• 9/28/2022 9:15:34 AM

Zaman Geçmiyor, Geçen Sensin

Okuma Süresi: 4 dakika

Neden zamanı yönetmeye ihtiyaç duyuyoruz? Çünkü geçen zamanı asla geri döndüremiyoruz. Aslında, “geri alamadığımız” tek şey zaman.

Antik Romalı filozof Seneca “Zamanı para olarak düşünürsek, zamana çok ucuz bir değer biçmiş oluruz.” diyordu. Ve aslında zamana ucuz bir değer biçmenin sebebi; “çok zamanımız var" yanılgısı. Sonsuza kadar yaşayacağımızı sanıyoruz.

Sınırlı bir ömrümüz olduğunu gerçekten idrak ettiğimiz anda, değerlerimiz yer değiştirmeye başlar diyor Brad Aeon. Ve bu "aydınlanma" ile birlikte, zamanı artık çok daha akıllıca kullanmaya başlayabiliyoruz.

Evet, zaman yönetilebilir. Ama gerçekten kısıtlı bir vaktimiz olduğunu idrak ettiğimizde, bir takım fedaların devreye girmek zorunda olduğunu fark ediyoruz. Bu noktada da, doğru seçimler yapabilmek çok kritik hale geliyor.

Zamanın “Geçmişi”

40.000 yıldır mumlarla, su ve kum saatleriyle ve çeşitli takvimlerle zamanı bir şekilde “ölçmeye” çalışıyor; dolayısıyla yönetmenin yollarını arıyoruz. Bugün zaman yönetiminden anladığımız; daha kısa sürede daha çok şey üretebilmek.

Geçmişte daha çok, ruhsal veya dini sebepler ya da hayatta kalma mücadelesi nedeniyle zaman yönetimine ihtiyaç duyuluyordu. İnsanlar, hangi tanrıya ne zaman dua edeceklerini bilmek istiyorlardı; ya da aç kalmamak için ne zaman avlanacaklarını, ne zaman hasat yapacaklarını bilmek zorundalardı.

Bugün ise derin dondurucular ile, herşeyin “raf ömrünü” dahi uzatabildiğimiz; bu anlamda aslında “zamanı dondurabildiğimiz” bir dönemi yaşıyoruz. Hatta yumurtalık ve sperm dondurma suretiyle çocuk sahibi olmayı bile erteleyebiliyoruz.

Bugün modern dünyada gece-gündüz elektrik erişimimiz olduğu için çalışma konusunda ve elektronik aletleri kullanma konusunda da sınırımız yok.

Araştırmalara göre; bugün 1965’e kıyasla haftada ortalama 6-8 saat ekstra “boş” zamanımız var. Öte yandan bu bize, yapabileceğimiz birçok farklı seçim arasında "kaybolma" riskini getiriyor.

Geçmişe baktığınızda, sosyal kurumlar tarafından “yapılandırılan” bir zaman görüyorsunuz. Toplum size ne yapacağınızı söylüyordu. 1940’larda Pazar sabahları kalktığınızda Batı’da birçok ülkede tek seçeneğiniz vardı; kiliseye gitmek. Bugün Pazar sabahı kalktığımızda, tüm günü yatakta geçirip Netflix izlemekten, çeşitli spor, sanatsal veya sosyal aktivitelerde bulunmak veya seyahete gitmek gibi neredeyse sayısız seçeneğimiz var.

Örneğin yine o yıllarda, Pazartesi günleri “çamaşır yıkama” günüydü; bugünse çamaşırlarımızı istediğimiz zaman yıkayabiliyoruz. Veyahut akşam yemeklerinde herkes belirli bir saatte masa başında hazır olmak zorundaydı; fakat bugün bu ritüel de ortadan kalktı. Yine belirli televizyon programlarını izlemek için mutlaka yayın saatinde evde olmamız gerekiyordu, çünkü aynı şeyi bir daha izleme şansınız yoktu. Bugün ise herşeyi istediğimiz zaman izleyebiliyoruz.

Bugün çok daha özgürüz; fakat bu, çok daha büyük bir sorumluluk getiriyor. Çünkü artık zaman yönetimi yükü bize kaldı. 1920’lerde aileler, doğa, din, toplum tarafından yapılandırılan zamanın planlaması, bugün birçok anlamda daha fazla "bize ait".

Yani aslında bugün zaman üzerindeki kontrolümüz çok daha fazla. Ama bilimsel gelişmelerle birlikte objektif olarak daha “çok” zamanımız olmasına karşın; zamanın basıncını daha çok hissediyoruz. Brad Aeon’a göre bunun sebebi; bugün zamana yüklediğimiz “anlamın” biraz kaybolmuş olması… Zaman yönetimi, felsefi açısını kaybetti; zamanın, yaşamdaki değerlerimizle olan uyumunu sorgulamayı bıraktık.

Hayatı Anlamlı Kılan Nedir?

60 yıllık çok geniş çaplı bir araştırma sonucu; hayatı anlamlı kılanın ne olduğuna dair 3 ana kriter sunuyor bize.

Araştırma sonuçlarına göre hayatınızın “anlamlı” olabilmesi için şu üç kriter önemli:

1- Tutarlı bir yaşam: Yani hayatınızın farklı “parçaları” bağdaşık olmalı; birbiriyle tutarlı olmalı. Bütününde mantığı ve tutarlılığı olan bir yaşam.

2- Amaca yönelik yaşamak: Günlük davranış ve seçimleriniz bir amaca yönelik mi? Yani zamanınızı, değer verdiğiniz bir şey için mi kullanıyor ve yönetiyorsunuz? İşte bu da, yaşamın anlamlı olduğunu hissetmemizi sağlıyor.

3- Yaşamınızın önemli olduğunu hissetmek: Kendinizden daha büyük birşey için değer katmanız, yaşamınızın önemli bir sebebi olduğuna inanmanız. Örneğin gönüllülük faaliyetleri ile birçok insanın yaşamlarını kolaylaştırmanız veya ebeveyn olarak çocuklarınızı yetiştiriyor olmak.

Buradan da görülebileceği gibi; ancak "değer verdiğimiz" şeyleri öncelik olarak belirlersek anlamlı bir yaşam yaşayabiliyoruz. Bunun için de, seçimlerimizi ona göre yapmamız gerekiyor.

Fransız varoluşçu filozof Jean Paul Sartre’a göre; aslında özgür olmadığımız konusunda kendimizi kandırıyoruz. Çünkü zamanını kullanma konusunda özgür olduğumuzu fark etmek demek; seçim yapabilmek demek. Ve bu seçimlerin sonuçlarına katlanmak; hepsinin sorumluluğunu kabul etmek demek.

Evet, aslında anahtar nokta da burası. Biz “doğru seçim yapma” kaygısı yaşıyoruz. Günümüzde, her konuda, o kadar fazla seçim yapma şansımız var ki, fark etmeden de olsa sürekli olarak “bir şeyleri kaçırıyor muyum” duygusuyla yaşıyoruz.

Arkaik “Zaman Yetmiyor” Şikayeti

Aslında zaman yönetimi konusundaki şikayetler, yani “zaman yetmiyor!” telaşı, 8. veya 9. yy’da hatta 1.yy’da bile var. Yani sadece modern insana ait değil.

Peki bugün zamanı daha iyi yönetmek için ne yapabiliriz? Nelere dikkat edebiliriz?

Araştırmalara göre biz zamanı “mekansal” terimlerle algılıyoruz. Mesela “uzun” zaman harcamak diyoruz; uzun, mekansal bir terim. Veyahut iş saatleri “dışında” görüşelim diyerek; yine zamanı, mekansal terimler üzerinden tanımlıyoruz.

Sezgisel olarak zamanı, mekansal bir algı üzerinden ele aldığımız için; zaman çizelgeleri yapmak ve zaman programlama işini görselleştirmek çok önemli.

Aslında zamanı ne kadar iyi yönettiğiniz; ne kadar az zamanda çok iş yaptığınızla ilgii değil; takvimlerinizin değerlerinizi, yaşam felsefenizi yansıtıp yansıtmadığı ile ilgilidir diyor Aeon. Gerçekten sizin için değerli olan, önemsediğiniz işlere ve kişilere vakit ayırın; bunun dışında gereksiz yere vaktinizi aldığını düşündüğünüz insanlarla olan iletişiminizi minimuma indirmeye çalışın. Eğer yaşamınızda; zamanınızı, değerlerinize göre programlamanıza müsaade etmeyen kişiler veya durumlar varsa, bunları yeniden değerlendirin. 

Yaşam seçimleriniz birbiriyle bağdaşmıyorsa; iş ve özel yaşamınız arasında ciddi tutarsızlıklar varsa, biri değerlerinizi yansıtıyor, diğeri hiç yansıtmıyorsa; zaman problemi yaşıyor gibi görünebilirsiniz. Ama aslında problem, yaşamınızın her alanında birbiriyle bağdaşan, değerlerinizi yansıtan seçimler yapıp yapmamanızla ilgilidir. 

Sınırları Belirlemek

Bugün en önemli konulardan biri de “bilgi yönetimi”. Gün içerisinde beyinlerimiz o kadar çok “bilgiye” maruz kalıyor ki; beynin işlemesi gereken tüm bu bilgilerle “odaklanma” enerjimizi ciddi oranda kullanmış oluyoruz.

Ve tabii ki, odaklanma ve dikkat = zaman.

İş yükümüzden gelen bilişsel süreçlerin yanında; her gün websiteleri, gazeteleri, dergileri, sosyal medya içeriklerini, telefonumuzdaki mesajları ve e-mailleri okuyoruz. Hepsi büyük bir “enformasyon” yükü haline geliyor.

Bu anlamda; okuduğumuz, maruz kaldığımız “bilgiyi” organize etmek ve seçebilmek, bugünün en kritik becerilerinden biri.

Dolayısıyla sosyal medyayı sınırlı kullanmak da, zaman yönetimi için çok önemli. Bunun için geliştirilmiş birçok faydalı araç var. Fazla vakit harcamak istemediğiniz websitelerinde belirli bir süreyi aştığınızda sizi uyarıyor. Bu gibi uygulamaları veya sosyal medyada fazla zaman geçirdiğinizde sizi uyaran kol saatlerini kullanabilirsiniz.

Öte yandan,to-do list yani "yapılacaklar listesi" kullanmak tabii ki çok faydalı; fakat yeterli değil. Mutlaka, yapılacaklar listesi hazırlarken, hangi işe ne kadar zaman ayıracağınızı gerçekçi bir şekilde tespit edip yazabilmeniz gerekli.

60 yıllık araştırma sonuçları gösteriyor ki; bir görev için biraz daha az zaman ayırdığınızda, aslında ciddi bir kalite kaybı yaşamıyorsunuz. Yani 4 saatinizi verdiğiniz bir işi, aslında 3 saatte de aynı kalitede ortaya çıkabilirsiniz. Bu nedenle bir işe ayıracağınız zamanı belirleyebilmek kritik bir öneme sahip.

Pandemi sonrasında birçoğumuz, zaman zaman da olsa, evden çalışıyoruz. Bazı günler çalışma saatlerimize sınır koyma sorumluluğu tamamen bize kalıyor. Brad Aeon'a göre; evdeyken de “iş saatleri” ile çalışmak önemli. Her gün aynı saatte işe başlayıp, aynı saatte bırakmak çok faydalı olacaktır.

Diğer önemli bir konu; mesaj ve e-mail kontrolü. Bazen 5 dakikada bir mesajlarımıza bakıyor veya e-mail kontrol ediyoruz. Aslında insanlar sizden anında cevap vermenizden çok, kaliteli iş çıkarmanızı bekliyorlar. Bunun içinse sizin “odaklanmaya” ihtiyacınız var. Sürekli e-mailleri veya mesajları kontrol ettiğinizde, iyi bir odaklama mümkün olmuyor. Bunun için, e-mail veya mesaj yazdığınız belirli zamanlar olmalı; mesela günde 4 veya 5 kez 15-20 dakikalık süreler ayırabilirsiniz.

Kaynaklar:

The history and philosophy of time management an interview with Brad Aeon

The Philosophy of Time Management | Brad Aeon | TEDxConcordia

Send Cv