


Okuma Süresi: 5 dakika
Son zamanlarda toplum hiç olmadığı kadar hızlı gelişiyor, değişiyor. Bu değişim hem geçmişi hem günümüzü hem de geleceği etkiliyor. 1996’dan sonra doğan kişiler, yani Z jenerasyonu kendilerinden önce gelen jenerasyonlardan çok farklı. Bu farklılığın sebebi ne? Önceki jenerasyonlar, onların bizlerden daha olgun olmalarının sebebinin hayatları boyunca görüp geçirdikleri olduğunu söyler. Salgın hastalıklar, doğal afetler, siyasi tartışmalar, devrimler. Ama Z jenerasyonu olarak biz ergenliğimizi bitirmeden bunların hepsini gördük. Bu bizi tüm jenerasyonlardan daha iyi yapıyor mu?
X-Y-Z olarak adlandırdığımız kuşaklar, aile yapısı, iş hayatları ve yaşam tarzlarında birbirinden oldukça farklılık gösteriyorlar. Bu farklılıkların ilk nedeni, zemindeki duygudan doğuyor. X kuşağının zemin duygusu “yokluk, zorluk” iken Y kuşağında, “talep, acele ve sosyalleşme”, Z kuşağında ise “dönüşüm ve koşulsuz sevgi” olarak görünüyor. Bu tarz farklı zemin duyguları, her alanda kuşak çatışmalarına neden oluyor. Z kuşağına yönelik birçok genelleme bulunuyor. Bunlardan biri Z kuşağının ülkenin, dünyanın durumu ve geleceği ile ilgilenmediğidir. Bu doğru mu sizce? Z kuşağı apolitik sayılmasına rağmen gayet politik bir jenerasyondur. İstanbul Üniversitesi Şehir Politikaları Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Murat Şeker, Z kuşağının siyasete bakış açısını şöyle anlatır:
‘Ön yargıları yok’
“Z kuşağı gençlerin kimseyi bir şekle, bir kalıba sokmak gibi ön yargıları bulunmuyor. O yüzden siyasi fikirleri sabit değil. Daha evrensel ilkelerle olaylara bakabiliyorlar. Tabii bir de Türkiye açısından düşündüğümüzde Z kuşağı neredeyse hayata adım attığından beri aynı iktidar partisinin yönettiği bir ülkede yaşıyor. O yüzden geçmişe dönük yapılan karşılaştırmalar onlar için pek bir şey ifade etmiyor. Dolayısıyla Z kuşağı tamamen gelecek yıllara odaklanıyor. Kendisiyle ilgili olan bir konuyu hemen gündemine alıp sorgulayabiliyor. Örneğin özgürlüklerinin kısıtlanabilme ihtimalini görürse hemen aksiyon alıp tepkisini ortaya koyabiliyor. Bu zamana kadar gelen en sorgulayıcı nesil olarak karşımıza çıkıyor. Devlet artık onlar için ‘Baba’ değil, onlara hizmet etmesi için oluşturulmuş bir organizasyon. Önceki nesillere göre olaylara konulara ve tartışmalara daha objektif bakabiliyorlar. Her ideolojinin ve siyasi akımın yanlışlarını görebiliyorlar ve kararlarını buna göre değiştirebiliyorlar.”
Yani Z jenerasyonu sanıldığı gibi ilgisiz değildir. Aksine gerçekten bir şeyleri değiştirme potansiyeline sahiptirler.
Z’ye yönelik ön yargılardan bir diğeri de teknolojiye aşırı derecede bağımlı olmalarıdır.
Z kuşağına bağımlı demek hiç de adil değildir. içine doğdukları dünya bunu getirmiştir. Özellikle yetişkinlerin z jenerasyonuna sürekli teknoloji ile temasta oldukları için kızmaya hakları yoktur. Ocak 2017 tarihli Mobil Bağlantı Anketinde, ebeveynlerin yüzde 43'ünün çocukları için bir tablet satın aldığını tespit edilmiştir. Ayrıca son zamanlarda yemek saatinde televizyondan akşam haberlerine bakmayan ya da günün stresini sosyal medyada atmayan bir yetişkin görmek zordur. Doğduğumuz dünyada teknolojinin olmaması mümkün değildir. Z kuşağı olarak teknoloji bir hobi bir bağımlılık değil bir parçamız haline gelmiştir.
X ve Z jenerasyonu arasındaki çatışma aslında son derece anlaşılır. Z kuşağı olarak bizler zaman zaman X’lerin fikirlerini, düşünce yapılarını pek mantıklı bulmayız çünkü farklı toplumlara ve farklı dünyalara doğduk.Öte yandan genellikle kuşak konusu açıldığında duyduğumuz şeyler ya eleştiri ya da önyargılar oluyor. Başka bir dünyaya uyum sağladığımız için, üstelik diğer jenerasyonlar da bunu yaparken, eleştiriliyoruz ve bu eleştirileri kabul etmek istemiyoruz. Sınırlarını çizmeye başlayan ilk jenerasyon biziz. Bana göre saygı kelimesinin anlamını gerçekten benimseyen ilk jenerasyon da biziz.
Saygı karşılıklı olur ve yaş ile gelmez. X’ler bizlere hep ne olursa olsun , ne derlerse desinler büyüklerimize karşı “saygılı” olmamızı söyler. Z’ler böyle düşünmüyor. Bize göre herkesin kendi sınırları vardır ve bu sınırların aşıldığı yerde saygı sona erer. Bir kişi sırf benden yaşça büyük diye onun benim sınırlarımı aşmasına izin veremem.
Herkesi olduğu gibi kabul etmeyi, dünyanın değiştiğini, bizim başka koşullara adapte olduğumuzu hatırlamak önemli… Bizim içine doğduğumuz dünyayı da önceki kuşaklar oluşturdu. Sonraki kuşaklara daha iyi bir dünya bırakmak için önyargıları bırakıp birlikte çalışmalıyız.
Kaynakça
Gen Z Stereotypes | Debunking the Myths of Generation Z
Is generation Z glued to technology? ‘It’s not an addiction; it’s an extension of themselves’