


Okuma Süresi: 5 dakika
Kısa süre öncesine kadar dünya dışındaki gök cisimleri için sorduğumuz ‘yaşam var mı?’ sorusu, dijital dünyada çoktan cevaplanmış görünüyor.
İstediğiniz şekilde bir avatar ile, tüm yeteneklerinizle beraber yer alabildiğiniz; görüp, koklayıp, dokunabildiğimiz sınırsız bir dünya… Metaverse deyince aklımıza gelen en basit tanımlama bu.
Burada ciddi anlamda artırılmış, hatta ‘genişletilmiş’ (extended) bir gerçeklikten; şu anki yaşamlarımıza kıyasla neredeyse ‘sınırsız hale getirilmiş’ bir evrenden bahsediyoruz. Evet, metaverse’ün en ilginç tarafı: her şeyimizle var olabileceğimiz ve gerçek zamanı deneyimleyebileceğimiz bir dünya sunması. Peki metaverse derken, şu içinden çıkamadığımız bir sürü meseleyle boğuştuğumuz 21.yüzyılı, olduğu gibi başka bir platforma taşıyacak yeni ve daha iyi bir yaşam biçiminden mi bahsediyoruz gerçekten? Meta-verse her şeyin bütünü olarak bildiğimiz uni-verse’imize, yani evrenimize bir alternatif oluşturabilir mi?
Uzmanlar ve araştırmacılar, aslında metaverse kavramının uzun süredir ortalarda olduğu konusunda hemfikirler. Sözcüğün ilk kullanıldığı yer sorulduğunda, herkesin işaret ettiği kaynak: Neal Stephenson’ın 1992’de yayınlanmış bilimkurgu romanı Snow Crash. Second Life platformu ya da Roblox oyunu ise, metaverse gündemi öncesi benzer imkanları sunması bakımından en sık gösterilen örnekler. Araştırmalara göre metaverse sözcüğünün ‘aratılması’ Ekim 2020’den beri artış gösteriyor. Metaverse’ün 2022 gündemine bu denli oturmasının sebebi ise; Mark Zuckerberg’in 28 Ekim 2021’de yayınladığı ‘Metaverse’ tanıtım videosu.
Giderek dijitalleştiğimiz ve buna kolay alıştığımız doğru. Pandemi itibarıyla avantajlarını gördükçe, dijital dünyayı daha da sever olduk. Birçok kurumsal şirketin online iletişimi yönetmek için tercih ettiği Microsoft Teams, kullanıcılarına üç boyutlu avatar imkanları sunarak; metaverse’e doğru adımlar atmaya başladı bile. Kore’de Ağustos 2021 itibarıyla politik partilerin toplantılarını metaverse ortamında gerçekleştirdiğini gördük. Geçtiğimiz günlerde Türk siyasetindeki ilk metaverse toplantısı da gerçekleşti. Avustralya, İngiltere ve Amerika gibi ülkeler metaverse’ü eğitim sistemlerine entegre etmeye başladılar. Dini ritüellerin dahi metaverse ortamına taşınmaya başladığına şahit oluyoruz.
Peki her alanda dijitalleşmenin, faydadan çok zarar getireceği noktalar olabilir mi? Son günlerde metaverse’ün alternatif bir yaşam olarak sunulmasının olası sonuçlarına dair çok şey sorgulanıyor. Augmented Reality, Virtual Reality, Internet of Things gibi kavramlar, metaverse dünyasının küçük bileşenleri olarak kalacak gibi görünüyor. Henüz soru sorma seviyesinde kalan araştırmalarımız, ancak metaverse’ü yoğun olarak deneyimleme imkanını elde ettiğimizde meyvelerini verecektir. Sonuç ne olursa olsun, insanlık olarak önemli bir eşikte olduğumuz kesin gibi görünüyor.
Geleceğimiz Metaverse mü?
Tipik soru: Gelecek kuşaklara bırakmak istediğimiz bu mu?
Bugün genel olarak insanlara sorduğumuzda; herkes ‘daha iyi bir dünya’ hayal ediyor. İklim krizi, ekonomik dengesizlikler ve giderek artış gösteren psikolojik sorunlar gibi dinamikler bize, nereye gitmekte olduğumuza dair her gün yeni sorular sorduruyor. Peki metaverse, bu soruları bitirecek bir imkan mı hazırlıyor? Yoksa bu soruları bitmiş gibi gösterecek alternatif bir sanal evren mi teklif ediyor?
Metaverse ile tüm bu soruların ve sorunların sadece askıya alındığını, kalıcı ve insani çözümler sunulmadığını görecek olsak dahi; en azından ilk etapta, bu yeni ‘ortam’ şahane bulduğumuz bir evren olabilir. Genel kanı, sayısız insan için süresiz ve senkronize bir iletişim platformu sunacak olan metaverse’ün hayatımızı tam anlamıyla etkilemeye başlayacağı dönemin 2030’lara denk geleceği yönünde.
Metaverse’de Kim Olacaksın?
Şu anda metaverse’ün sadece ne olduğunu merak edenlerden, orada yaşamaya başlayanlara kadar geniş bir skala var. Bir süre sonra ise tüm yaşamın, değişerek metaverse’e taşınacağını iddia edenler var. Metaverse evrenine dahil olamayanlar ya da farklı sebeplerle dahil olmamayı seçenler olursa; oyun dışı kalıp kalmayacakları da, önemli tartışma konularından biri. Bu anlamda iki dünyayı birleştirme görevini üstlenenlerin olacağı tahmin ediliyor. Ortaya çıkan yeni iletişim denklemlerini, özel yaşamın yeniden tanımlanmasını yönetecek; kimlik karmaşaları ve tabii ki psikolojik ve sosyolojik kaosu önleyecek uzmanlara ihtiyaç duyulacak gibi görünüyor.
Peki metaverse giderek bu dünyanın yerini alırsa; insan bedenlerine ne olacak? Bu Dünya’ya, doğamıza ne olacak? Sosyal medya ile bizlere sunulan ‘iki boyutlu’ dünyayı dahi kontrol etmekte zorlandık. Metaverse ile sunulan üç boyutlu ve hayal gücünü sınırsız şekilde içine alabilen bir ‘evren’ ne kadar kontrol edilebilir olabilir?
Yönetilebilir olsa dahi, insanlık olarak, metaverse’ü daha iyi bir dünya için kullanabilecek miyiz? Geçmiş veriler bunun için pek parlak ihtimaller sunmasa da; bu sorunun cevabını, ancak metaverse ile gelen değişimlerin içine girdiğimizde almaya başlayacağız. Kritik olan; hepimizin bu cevap payında kayda değer bir sorumluluğu olduğunu görebilmek.
Gelecek, her zaman olduğu gibi, biz adım attıkça şekillenecek.
Metaverse’ün iş dünyasına getireceği yenilikleri okumak için: Yeni Evren’de İş Yapmak
Kaynaklar:
KellyOnTech Demystifying the driving force behind cutting-edge tech: Metaverse
Answering the top three questions about Metaverse KellyOnTech