Telefon : +90 212 275 71 06  
Zor Kararlar Vermek için Bazı İpuçları

Zor Kararlar Vermek için Bazı İpuçları

Birkaç yıl önce şaşırtıcı bir gözlemde bulundum:



a) İnsanların bir çok karar (büyük ya da küçük) vermesi gerektiğini fark ettim


b) Çoğu karar zaman içinde  zorlaşıyor. (Süreçler ve modeller oluşturduğunuzda çok sayıda karar en basit haliyle çözülüyor, ancak karar vermek zorunda olduklarınız daha da zorlaşıyor)


Peki neden? Neden kararlar zorlaşıyor?


Oldukça basit: Bu durum "hayatta kalma sapması" olarak adlandırılıyor. Temel olarak, hala vermeye çalıştığınız kararların bu kadar zor olmasının nedeni,  kolay kararları zaten vermiş olmanız ve geriye zor olanların kalması.


Arkadaşlarıma yaptığım şakalardan biri durumu oldukça iyi yansıtıyor. "Kolay kararların çoğunu şirketin ilk birkaç yılında verdik. Şimdi elimizde kalanlar ise gerçekten zor olanlar."


Girdinin Amacı Çıktıyı Geliştirmektir


Büyük, potansiyel olarak yaşamınızı değiştirecek bir karar verirken girdi araştırmak sezgiseldir. Öneri istersiniz.  Öneriye ihtiyacınız vardır.


Ve doğanız gereği başkalarının fikirlerini soran tipte bir birey olmasanız bile, aktif olarak girdi araştırmak üzere eğitiliriz, başkalarından teorilerimiz ve mantığımızda delik açmalarını, kalabalığın gücünü donanmayı isteriz….


Sorun şu ki sıklıkla girdi aramak paralize olmaya ya da neredeyse onun kadar kötüsü, kötü bir karara yol açar. Genelde,  herhangi bir karar vermek (optimumun altında olsa bile) hiç karar vermemekten iyidir. En azından karar verip harekete geçtiğinizde bir şeyler yaparsınız… ve bu, sorunlarla ve zorluklarla baş edebileceğiniz ve ilerleyebileceğiniz anlamına gelir. Hiç karar vermezseniz, hiç harekete geçmezsiniz… ve tanım olarak hiç başarılı olamazsınız.


Ayrıca, çok fazla girdi almak cesur, yaratıcı eylemlerin lehine değildir; oysa başarıya ulaşmak için gerçekte ihtiyacınız olanlar bu eylemlerdir. Diyelim ki işten ayrılıp tüm zamanınızı yeni bir başlangıç için ayırmaya karar vermeye çalışıyorsunuz. Bu iyi bir hamle olabilir, ya da olmayabilir. Ama neredeyse kesin bir şekilde konuştuğunuz çoğu kişi bu eylemin aleyhinde görüş bildirecektir. Çünkü bu aykırı bir davranıştır ve tanıma göre "ortalama" insan sizi yoldan atacaktır.


Anahtar nokta büyük bir kararı işleme sokmaktır. Bir karar üzerinde uyuklamak ya da büyük bir kararsa geceler boyu uykusuz kalmak yerine, harekete geçin. Birkaç basit adımla olayın üzerinden geçin.


Aşağıda zor kararları vermek için bazı basit fikirler bulacaksınız:


1. Karar vermeye karar verin.

İlk adım kritiktir: Kendinize bir karar vereceğiniz konusunda söz verin. Bir tarih seçin – herhangi bir tarih olabilir. Kendinize dört saat verin. Ya da kendinize dört gün verin. Makul bir tarih seçin ve bu tarihe bağlı kalın.

Ama kendinize çok fazla zaman vermeyin. Zor kararları ertelemek kolaydır. Kendinizi kolayca daha fazla girdiye ve daha çok veriye ihtiyacınız olduğu konusunda inandırabilirsiniz.

Çoğu zaman daha derin analizler daha iyi kararlara değil daha yavaş kararlara yol açacaktır.


2. Büyük bir kararı daha küçük, ayrı kararlara ayırın.


Bir karar çok sayıda değişken ve hareketli parça içerdiğinde kişi kolayca bunların altında ezilebilir.

Diyelim ki ticari bir faaliyete başlamanın mantıklı olup olmadığına karar veriyorsunuz; dahil edilen faktörler – ve alınacak kararlar – sonsuz görünebilir ve bu yüzden bunaltabilir. Bu yüzden asıl kararı, yönetilebilecek daha küçük kararlara bölün. Başlangıç fonunu nereden bulacağınız – ve gerçekten bir başlangıç sermayesine ihtiyacınız olup olmadığı – ilk karar dilimi olabilir. Konum, diğer bir dilimdir. Tanımladığınız sorunları nasıl çözeceğiniz ise başka bir dilim.

Yolunuza küçük kararlarla devam ettiğinizde genelde asıl kararı verme sürecinin üstesinden geldiğinizi fark edeceksiniz.

Ayrıca yaşamınızı değiştiren kararlar yerine daha küçük kararlar vermekten korkmayın. Diyelim ki okula geri dönmeyi düşünüyorsunuz. İşinizi bırakmanız gerekmiyor ve tam zamanlı bir öğrenci oluyorsunuz; her zaman bir ya da iki ders alıp işlerin nasıl gittiğine bakabilirsiniz.

Aynı sorun bir öğrenciyseniz ve ayrılıp bir iş kurmak istiyorsanız da geçerlidir; okulda kalabilir ve geceleri ve hafta sonlarını tutkularınızı keşfetmek için kullanabilirsiniz. (Aslında, öğrencilerime her zaman hayata başlamak için okulu bırakmamaları söylerim.)


3.Yanlış bir kararın gerçek riskini anlayın.


Fikrinizi daha sonra değiştirmek pahalıya patlayabilir mi? (Genelde sizin düşündüğünüz kadar pahalıya patlamaz.)

Yanlış karar verirseniz, geri dönüşü var mı? (Çok azında vardır.)

Aksi durumda, beklemenin maliyeti yanlış yapmanın maliyetinden daha yüksektir. (Ayrıca yanlışlar kaçınılmazdır; karar aşamasında kesin olan tek şey hata yapacak olmanızdır. Bizi hatalarımız değil bu hatalara nasıl karşılık verdiğimiz tanımlar.)

Olabilecek en kötü şeyi düşünün. En kötü şey olursa ne yapacağınızı düşünün. Sonraki “en kötü şey” olursa ne yapacağınızı düşünün.

Ve korkularınızın gerçeği yansıtıp yansıtmadığına veya sizi karar vermekten alıkoyup koymadığına karar verin.


4.Başkalarında geri bildirim almayı planlıyorsanız, önce düşüncelerinizde bunlara ne kadar ağırlık vereceğinizi belirleyin.


Basit bir gerçeği anlamakla başlayın; çoğu geri bildirim, olguları değil fikirleri temel alır. “Bu harika bir fikir gibi görünüyor!” cümlesi bir fikri belirtir. Geri bildirimin değerli olup olmadığını anlamanın tek yolu, bunu söyleyen kişinin neden fikrinizin mükemmel olduğunu düşündüğünü anlamaktır.

Başka birinin fikrine değer veriyorsanız, onun nasıl bu fikre vardığını sorun. Fikrin temelindeki verilere ve nedenselliğe bakın – aksi halde zaten katıldığınız fikirlerin dinlemekten başka bir şey yapmamış olursunuz.


5.Ardından kendi fikrinizi ve tutkunuzu denkleme dahil edin.


Veriler ve nedensellik harika, ama bunlar sizi ancak belirli bir noktaya kadar götürebilir. Eleştirel düşünme, kararları orta noktaya yöneltme eğilimindedir.

Tüm bu riski alıp, bu şirketi kurmalı mısınız? Fikirler, öneriler, geri bildirimler de danışmanlık size hayır diyecek – hepsinden önemlisi ya başarısız olursanız?

Peki ya gerçekten inanıyorsanız? Ya tutkunuz, motivasyonunuz, ve itici gücünüz, başarısız olmayacak kadar sıkı çalışmanızı sağlayacak kadar güçlüyse?

Bu durumda çılgın bir fikir o kadar da çılgın değildir. Diğer insanlardan farklı olmak istiyorsanız, diğer insanlardan farklı şekilde başarılı olmak istiyorsanız, gerçekte önemli olan tek fikir kendi fikrinizdir.

Harika işler başaran insanlar çevrelerindeki kişiler inanmazken kendi fikirlerine inananlardır. Analiz edin, değerlendirin, gözden geçirin ve kararı verin. Bazen bu karar "hayır" olacaktır, ama sorun değil, daha verilebilecek bir çok başka harika karar sizi bekliyor.

Korkmayın – kararları verin.


Yazının orijinali için tıklayınız.