyamız ısınıyor. Dünyanın en soğuk bölgelerinden biri olan Sibirya’da son yılların en sıcak yazı yaşandı. Bu sıcaklık, donmuş toprağın erimesine neden oluyor. Donmuş toprak eridikçe yayılan metan gazı, 20 yıllık bir sürede karbondioksitten 84 kat fazla ısı tutma kapasitesine sahip.
Atmosferdeki konsantrasyonu şu anda sanayi öncesi seviyelerin iki buçuk katına çıktığı aktarılan metan gazının her geçen gün arttığı bildirilirken bunun çoğunun fosil yakıt kullanımı, çeltik tarlaları ve çöplüklerden geliyor. İlerleyen yıllarda metan gazının etkisi gözlemlenebilecek, sonuç bir felaket mi, kıyamet mi olacak henüz belirlenebilmiş değil.
Türkiye ile ilgili ise, üç ayrı iklim modellemesinin verilerine göre, iklim krizinin etkileri olduğu yerde kalsa dahi, 2099 yılına kadar 2,2 ila 3,8 aralığında hava sıcaklığı artışı yaşanacak, maalesef aksini gösterir bir model de yok. Grafikte aşağı hareket eden tek veri, yüzde 3 ila 6 oranında azalması beklenen yağmurlar. Bu, kuraklığa işaret.
İklim değişikliğinin sonuçlarına yönelik araştırmalar yapan World Weather Attribution (WWA)’a göre, rekor sıcaklıklar "tarihsel olarak gözlemlenen sıcaklık aralığının çok dışında kalıyor" ve "gözlemlere ve modellemeye dayanarak, bölgede gözlemlenen en yüksek günlük sıcaklıklara yol açan hava dalgasının meydana gelmesinin insan olmadan neredeyse imkansız”, bunun arkasında iklim değişikliğinin yatıyor.
Dünyada neler oluyor?
Türkiye’nin batısında sıcaklık rekorları kırılıp, orman yangınları yaşanırken ve doğusunda da sel felaketleri yaşanıyor. Ağrı Dağı'nın zirvesindeki şapka buzullarının havaların ısınmasıyla birlikte erimesi tehlikeyi de beraberinde getiriyor. Buzulların bir bomba gibi patlamasının ardından Ağrı Dağı eteklerindeki yerleşim alanlarına çamurla birlikte kaya parçalarının geldiğini söyleyen turizmci ve dağ rehberi Murat Şahin ilk kez böyle bir manzarayla karşılaştığını söyledi.
2021'de dünya genelinde birçok hava olayıyla ilgili üst üste rekorlar kırıldı.
ABD ve Kanada, geçen ay devasa bir alanın üzerinde oluşan ısı kubbesi nedeniyle tarihin en sıcak Haziran'ını yaşadı.
Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi'nin verilerine göre, 24 ve 30 Haziran tarihleri arasında Kuzey Amerika'daki birçok yerde 1200'den fazla kez gündüz, 1500'den fazla kez de gece sıcaklık rekoru kırıldı.
Kanada'nın sıcaklık rekoru British Columbia bölgesindeki Lytton'da üst üste üç gün boyunca kırıldı ve 49,6 derece ile rekor seviyeyi gördü. Hemen ardından çıkan orman yangınları bu kenti tamamen yok etti.
Her iki ülke de hala sıcak hava dalgasının etkisi altında ve ardından gelen kuraklıkla bağlantılı orman yangınları yaşanıyor. California eyaletinde yılın bu dönemine kadar 5 bine yakın yangın görüldü. Yangınların sayısı, 2020'ye kıyasla 700 artmış durumda.
Dünyanın başka yerlerinde Rusya'da da başkent Moskova 120 yılın en sıcak Haziran gününü yaşarken, dünyanın en soğuk bölgelerinden biri olan Sibirya'nın bazı yerleri son 150 yılın en kurak yazını yaşadı ve çıkan orman yangınlarının da Temmuz ayı rekorunu kırması bekleniyor.
Hindistan'ın ulusal meteoroloji kurumu, Mayıs ayında, başkent Yeni Delhi'nin Ağustos 2020'den bu yana yüksek sıcaklıklardan yağışa kadar her ay hava olaylarıyla ilgili en az bir rekor kırdığını bildirdi.
California merkezli iklim enstitüsü Berkeley Earth tarafından 2019'da yapılan bir araştırma, o yıl içerisinde Mayıs ve Ağustos ayları arasındaki dönemde kuzey yarıkürede bulunan 29 ülkede yaklaşık 400 sıcaklık rekorunun kırıldığını oraya koydu.
Yunanistan, İtalya, Batı Avrupa, Fransa ve daha fazlası tarihindeki en sıcak günleri geçiriyor. Fransa’da görülen 45 derecelik sıcak, daha çok çöller için duymaya alışkın olduğumuz bir rakam. Sıcaklık tahminleri konuşulurken haber metinlerinde artık kalıplaşmış tabirler duyuyoruz: “Gelmiş geçmiş en yüksek sıcaklık”, “rekor sıcaklık”. Geçtiğimiz ay yayınlanan bir araştırmaya göre bilim insanları, sera gazı emisyonlarının neden olduğu iklim değişikliğinin, sıcak hava dalgalarını en az 150 kat daha olası hale getirdiğini belirtiyor. Aynı araştırmaya göre sera gazı emisyonlarını sınırlandırmayı başaramazsak, daha çok sıcaklık rekorlarıyla karşılaşacağız.
İklim uzmanı ve meteoroloji tarihçisi Maximiliano Herrera, 2021'de şimdiye kadar 26 ülkede 260'tan fazla sıcaklık rekoru kaydedildiğini bildirdi.
Tehlikenin farkında değiliz
İstanbul Politikalar Merkezi İklim Değişikliği Koordinatörü Dr. Ümit Şahin, orman yangınlarına karşı tek çarenin iklim değişikliği ile mücadele etmek olduğunu söylüyor.
“Dünyada yıllardır iklim krizi ile seller, orman yangınları, kasırgalar arasındaki bağlantı tartışılır. İklim değişikliği bu felaketlerin görülme olasılığını kat kat artırıyor. Eğer bunu araştırmak isterseniz, bu mümkün. Bunlara "atıf çalışmaları" deniyor. Uzun yıllardır iklim bilimciler tek tek felaketleri "İklim değişikliği olmasaydı olabilir miydi?" sorusunu sorarak araştırıyorlar. Bunların en sonuncusu geçen ay Kanada'nın Pasifik kıyılarında yaşanan, yüzlerce insanın öldüğü büyük sıcak dalgasıyla ilgili yapıldı. İnsan eliyle sıcaklıklar artırılmasaydı Kanada'nın bu bölgesinde böyle bir olay olabilir miydi diye araştırdılar ve iklim değişikliği olmasaydı bu durumun olmasının imkânsız olduğunu buldular. Bir bütün olarak iklim krizi, sıcaklıkların aşırı artması ve kuraklıklar bu felaketlerin şiddetini, sıklığını ve yarattığı yıkımı artırıyor.
Türkiye'deki yangınlar, kuraklık ve aşırı sıcağın birleşmesiyle ortaya çıkıyor. Türkiye'de kuraklık olmasını engelleyebilir misiniz? Eğer iklim değişikliği ile mücadele etmezseniz engelleyemezsiniz. Yani siz iklim değişikliği ile mücadele etmeyip bir yandan fosil yakıt temelli politikalarınızı aynı şekilde sürdüreceksiniz, sıcaklıkları kontrol altına almak için emisyonları sıfırlamaya yönelik politikalar yürütmeyeceksiniz, ondan sonra da "Kuraklık olmasın" ya da "Kuraklığı başka türlü engelleyelim" diyeceksiniz. Bunun imkânı yok.
Aşırı sıcakların ve orman yangınlarının sağlık üzerine etkisi iç içe geçiyor. Türkiye'de biz henüz maalesef sıcak dalgalarının bir halk sağlığı sorunu olduğu gerçeğini idrak edemedik. Ne hükümet ne yerel yönetimler ne de sağlık otoriteleri aşırı sıcakların ciddi bir sağlık sorunu olduğunu kabul ediyor.
İklim değişikliğini durdurmak, bununla mücadele etmek imkansızmış gibi düşünmemek lazım. Bugün dünyada iklim değişikliğiyle mücadelenin ileri bir aşamasına geldik sayılabilir. Çünkü fosil yakıtları tamamen bırakmak için her türlü teknoloji, para elimizde var. Dolayısıyla bunu yapmamak, sadece siyasi bir karar. Siz ekonomi politikalarınızı değiştirmek istemiyorsunuz, bir yandan da ormanlar yanmasın istiyorsunuz. Bu, atmosferle pazarlık etmek gibi bir şeydir. Doğayla pazarlık edemezsiniz. Fizik yasalarıyla pazarlık edemezsiniz. Artı, bu kadar hızlı değişen iklime adapte de olunmaz. Türkiye gibi iklim değişikliği ile mücadele konusunda pek bir şey yapmaya niyeti olmayan ülkeler daha çok uyum politikalarını ön plana çıkartırlar. Yapılması gereken ilk şey, iklim değişikliği ile mücadele etmek.”
500 yıl sonrasını düşünürken…
Kar amacı gütmeyen The Conversation derneğinin katkıları ile uzmanlar ve bilim insanları, "Curious Kids" (meraklı çocuklar) programını oluşturarak, çocukların bilimle ilgili merak ettikleri soruları cevapladı.
Bu sorulardan biri olan "500 yıl sonra Dünya neye benzeyecek?" ise Binghamton Üniversitesi ve New York Eyalet Üniversitesi'nden Michael A. Little ile William D.MacDonald tarafından cevaplandı. Ve yanıt esnasında iklim krizine değinildi.
“Gezegenimizin değişiminde iki ana süreç etkili. Biri gezegenin Güneş'in etrafında dönmesi ve hareket etmesi gibi doğal döngüleri içeriyor, diğeri ise Dünya'daki canlıların, özellikle de insanların yaşamından kaynaklanıyor.
Dünya’nın eksen eğikliği şu anda yaklaşık 23,4 derece ve bu da bize 4 mevsimi veriyor.
Buzul çağları Dünya’nın eksen eğikliği ve yalpalamasına bağlı olarak 40-100 bin yıllık aralıklarla görülüyor. Beş yüz yıl jeolojik açıdan çok uzun bir süre değil. Yani 500 yıl sonrası için yeni bir buz çağı beklenmiyor. Aksine, Sanayi Devriminden beri katlanarak artan sera gazı emisyonları küresel ısınmaya sebep oluyor.
Özellikle insanlar Dünya'yı birçok yönden değiştiriyor. Şu anki küresel krizin başlıca sorumlusu olan insanlar, çoğunlukla atmosfere gezegenin ve atmosferin kaldırabileceğinden daha fazla sera gazı salan fosil yakıtları yakarak iklimin değişmesine neden oluyor.
Normalde, sera gazları, bir seranın camının yaptığı gibi Güneş'ten gelen ısıyı hapsediyor ve Dünya'nın daha sıcak olmasına sebep oluyor.
Havaya atılan çok fazla karbondioksitin sonucu, sıcaklıkların artması ve bu da Grönland ve Antarktika'da tehlikeli derecede sıcak yaz günlerine ve buzların erimesine neden olabilir.
Eriyen buz tabakaları deniz seviyesini yükselterek, Bangladeş gibi su seviyesinin altında olan kıyı bölgeleri tehlikeye atıyor. Böyle devam etmesi durumunda, 500 yıl sonra Hollanda'nın bir kısmı, ABD'nin bazı eyaletleri, Afrika ve Asya'da birçok ülkenin haritadan silinme riski var.
Bunun yanı sıra, küresel ısınma ile daha güçlü ve sıkı fırtınalar olacak, orman yangınlarının önüne geçmek neredeyse imkansız hale gelecek. Kuraklık nedeniyle birçok ülkede normal yaşam imkansız hale gelecek ve toplu göçler olacak. Dünyanın tüm canlıları risk altında kalacak.
Bu değişiklikler, büyük ölçüde insanların yollarını değiştirmeye ne kadar istekli olduklarına bağlı olarak, 500 yıl içinde çok farklı bir gezegene yol açabilir.**”
Kaynakça
500 yıl sonra Dünya: 'Orman yangınları neredeyse önlenemez olacak; ülkeler haritadan silinebilir'
İklim değişikliği: Sıradışı hava olaylarında yaşanan artışın arkasında ne var?
Orman yangınları: ″Atmosferle pazarlık edemezsiniz″ | Türkiye
Photos: Wildfires Are Igniting Around the World
Alevlerin ortasında ve henüz kanıt yokken Türkiye: İklim krizi mi, sabotaj mı?