


Okuma Süresi: 6 dakika
Pozitif psikoloji, bireylerin sadece “hayatta kalabilmeleri” için değil; bunun ötesinde güçlü yönlerine odaklanarak anlamlı bir yaşam kurmaları için onlara destek olan bir alandır.
Pozitif psikolojinin babası olarak görülen Martin Seligman, ünlü TED konuşmasında (Seligman), bu kavramın ortaya çıkışını şöyle tanımlıyor; psikoloji, daima “hastalık modeli” üzerine çalışıyordu, ana hedefi insanlarda yanlış giden şeyleri bulmaktı. Bu esnada psikoloji, “normal (patolojik sorunu olmayan) insanları” daha mutlu etmenin yollarını araştırmadı; yüksek yeteneklere sahip olan insanlarla ilgilenmedi.
İşte bu eksikliği fark eden Martin Seligman, Nancy Etcoff, Dan Gilbert, Mike Csikszentmihalyi gib araştırmacılar, “pozitif psikoloji” üzerine eğilmeye başladılar.
Pozitif psikolojinin savunduğu başlıca üç fikir şöyle:
Psikoloji bilimi;
● Zayıflıklarla olduğu kadar, güçlü yanlarımızla da ilgilenmeli.
● En kötü şeyleri düzeltmeye çalıştığı kadar, yaşamlarımızda en iyi şeyleri inşa edebilmemiz konusunda da destek olmalı.
● Patolojiyle olduğu kadar, “normal insanların” hayatlarını daha tatminkar hale getirmek ve yüksek beceri alanlarını geliştirmekle de ilgilenmeli.
Seligman bu konuşmasında ilginç bir saptamaya da değiniyor; pozitif psikoloji bağlamında “çok mutlu” olan insanlarda neyin farklı olduğuna dair bir araştırma yapıldığında; bu insanların daha dindar, daha zengin, daha güzel olduklarını veya geçmişte başlarına daha fazla iyi olayın gelmiş olduğunu görmüyoruz. “Çok mutlu” olan insanlar bir konuda diğerlerinden farklılar: çok sosyal olmak.
Fakat burada bahsedilen mutluluk; “Hollywood” anlamıyla ele alabileceğimiz, keyif ve eğlence odaklı bir mutluluk.
Seligman bunun yeterli olmadığını söyleyerek; mutluluğun açılımına dair 2 farklı katmandan daha bahsediyor.
1. Keyifli Yaşam
Mutluluğun birinci yolu, olabildiğince çok keyifli an ve pozitif duygu yaşamak; ve bunu artırıp güçlendirecek becerileri öğrenmekle ilgili. Bu eğilim aslında kalıtsal, yani çok da değiştirilebilir değil. Ayrıca bu anlamdaki olumlu duygular kısa süre içerisinde alışkanlığa dönüşüyor ve aynı zevki vermemeye başlıyor.
Bu da bizi, zevk ve keyfin karşısında “akış” kavramını gördüğümüz noktaya götürüyor; yani mutluluğun ikinci açılımına.
2. İyi Yaşam
Burada Seligman “akış” kavramının üzerinde durarak; bunu, kişinin adeta başka hiçbir şey hissetmeden ve düşünmeden, yaptığı şeyle tam bir angajman içine girmesi olarak tanımlıyor.
Seligman’a göre bu yoğun odaklanma becerisi, mutluluğun önemli anahtarlarından biri. Mutluluğun birinci açılımında bahsedilen keyif ve zevk alma gibi durumlarda duygu ve düşünceler ön plandayken; “akış”ta olduğunuzda, zaman adeta sizin için durur. Belirgin şeyler hissetmezsiniz; yoğun bir konsantrasyonla yaptığınız şeyle, dinlediğiniz müzikle veya çalıştığınız konuyla “bir olmuşsunuzdur” adeta. İyi yaşamın anahtarı da budur.
En güçlü yanlarınızı bulur ve hayatınızın her alanını, bu güçlü yanlarınızı olabildiğince çok kullanacağınız şekilde düzenlerseniz; “akış” halinin getirdiği mutluluğu çok daha sık deneyimleyebilirsiniz.
Dolayısıyla iyi yaşam; çok gülmek, eğlenmek, sıkça olumlu duygular yaşamakla değil; “kendini tamamen bir şeye verebilme” yetisiyle ilgili.
3. Anlamlı Yaşam
Geleneksel olarak en saygın gören ise; üçüncü yol olan “anlam”. Bu seviyede bir mutluluk da; en güçlü olduğunuz alanları ve becerilerinizi tespit ederek; onları, sizden “daha büyük bir değere” ait olmak ve ona hizmet etmek için kullandığınızda ortaya çıkıyor.
Öz-Şefkat
Kadınları onurlandırdığımız bu haftada, pozitif psikoloji alanında önemli etkiler yaratmayı başarmış birkaç kadının çalışmalarına da göz atalım.
Kristin Neff - Self-Compassion.org
“Mindful Self-Compassion” (Kişinin kendisine duyduğu, farkındalığı yüksek bir şefkat) kavramını geliştiren önemli araştırmacılardan biridir. Kendinizi hırpalamayı durdurarak, özgüvensizliği geride bırakmanın yollarını anlattığı Öz Şefkat kitabı, konuya dair pratik alıştırmalar sunuyor. Websitesinde, ücretsiz meditasyonlar da dahil olmak üzere birçok kaynak var. Ayrıca geçtiğimiz aylarda, kadınların fikirlerini ifade etmek, kendi güçlerine sahip çıkmak ve bu yolla başarılı olmak konusunda nezaketi nasıl kullanabileceklerini anlatan Fierce Self Compassion adlı kitabı da çıktı.
Brene Browne - BreneBrown.com
Birçok kişi Brene Brown'ın 2010’da yaptığı “The Power of Vulnerability” (Kırılganlığın Gücü) adlı TED Konuşmasını izlemiştir. Özellikle utanç ve kırılganlık gibi “zor konular” hakkında araştırma yapmaya ve konuşmaya istekli olması; bunların olumlu şeyler de olabileceğini anlatması, Brown’ı bu alanda çok önemli kılıyor. Brene Brown’nın çalışmaları, diğer insanları anlama ve hayata dair yeni bir bakış açısı edinme konusunda kesinlikle ufuk açıyor.
Barbara Fredrickson - PositiveRatio.com
Barbara Fredrickson'ın olumlu duygular üzerine yaptığı araştırma oldukça ilham verici. Olumlu duygular deneyimledikçe dikkatimizin kapsamı genişler, daha net görürüz, problemleri daha iyi çözebiliriz ve aslında daha olumlu şeyleri fark etmeye başlarız. Tüm bunlar da, yukarı doğru yükselen bir pozitiflik sarmalına yol açar. Aşk, umut, sevinç, gurur ve diğer birçok olumlu duygu hakkında daha fazla bilgi edinmek istiyorsanız, çalışmalarına göz atmalısınız. Sadece "mutluyum" demek yerine, duyguların arasındaki nüansları fark edebilmenin; huşu, neşe, sevgi ve gururu ayrı deneyimler olarak tanımlayabilmenin önemini anlamanızı sağlıyor.
Kaynaklar: