


Onlarca yıllık ilerlemeye rağmen, inatla gerçekliğini koruyan bir durum var: Kadınlar, hâlâ ortalama olarak erkeklerden daha az ücret alıyor. Bu fark, yalnızca bireylerin geçim kaynaklarını değil, fırsat eşitliğini ve toplumların ekonomik ve sosyal gelişimini de olumsuz etkiliyor. 21. yüzyılda ilerledikçe, cinsiyete dayalı ücret farkını kapatmak artık bir seçenek değil; daha adil ve sürdürülebilir toplumlar inşa etmek için bir zorunluluk. Bugünkü durumumuzu şöyle özetleyebiliriz:
Eşit işe eşit ücret, temel bir insan hakkıdır (İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, Madde 23). Ancak bugün bile, kadınlar küresel ölçekte erkeklerden yaklaşık %20 daha az kazanıyor (Focus 2030, UN Women).
İlerleme şaşırtıcı şekilde yavaş. Mevcut hızla devam ederse, küresel cinsiyet eşitliğinin sağlanması 134 yıl sürecek (World Economic Forum, 2024). OECD ülkelerinde bile, ücret farkını kapatmak 46 yıl alabilir (PwC Women in Work 2025).
Bölgelere göre durum farklılık gösteriyor: Avrupa, cinsiyet uçurumunun %75’ini kapatarak lider konumda, ancak ülkeler arasında farklılıklar devam ediyor (Eurostat).
Kuzey Amerika, kadınların erkeklerin kazancının %84–85’ini elde ettiği bir durağanlık gösteriyor (Statista).
Asya, özellikle Güney Kore ve Japonya gibi ülkelerde yüksek ücret farklarıyla mücadele ediyor (OECD).
Afrika'da ilerleme karışık. Örneğin, Ruanda dünyadaki en yüksek kadın işgücü katılım oranlarından birine sahip (%86), ancak kadınlar hâlâ erkeklerin kazandığı her 1 dolara karşılık yalnızca 88 sent kazanıyor (The Borgen Project, 2024). Bu, yüksek katılımın otomatik olarak ücret eşitliği getirmediğini gösteriyor.
Eşitsizlik; Daha düşük yaşam standartları, kadınlar (özellikle tek ebeveynler ve yaşca büyük kadınlar) arasında daha yüksek yoksulluk oranları, kaybedilen ekonomik büyüme fırsatları ve zayıflayan sosyal uyum yaratıyor. (UN Women Gender Snapshot 2024).
Mesleki ayrımcılık: Kadınlar, bakım ve eğitim gibi daha düşük ücretli sektörlerde orantısız şekilde yoğunlaşıyor.
Eşit olmayan bakım yükü: Dünya genelinde kadınlar, erkeklere kıyasla yaklaşık iki buçuk ila üç kat daha fazla ücretsiz bakım ve ev işi yapıyor (UN Women).
Önyargılar ve temsil eksikliği: Küresel düzeyde yönetici pozisyonlarının yalnızca %27,5’i kadınlar tarafından dolduruluyor (World Economic Forum 2024).
Ekonomik büyüme: Cinsiyet eşitliğinin sağlanması, küresel GSYİH'ye 12 trilyon dolar ekleyebilir (UN Women).
Eğitim etkisi: Her kız çocuğunun lise eğitimini tamamlaması, küresel ekonomiye 30 trilyon dolar kazandırabilir (World Bank).
İklim dayanıklılığı: Cinsiyet eşitsizliği, iklim değişikliğine karşı kırılganlığı artırıyor. 2050 yılına kadar iklim değişikliği, 158 milyon kadın ve kızı daha yoksulluğa itebilir (UN Women, 2025).
Gıda güvenliği: Bugün, 47,8 milyon daha fazla kadın, erkeklere kıyasla açlık ve gıda güvensizliğiyle karşı karşıya (UN Women, 2025).
Cinsiyete dayalı ücret farkı yalnızca bir "kadın sorunu" değil. Bu durum, dayanıklı ve sürdürülebilir toplumlara ulaşmanın önünde büyük bir engel.
Ücret şeffaflığı yasaları: AB ve diğer bölgelerde şeffaflık zorunlulukları, ücret farklarını açığa çıkarmaya ve hesap verebilirliği artırmaya yardımcı oluyor (OECD).
Sertifikasyon modelleri: İzlanda’da şirketlerin eşit değerli işler için eşit ücret verdiklerini kanıtlamaları gerekiyor. Bu model, ülkenin cinsiyet eşitliğinde dünya lideri olmasına katkı sağlıyor (World Economic Forum).
Küresel koalisyonlar: Eşit Ücret Uluslararası Koalisyonu (EPIC), 63 ülkeyi kapsıyor ve 2030'a kadar ücret eşitliğini sağlamayı hedefliyor (ILO, 2024).
Bakım altyapısına yatırım: Uygun fiyatlı çocuk bakımı ve ebeveyn izni imkânları, kadınların işgücüne tam katılımını kolaylaştırıyor.
Eşit ücret yalnızca adalet meselesi değil, aynı zamanda ekonomik akılcılıktır. Eşit ücretin sağlanması; büyüme, dayanıklılık ve adalet için devasa bir potansiyelin kapılarını aralayabilir.
Artık küçük adımlarla ilerleme zamanı geçti. Cinsiyete dayalı ücret uçurumunu kapatmak, bir insan hakları zorunluluğu, iş dünyası için bir fırsat ve sürdürülebilir bir gelecek inşa etmenin temelidir.