• 9/22/2022 9:46:49 AM

“Koşturma Kültürünü” Tersine Çevirmek?

Okuma Süresi: 7 dakika

Geçtiğimiz Ağustos ayından beri; “sessiz istifanın”, koşturma ve tükenme kültürünün çarelerinden biri olup olamayacağı tartışılıyor.

Bu kavram, 25 Temmuz’da Zaid Khan adlı 20'li yaşlardaki bir mühendisin TikTok'ta yaptığı bir paylaşımdan sonra hızla yayılmaya başladı. Khan, videoda; “İşinizi tamamen bırakmadığınız, ancak “beklenenin ötesinde bir şeyler yapma” fikrini bıraktığınız, sessiz istifa denilen bir terim öğrendim.” diyor.

"Görevlerini yerine getiriyorsun, ama artık “hayatın, işin olmalı” diyen koşuşturma kültürü zihniyetine katılmıyorsun. Zaten öyle değil; bir insan olarak sizin değerinizi, emeğiniz tanımlamaz."

Ağustos ayına kadar, Google aramalarında “quite quitting” (sessiz istifa) terimini göremiyordunuz. 12 Ağustos'ta Wall Street Journal'da yayınlanan bir makalenin manşeti şöyleydi: If Your Co-Workers Are ‘Quiet Quitting,’ Here’s What That Means (İş Arkadaşlarınız 'Sessizce İstifa’ Ediyorsa, Anlamı Bu).

Ve Ağustos ayından bu yana, Wall Street Journal ve Bloomberg gibi önemli kaynaklar, bu fenomen üzerine çok sayıda makale ve podcast yayınladı.

Sessiz istifa kavramı; tükenmiş ya da sıkılmış çalışanlar, yaşadıklarını tanımlamak konusunda çaresiz hissetikleri için bu kadar revaçta gibi görünüyor. Gallup’un araştırmalarına göre, Amerika’daki çalışanların en az yarısı sessizce istifa etmiş durumda.

Sessiz İstifa Gerçekten Yeni Bir Kavram Mı?

Terim sürekli olarak yeniden tanımlanıyor. Bazıları için “zihinsel olarak” işten ayrılmak; diğerleri için, ek ücret almadan ek hiçbir işi kabul etmemek demek.

Aslında bu tavrın hep var olduğunu, zaten “işe gidip gelmenin” tanımının bu olduğunu söyleyen birçok eleştirel görüş de var. Öte yandan; sessiz istifa sahte, yani gerçekte var olmayan bir durum olsa dahi; bu gibi “iş karşıtı terimlerin” popülerliği, kültürel olarak ciddiye alınması gereken bir gösterge.

Kız kardeşi Emily Nagoski ile birlikte Burnout: The Secret to Unlocking the Stress Cycle (Tükenmişlik: Stres Döngüsünü Kırmanın Sırrı) kitabını yazan Amelia Nagoski de, bu terimin çok anlamlı olduğunu; çünkü terimin, sadece zamanlarını değil, kendilerini de işlerine “satan” insanların perspektifini ifade ettiğini düşünüyor. Nagoski’ye göre bu insanlar gerçekten de “istifa ettiklerini” hissediyorlar; o nedenle bu terim değerli.

Bir tanımın bu kadar ses getirmesinin nedeni genellikle, tıpkı yeni bir hastalık teşhisinin konması gibi, o yeni tanımın bir belirsizlik alanını doldurması oluyor. Pek çok çalışan, birçok konuda kendisini “arada” kalmış hissediyor ve bunun adını koymak istiyor.

Finansal olarak güvende olmak isterken, işinin hayatını ele geçirmesine izin vermek istemiyor; büyük bir statü kaygısına sahipken, aynı zamanda tam da bu statü kaygısından ötürü suçluluk duyuyor. Bazen sessizce istifa etmek istiyor; bazen de sadece bu kaygıların hepsini bir an olsun susturabildiği, her türlü fikirden ve uyarandan özgürleşebildiği bir yaşamın hayalini kuruyor.

"Sessiz istifa, hayatı bırakmaya doğru atılan bir adımdır."

Arianna Huffington, LinkedIn’de konuyla ilgili yaptığı paylaşımda şöyle diyor:

“Evet, işimizle tanımlanmamalıyız. Ama eğer iş, günümüzün en az sekiz saatini alıyorsa; bu saatler, kaçınılmaz olan o can sıkıntısıyla birlikte, sadece “yapmış olmak için” bir şeyleri yaptığımız saatler mi olsun?

“Koşturma kültürünü” ve tükenmişliği kesinlikle reddetmeliyiz (buna o kadar inanıyorum ki, misyonu bu olan bir şirket kurdum). Ancak tükenmişliği reddetmek; işimizi neşeyle yapma ve işimizi sevme imkanını reddetmek anlamına gelmez. Beklenenin ötesinde performans göstermek; “tükenmişliğe” izin vermek anlamına gelmez.

Tükenmişlik elbette hala gündemde; ama bu konuyla ilgili bir şeyler yapma isteği de hiç bu kadar yüksek olmamıştı. Deloitte'un bir raporuna göre, üst düzey yöneticilerin %95'i çalışanların “iyi hissetmelerinden” sorumlu olmaları gerektiğini düşünüyor ve %83'ü önümüzdeki birkaç yıl içinde bu konuda daha fazla şey yapacağını söylüyor.

Öyleyse sessiz istifa yerine, “mutlulukla katılım göstermeye” ne dersiniz? Etkili bir şekilde sessizce istifa edip, sadece yapmış olmak için iş yapmak yerine, neden size ilham veren, size ait hissettiren ve size neşe getiren bir işi bulmayasınız?”

Huffington’ın altını çizdiği noktalara ek olarak, sessiz istifa yanlısı olmayan diğer kişiler ise; bunun çok pasif agresif olduğundan, çalışanlara gerçekten istediklerini getirmeyeceğinden ve diğer iş arkadaşlarına fazladan bir yük getirdiğinden endişe ediyor. The Washington Post'ta yazan Kami Rieck, "Tükenmişliği en yüksek düzeyde yaşama eğiliminde olan insanlar, örneğin bazı azınlıklar, muhtemelen sessiz istifayı göze alamazlar" diyor. "Bu endişeleri yöneticinizle paylaşmak ve başka çözümler üzerine düşünmek muhtemelen daha yararlı olacaktır."

The Guardian'da yazan Hamilton Nolan, geçmiş nesillerdeki çalışanların da "kolektif bir rahatsızlık duygusu" hissettiklerini vurguluyor: “Ancak hayal kırıklıklarını, işlerini sessizce bırakmaktan daha üretken bir şeye kanalize ettiler: sendikalar kurmak. Bütün bu insanlar istifa etmediler. Sessiz de olmadılar. Neyin yanlış olduğunu biliyorlardı ve düzelttiler. Yüksek sesle."

"Sorun Sadece Çalışanda mı Yoksa?"

Sessiz istifa kavramı; çalışanların “hayatlarını” geri kazanmasına yardımcı olmaktan çok, çalışanlarının kaytarıcı olduğunu düşünen yöneticileri de meşru kılıyor olabilir. Dünya çapında yöneticilerin bakış açısından yazılan sessiz istifa makalelerinin sayısı, bu terimin yöneticiler arasında da güncel olduğunu gösteriyor. "Sessiz istifa", tembel görünen çalışanlar için uygun bir açıklama sunuyor aslında. Bu terim sayesinde; “Ekibimi etkili bir şekilde yönetiyor muyum?” ve "Hibrit çalışma gerçekten işimize yarıyor mu?" gibi karmaşık sorular, gençlerin sadece çalışmak istemediğine dair net bir teşhise indirgenebilir.

“Çalışan bağlılığı” teriminin babası olarak bilinen William Kahn da, kendisinin ifade ettiği “bağlılık ve aidiyet” kavramının yıllar içinde değişime uğradığını söylüyor. “Çalışan bağlılığı/ kurumsal aidiyet; çalışanın işle kurduğu kişisel bağ olarak tanımlanmıyor artık. Kişinin “kurumu adına” ne kadar özenli ve motive olduğu; ne kadar kendisini işe verdiği üzerinden tanımlanıyor.

Kahn, sessiz istifa ile ilgili olarak ise “diyaloğun” önemine ve kırılganlığın gücüne değiniyor. Çözümün, yöneticilerin sessiz istifa konusunda çalışanlarıyla açıkça konuşmasında, onları dikkatle dinleyebilmelerinde olduğunu düşünüyor.

Mesele; "Kendimize daha iyi bakmak değil, hepimizin birbirimize iyi bakması"

Akımı destekleyenler, sessiz istifanın; zihinsel sağlığınızı korumanın, ailenize, arkadaşlarınıza ve tutkularınıza öncelik vermenin ve tükenmişliği önlemenin bir yolu olduğunu savunuyorlar.

Amelia Nagoski, The Atlantic’e verdiği röportajda, tükenmişlik sendromu ve sessiz istifa arasındaki ilişkiye dair önemli noktalara değiniyor.

“Temel olarak, ulaşılamaz hedeflerimiz olduğunda, beynimiz bununla başa çıkamaz. Hayal kırıklığımız, sonunda bir umutsuzluk çukuruna düşürür bizi. Sonra da işi bir an evvel bırakmak istemekle maddi zorunluluklarımız arasında sıkışıp kalırız.

Ve bu döngüden nasıl çıkacağınız, hayal kırıklığına uğramanıza neden olan şeyi (“stres etkenini”) kontrol edip edemeyeceğinizle ilgilidir. Sessiz istifa, bu stres etkenini kontrol edemediğinizde geçerli olan bir stratejidir.

Aslında pek çok insan için “aydınlanma noktası” şu olacaktır; işlerine olan yaklaşımlarını değiştirme seçeneğine sahip olduklarını, kendilerini tüketmek zorunda olmadıklarını keşfetmek. Ve zorlu kısım, gereken değişikliği uyguladıktan sonra ortaya çıkan duygularla baş edebilmek.

Sessiz istifanın, sizin için daha iyi olacağına karar verdiğinizde; asıl zorluk, geçmişte değerli olduğunu düşündüğünüz bir şeyin kaybını yaşamak. Hak ettiğiniz şekilde size değer verilmeyen bir ilişkiye harcadığınız zamanın ve enerjinin yasını tutma meselesi. Ve sonra da, işinizin size vereceğini ummuş olduğunuz şey neyse; hayatınızda onu size verecek yeni birşey bulmak.

İşe verdiğimiz psikolojik alan, sadece birey olarak yaptığımız bir seçim değil. Bu durum, yasama desteğiyle teşvik edilmesi ve desteklenmesi gereken kültürel bir değişimi gerektiriyor. Sessiz istifa; rasyonel ve adil çalışma uygulamalarına doğru atılan bir adım olabilir, ancak herkesin bunu uygulama seçeneği olmayacaktır. Bu yüzden tükenmişliğin tedavisinin “kendine daha iyi bakmak” olmadığını; hepimizin birbirimize iyi bakması olduğunu öne sürüyoruz.”

Kaynaklar:

Is ‘quiet quitting’ a good idea? Here’s what workplace experts say

Quiet Quitting Is a Fake Trend

The economics behind 'quiet quitting' — and what we should call it instead

‘The Cure for Burnout Is Not Self-Care’

What The Professor Who Coined ‘Engagement’ On The Job Thinks About The ‘Quiet Quitting’ Trend

Who Is Quiet Quitting For?

Send Cv