


Okuma Süresi: 5 dakika
“Sahip olabileceğimiz en güzel deneyim gizemli olandır.” demiştir Einstein. Peki Dünya üzerinde hangi olaylar hala gizemini koruyor?
Üzerinde çok konuşulmuş, çok düşünülmüş, filmlere ve tablolara konu olmuş olan; en çok merak edilen efsanelerden biridir. İleri tekniklere sahip, barış içinde bir uygarlığın yaşadığı, sular içinde yitmiş gitmiş olan bu kayıp şehir, bir kurgudan mı ibaret? Atlantis adası, Antik Yunan dönemindeki hocaların hocası, Akademi’nin kurucusu Platon'un, düşünerek yarattığı ütopik bir yer mi? Bir zamanlar var olduğu düşünülen bu batık şehir hala düşüncelerdedir ve aranmaya devam edilmektedir.
Antik Dünya’nın 7 harikasından biri olup, varlığı hala tartışılmaktadır. Yeri de gizemini korumaktadır. Babil metinleri bu bahçelerden bahsetmez ve bu nedenle bazı bilim adamları aslında bu bahçelerin sadece bir kurgu olduğuna inanır.
Metinler; içinde meyveler, çiçekler, sürekli akan şelaleler olan bahçeleri tasvir eder. Yemyeşil teraslar ve egzotik yaratıkların yanı sıra; bademler, hurmalar, zeytinler, narlar, armutlar, ayvalar, cevizler, incirler, çamlar, selviler, ardıçlar, meşeler ve geniş asmalar tasvir edilmiştir. Antik Babil Krallığı’nın başkenti Babil’de, dönemin kralı II. Nebuchadrezzar; karısının doğa özlemini karşılamak üzere bu bahceleri yaptırmış, sonra da onları birer mucize haline dönüştürmüştür.
Bahçelerlerin yeri ve varlığı ile ilgili teoriler hala üretilmekte ve tartışılmaktadır.
Atlantik Okyanusu’nda bulunan, 50’den fazla geminin ve 20’den fazla uçağın gizemli şekilde kaybolduğu söylenilen bölgedir. Burası, tam olarak uçları Florida, Porto Riko ve Bermuda arasında kalan bir üçgen alandır.
Yıllarca bu gizemli kayboluşlar anlamlandırılamağı için; bu bölgede uzaylıların olduğuna, hatta kayıp Atlantis şehrinin Bermuda Şeytan Üçgeni tarafından yutulduğuna bile inanlar var. Bilim insanları bölgedeki bu kayıplara hangi doğal sebeplerin neden olabileceği ile ilgili açıklamalar yapmıştır. Ayrıca tüm bu iddialara rağmen, günümüzde yüzlerce gemi kaybolmadan bu bölgeden geçmektedir.
Hala tamamı deşifre edilemeyen ve günümüzdeki en karmaşık şifreli kodu içeren, CIA binasının bahçesinde bulunan heykeldir. Heykeltraş Jim Sanborn’un, CIA çalışanı Ed Scheidt ile yarattığı bu eser, 4 kısımdan oluşmaktadır. Bugüne dek eserin 4. kısmını, CIA’in kendisi de dahil olmak üzere, kimse çözememiştir. Dünyanın birçok yerinden farklı amatör ve profesyoneller, 4. kısmı çözmek için hala uğraşmaktadırlar.
Nevada’da çölün ortasında bulunan Amerikan askeri üssü uydusundan bile görüntüleri alınamayan gizemli bölge. Üst düzey devlet adamlarının bile girişi yasak olan bölgeye, sadece birkaç kişinin giriş hakkı var. Bölge çok sıkı güvenlik önlemleri ile korunmakta. İçeride olup bitenler ise son derece gizli. 51. bölge üzerinden uçmak dahi yasa dışıdır. Burda uzaylıların ve UFO’ların görüldüğü iddia edilmekte ve uzaylılarla anlaşmalar yapıldığı dahi ileri sürülmektedir.
239 yolcu ve mürettebatı taşıyan Malezya Havayolları uçağının ortadan kayboluşu, dünyanın en büyük havacılık gizemlerinden biri olmaya devam ediyor. Uçak, 8 Mart 2014’te gece yarısı, Kuala Lumpur’dan Pekin’e varmak üzere havalandı. Fakat kısa bir süre sonra kayboldu, radarların dalga takip alanından çıktı. Uçağın, Batı Avustralya'nın Perth kentinin 2.000 km batısında, Hint Okyanusu'na düştüğüne inanılıyor. Uçağı bulmak için tarihteki en masraflı çok uluslu havacılık arama çalışmaları başlatıldı. Kayda değer bir ize rastlanmadı ve günümüzde uçağa ne olduğu hala bilinmiyor.
İtalyan arkeolog Luigi Pernier tarafından bulunan, pişmiş kilden yapılmış disktir. Diskin Bronz Çağı’na ait olduğu düşünülmektedir. Bu diski gizemli yapan ise; üzerindeki yazı örneğine daha önce hiçbir yerde rastlanmamış olmasıdır. Diskte toplam 241 sembol yer almaktadır ve bu sembollerin yazı olduğu düşünülmektedir. Fakat bu semboller henüz tamamıyla deşifre edilememiştir.
Birçok kişi diski deşifre ettiğini iddia etti. Dil bilimci Dr Gareth Owens ise, diskin yüzde 99'unu deşifre etmeyi başardığını söylemiş; yazının anlamını değil, sembolleri çözümlediğini ifade etmiştir. Üzerindeki yazı türüne daha önce hiçbir yerde rastlanmamış olmasından dolayı; bazı arkeolog ve bilim adamları, diskin bir sahtekarlık veya aldatmaca olduğuna inanmaktadır.








