• 8/25/2022 7:11:34 PM

Şikayet Kültürü

Okuma Süresi: 7 dakika

Yazıda değinilen ana noktalar:

Modern toplum, soyutlanma ve güçsüzlük hissi üretiyor. Şikayet de; bu koşullara verilen bir yanıttır.

Şikayetler; memnuniyetsizlik ifadelerinden çok, stratejik etkileşim biçimleridir, başkalarıyla ilişki kurma yoludur.

Şikayet; alışkanlık, eğlence, iş ve ‘duygudaşlık’ gibi farklı şekillerde ortaya çıkabilir. Her birinin belirli işlevleri vardır.

Hepimiz mutlaka, zaman zaman çeşitli şeylerden şikayet ediyoruz. Aslında çoğumuz, farkında olmasak da, şikayet ifadelerimiz konusunda oldukça stratejik davranıyoruz.

Peki öncelikle, şikayet etme sebeplerimiz nedir?

Neyi şikayet ediyoruz?

Genellikle, kontrol etmek konusunda kendimizi güçsüz hissettiğimiz ve gerçekten değişmeyeceğini düşündüğümüz durumlardan şikayet ederiz. Artan fiyatlar, hava durumu, insanların araba kullanma şekilleri veya vücudumuzdaki ağrılar gibi…

Tipik olarak, bu konulara doğrudan değinmeden şikayet ederiz; çünkü doğrudan değinmek, eleştirmek ve hatta konuyu düzeltmeye geçmek anlamına gelir. Şikayet etmek daha güvenli, daha az sonuç doğuran bir stratejidir.

Kim, kime şikayet ediyor?

Düşük statüye sahip olduğunu hisseden veya statülerini kaybedeceğini hisseden kişilerde şikayet, ön plana çıkıyor.

Fakat bu kişiler, doğrudan şikayetçi oldukları “üstlerine” konuşmazlar. Tam aksine; genellikle benzer durumdaki kişilere şikayette bulunurlar. Tabii o zaman bile, bu dinleyicilerin “onları ispiyonlama” tehlikesi vardır. Bu nedenle, kaba şakaların ve kötü niyetli dedikoduların dinleyicileri dikkatle seçilir.

Yüksek statülü insanlar da şikayet ediyorlar. Fakat, astlarına şikayet etmek; açık bir zayıflık kabulü olabiliyor. O nedenle, bu tür açıklamaları paylaşmamak veya yalnızca güvenilir meslektaşlarla paylaşmak daha doğru oluyor.

Genellikle de şikayetler, dolaylı olarak yapılır. Örneğin çocuklar yolculuk esnasında durmadan sorarlar: “Daha gelmedik mi?”. Şirket çalışanları, yaşam kaliteleri hakkında dolaylı şakalar yaparlar. İdeal olarak bu şikayetler; kendilerinin durumunda olan diğer insanların, onların isyanlarına tanık olabileceği ve muhtemelen de destekleyebileceği ortamlarda yapılır.

Ne zaman ve nereye şikayet ediyoruz?

Tarihsel olarak şikayet etme; sözlü, yüz yüze bağlamlarda süregeldi. Modern çağ ise, yazılı (ve dolayısıyla daha kalıcı) yeni üsluplara sahip. Anonim anketler ve öneri kutuları buna örnek olarak verilebilir. Oteller, restoranlar, mağazalar ve ofislerdeki deneyimlerimizi “değerlendirme” konusunu rutin haline getirebileceğimiz “internet çağında”, bu gibi imkanlar çarpıcı biçimde artıyor. Günümüzde bu anlamda herkes bir eleştirmen.

İnsanların olumlu yorumlardan ziyade; olumsuz yorumları ifade ederken kendilerini daha özgür hissettikleri bir “şikayet kültürü” içinde yaşıyoruz. Sosyal devleşme ve medya tarafından yönetilen olayların olduğu bu zamanda, toplumun gerektirdiklerini kontrol etme konusunda kendimizi güçsüz hissediyoruz. Bu anlamda, şikayetler küçük protesto eylemleridir.

Bununla birlikte, şikayetler basit duygusal patlamalar gibi görünse de; aynı zamanda diğerlerinin bizim standartlarımızı görmesi için kullandığımız bir sosyal etkileşim biçimidir.

Alışkanlık olarak şikayet etmek: “Hala buradayım…”

Şikayetlerimizin çoğu istisnai veya hatta “ara sıra” bile değildir; devam eden protestolardır. Bozuk plak gibi; sevmediğimiz bir akrabamızı, karşı olduğumuz bir politikacıyı ya da ağrılarımızı şikayet eder dururuz. Karşımızdaki, biz şikayete başladığımız anda; genellikle "İşte yine aynı şey…" diye düşünür. Ondan çok az yanıt alır veya hiç yanıt alamazsak, kaygımızı yeniden dile getiririz.

Diğer alışkanlık biçimleri gibi; bu türden bir şikayet, kim olduğumuzu ve neyi temsil ettiğimizi yeniden onaylama amacına sahiptir.

Oyun olarak şikayet etmek: “Hadi ortalığı karıştıralım…”

Bazen şikayet, şakalaşma veya hafif bir çatışma biçimini alır.

Bahsedilen olay veya durum hakkında sivri şakalar yapılır ya da alay etme ve abartmalar devreye girer. İlham alan dinleyiciler, kendi hikayelerini ve espirilerini ortaya koyarlar. Otoriteler aptal bir hal alır; durumlar absürt görünür; resmi politikalar birdenbire saçma hale gelir.

Bu tür bir “oyun”, bir yakınma seansından çok daha fazlasıdır. Kolektif enerjinin bir araya gelmesidir.

**İş olarak şikayet etmek: “Hadi bir şeyleri değiştirelim.” ** Şikayet etmeyi genellikle, öneri kutusuna yorum bırakmak gibi verimsiz bir faaliyet olarak düşünürüz. Ancak, birçok şikayet kasıtlıdır. Eşler, gerçekten davranış değişikliği istedikleri (ve bekledikleri) için birbirlerine şikayetlerde bulunurlar. Fırının tamir edilmesi gerekiyordur; eşlerden biri işte çok fazla zaman harcıyordur veya alışveriş alışkanlıkları kontrolden çıkmıştır.

Yani şikayetler, aynı zamanda eyleme geçirmek için bir motivasyon sağlarlar.

Paylaşım ve duygudaşlık için şikayet etmek: “Bu işte beraberiz.”

Bu durumda ise, dinleyen kişinin şikayet olarak düşündüğü şeyi; şikayet eden kişi öyle görmeyebilir. Kişinin küçük fiziksel ve psikolojik endişeleri veya stresi hakkında konuşması; onun için, ilişkide duyguları paylaşmanın veya “açık olmanın” bir yolu olabilir. İdeal olarak bu paylaşım, dinleyen kişide de benzer bir açıklık yaratacaktır.

Kişinin kendi başarısızlıklarına ve eksikliklerine odaklanan şikayetler biraz daha farklıdır. Bu kendi kendini “yerme”, bir destek talebi gibi görünebilir. Birinin statüsünü, diğerinin önünde kasıtlı olarak düşürmesinin bir yoludur.

Dinleyenden beklenen, bu durumun nasıl düzeltileceğini söylemesi değildir. Destekleyici bir şekilde dinlemek ve belki de onun da bir parça “kendisini yermesidir”. Amaç, karşılıklı olarak kabul ve açıklık odaklı bir atmosfer yaratmaktır.

Böyle anlaşıldığında, şikayet etme biçimlerimiz, “hoşnutsuzluk” ifadelerinden çok daha fazlasıdır. Çevremizdeki insanlarla ilişki kurma girişimleridir.

Kaynak:

Why We Complain

Send Cv