


Okuma Süresi: 7 dakika
Pwc’nin küresel yapay zeka çalışmasına göre AI; 15,7 trilyon dolarlık bir oyun değiştirici.
Yapay zeka, 2030'da küresel ekonomiye Çin ve Hindistan'ın mevcut üretiminin toplamından daha fazla; 15,7 trilyon dolara varan oranlarda katkıda bulunabilir. Bunun 6,6 trilyon dolarının artan üretkenlikten ve 9,1 trilyon dolarının tüketimle ilgili yan etkilerinden gelmesi muhtemel olarak görülüyor.
Rapora göre; bazı pazarlar, sektörler ve bireysel işletmeler diğerlerinden daha gelişmiş olsa da, AI hala genel olarak gelişiminin çok erken bir aşamasında. Bu nedenle de; gelişmekte olan piyasaların, daha gelişmiş emsallerinin önüne geçme fırsatları var.
Bulunduğunuz iş sektöründe, bugünün start-up'larından biri veya henüz kurulmamış bir işletme, on yıl içinde pazar lideri olabilir.
(Raporun tamamını okumak için: Pwc yapay zeka raporu)
Aslında bu değişimi, 1800'lerden bu yana gerçekleşmiş bir dizi “genel amaçlı teknoloji” (GPT-general purpose technologies) ile birlikte dört dalga halinde düşünmek faydalı olacaktır. GPT'ler ekonomistler tarafından "hem ev yaşamını hem de firmaların iş yapma biçimlerini değiştiren değişiklikler" olarak tanımlanır. Son iki yüzyılın en önemli dört GPT'si buhar makinesi, elektrik gücü, bilgi teknolojisi (IT) ve yapay zekaydı (AI).
Stratejik Yatırımın Önemi
Pwc’nin araştırması; 2030 yılına kadar toplam ekonomik kazançların %45'inin, tüketici talebini canlandıracak olan ürün geliştirmelerinden geleceğini gösteriyor. Bunun nedeni; AI'nın zaman içinde artan kişiselleştirme, çekicilik ve satın alınabilirlik ile daha fazla ürün çeşitliliği sağlayacak olması.
Yapay zekadan en büyük ekonomik kazançlar, Çin'de (2030'da GSYİH'de %26 artış) ve Kuzey Amerika'da (%14,5 artış) olacak. Bu da toplam 10.7 trilyon dolara eşdeğer ve küresel ekonomik etkinin neredeyse %70'ini oluşturuyor.
Evet, yapay zeka (AI), küresel ekonominin üretkenliğini ve GSYİH potansiyelini değiştirebilir. Fakat bunun gerçekleşmesi için farklı AI teknolojisi türlerine stratejik yatırım yapılması gerekiyor.
Yuval Harari: Küresel İşbirliği Gerekiyor
Sapiens ve Homo Deus’un yazarı ünlü tarihçi Yuval Noah Harari, distopik bir gerçekliğe uyanmamamız için, milletlerin dünya çapında bir işbirliğine giderek yapay zeka ve ‘veri birikimi’ konusunda düzenlemeler oluşturmaları gerektiğini savunuyor. Harari, yapay zekanın patlayıcı gücünü ulusal bir düzlemde ele alabilmemizin mümkün olmadığını söylüyor. Fakat Soğuk Savaş dönemindeki Demir Perde’nin, bugünün “Silikon Perdesi” olduğunu ve dünyanın bu anlamda Amerika ve Çin arasında bölünmüş olduğunu belirtiyor.
“Netflix bize ne izleyeceğimizi, Amazon neyi alacağımızı söylüyor. Sonunda 10, 20 veya 30 yıl içinde bu tür algoritmalar size üniversitede ne okuyacağınızı, nerede çalışacağınızı, kiminle evleneceğinizi ve hatta kime oy vereceğinizi de söyleyebilir.” diyen Harari, ardından şu uyarıları yapıyor: "Şu bir anahtar kural: verilerimi alıyorsanız; verilerin beni manipüle etmek için değil, bana yardım etmek için kullanılması gerekiyor. Diğer bir önemli kural: bireylerin gözetimini artırdığınızda; aynı anda şirketin, hükümetlerin ve tepedeki insanların gözetimini de artırmanız gerektiğidir. Ve üçüncü ilke: tüm verilerin tek bir yerde toplanmasına asla izin vermemek. Bu, diktatörlüğün reçetesi olur."
Tabii ki bu gelişmelerin sadece distopik olmadığını; aynı zamanda ütopik de olduğunu vurguluyor ve şöyle devam ediyor: “Demek istediğim, bu tür veriler tarihteki en iyi sağlık sistemini oluşturmamızı da sağlayabilir. Soru; bu verilerle başka neler yapılıyor? Ve bunu kim denetliyor? Kim düzenliyor?"
İnsan-Makine Sentezinin Geleceği
Google'ın Mühendislik Direktörü Ray Kurzweil, daha iyimser ve ütopya beklentisi tarafında görünüyor. Kurzweil, isabetli tahminleri ile tanınmış bir mucit ve fütüristtir. 1990'lardan bu yana yaptığı 147 tahminde, %86 oranında doğru sonuçlar elde ettiğini iddia ediyor.
2029’u, bir yapay zekanın geçerli bir Turing testini geçeceği ve dolayısıyla insan zeka düzeylerine ulaşacağı bir tarih olarak görüyor.
“2030'larda insan ve makine, gerçek ve sanal gerçeklik veya iş ve oyun arasında net bir ayrımın olmayacak. Akıllı nanorobotlar çevreye, vücudumuza ve beynimize derinlemesine entegre olacak, ışınlama deneyimi yaşayacak ve insan zekasını artıracak.” diyor.
Önümüzdeki 10 yılda beklediği bazı gelişmeleri ise şöyle tanımlıyor: “Giysilerimizi 3 boyutlu yazıcılarla basacağız. Ucuza evler inşa etmek için birbirine geçen modüller üreteceğiz. Gıda üretimini otomatikleştiren ve ucuz hale getiren dikey tarıma sahip olacağız. Yazılım, müzik, video, film, kitap vb. alanlarda güçlü bir açık kaynak ekonomisi olacaktır. 3D baskıya erişim, günümüzde bilgi işlem platformlarında daha da yaygın olacak. Nihayetinde insanların tüm temel ihtiyaçları, açık kaynak bilgi formları aracılığıyla karşılanacaktır. Değişim oranı şimdi o kadar hızlı ki; her 3 ila 5 yılda bir iş planlarının, bir endüstrinin her seviyesinin büyük değişiklikler geçireceğini dikkate alması gerekiyor.”
Kurzweil, 2030'larda beynimizin içine girebilecek ve hafızamıza destek olabilecek bazı teknolojilerin icat edileceğini tahmin ediyor. Ayrıca 2040'lara geldiğimizde insan zekasını bir milyar çoğaltacağımızı, sadece zekamızı geliştirerek dünyanın en büyük zorluklarını çözebileceğimizi söylüyor.
Dolayısıyla, makinelerin dünyayı ele geçirdiği bir vizyonu düşünmek yerine; Kurzweil tüm bu gelişmeleri, benzersiz bir insan-makine sentezinin geleceği olarak ele alıyor.
Kaynaklar:
By 2030, Nanobots Will Flow Throughout Our Bodies
Fütürist Ray Kurzweil: 2030'larda insanlar ışınlanacak
PwC’s Global Artificial Intelligence Study: Exploiting the AI Revolution
Singularity Will Happen by 2045
Whoever leads in artificial intelligence in 2030 will rule the world until 2100