Telefon : +90 212 275 71 06  
‘Hello, World’ Mesajının Öyküsü

‘Hello, World’ Mesajının Öyküsü

Bu en ünlü programdır. Her programcı için neredeyse her programlama dilindeki ilk örnek olarak bilinen bu mesaj nereden geliyor?


Bir fonksiyon olarak, bilgisayar programı bilgisayara basitçe “Hello, World!" sözcüklerini görüntülemesini söyler.  Program geliştiriciler, sistemlerini test etmek için geleneksel olarak ilk bu programı kullanır. Programcılar için ekranda bu iki sözcüğü görmek bunların kodunun derlenebildiği, yüklenebildiği, çalıştırılabildiği ve çıktıyı görebildikleri anlamına gelir.

Bu, bir program için bir başlangıcı belirten bir testtir. Aradan onlarca yıl geçtikten sonra zamanla saygı duyulan bir gelenek haline geldi.  Sizden önce gelen tüm programcılar, bir noktada, bilgisayarla iletişim kurabildiklerini gördüklerinde aynı heyecanı hissetmiştir. İşte hikaye :


‘Hello World’ nereden geliyor?


“Hello, World”, en çok okunan programlama kitaplarından biri olan 1978 tarihli "C Programming Language"in yazarı Brian Kernighan (yukarıdaki resim) tarafından yaratıldı. ‘Hello World’ sözcüklerine ilk kez C Programming Language kitabının öncüsü olan 1973 tarihli A Tutorial Introduction to the Programming Language B'de atıfta bulundu.


main( ) { 

extrn a, b, c; 

putchar(a); putchar(b); putchar(c); putchar(’!*n’); 

} 1 ’hell’; 

b ’o, w’; 

c ’orld’;


Ne yazık ki Brian kendisinin ne zaman ve neden “Hello, World” sözcüklerini seçtiği konusunda kesin bir bilgi yok.  Forbes India 'nın bir söyleşisinde “Hello, World” fikrinin kaynağı sorulduğunda hafızasının zayıfladığını söylemişti. “Hatırladığım kadarıyla bir çizgi film seyrediyordum, bi tavuk ve bir yumurta vardı ve tavuk “Hello, World" diyordu.

Aslında kitlelere yönelik yaygın bir olgu olarak bilgisayar programlamanın doğuşunu temsil ettiğinden “Hello, World” sözcükleri oldukça uygun görünüyor.


O sıralarda ne Kernighan ne de C dilinin sonraki yazarı olan meslektaşı Dennis Ritchie, dilin ve eğitim kitabının programlama dünyasında bugün bu kadar muazzam bir yere sahip olacağını hayal edemezdi. Bu fikirler, AT&T'nin araştırma ve geliştirme şubesi olan Bell Labs bünyesindeki bir araştırma projesinden başka bir şey değildi.

Kimse “Hello, World”ün neden bu kadar popüler bir hale geldiğini açıklayamasa da, “Hello, World” programı, programlamanın tarihsel retoriğinde büyük bir değişimi işaret ediyor. Gelin tarihsel içeriğine bir göz atalım.


Hala Kabuğundan Çıkmadı


Bugün hayal etmek zor ama “Hello World” Kernighan’ın kitabında yayımlanmadan önce, bilgisayarlar 1970'lere kadar toplumda olumsuz bir çağrışım yaratıyordu. Bilgisayarlar, son derece yavaş, tüm odayı dolduran ve bakımı için bilim adamları ve araştırmacılardan oluşan bir personel gerektiren büyük sistemlerdi. Aslında 70'ler sona ermeden bilgisayar bilimciler delikli kartlarla programlama yapıyordu!


İnsanlar bilgisayarları genellikle yalnızca akademi, savunma ya da hükümet elitleri için ayrılmış, dokunulmaz, karmaşık ve saçmalık derecesinde pahalı cihazlar olarak görüyordu.  Gerçekte, hayatını bilgi işlem dünyasına adamış olan sektör devleri bu ön yargıyı aşmak için çok uğraştı. Kişisel cihazlarımız olmadan yaşamanın endişe verici olduğu bir hale nasıl geldiğimizi düşünmek hayret verici.


Bilgisayarların ABD'deki ilk ünlü kullanımlarından biri, Otomatik Elektriksel Tablolama Makinesinin  60 milyonu aşkın Amerikalının verisini hesapladığı 1890'a dayanıyor. 1940'larda, Bombes and Colossus bilgisayarları 2. Dünya Savaşı boyunca Alman kodlarını deşifre etti.


1950'lerde aritmetik işlemler için Zuse 3 ve UNIVAC gibi ilk ticari bilgisayarlar ortaya çıktı, ancak bir tane satın almak milyonlarca dolara mal oluyordu.


Eğitim açısından bakıldığında, FORTRAN ya da BASIC erken programlama dilleri ile ilgili programlama dili kitaplarının neredeyse tümünün başlangıç noktası bir olguyu kanıtlamaktı: Bilgisayarlar aslında kullanışlıdır. Durum, Algoritmacı ve Araştırmacı John Mount'a göre böyle. Mount, “Hello, World”ün patlayan popülerliğinin, bilgisayar bilimcilerinin artık toplumu bilgisayar kullanımının somut bir gerçek olduğuna ikna etmek zorunda hissetmedikleri bir dönemi işaret ettiğini söylüyor.


Örneğin 1964 tarihli "My Computer Likes Me When I Speak Basic" kitabında, giriş bölümü genel olarak programlama dillerinin amacından söz ediyor. Ayrıca ilk örnekte şu çıktı alınıyor: “MY HUMAN UNDERSTANDS ME.” Bu örneği kullanmanın amacı, insanların gerçekte bilgisayarlarla konuşabileceğine ilişkin popüler olmayan fikri güçlendirmek. 1956 tarihli Dynamic Programlama, başlama vuruşunu sırandan kalkülüse uygulanabilecek örneklerle yapıyor.


Asıl hızlanma ise C Programming Language kitabı ve “Hello World” ile başladı.


‘Hello World:’ Hoş Geldin Programlama


‘Hello World’ün yayılmasını ateşleyen büyük katalizörlerden biri, mikrobilgisayarların ilk ticari başarılarından biri olan PDP-11'in de hemen hemen aynı zamanda piyasaya çıkmış olmasıydı. Digital Equipment Corporation (DEC), tanesi 10.000 dolardan toplamda 600.000'den fazla PDP-11 sattı, bu maliyet tipik olarak bir bilgisayar edinmek için gereken milyonlarca dolardan çok daha azdı. Ayrıca PDP-11 16-bit serisi delikli kartlar da gerektirmiyordu. İlk kez bir bilgisayarla doğrudan konuşmak için bir programlama dili kullanabiliyordunuz.

Ancak halk tarafından kabul edilmesini güçlendirmek için DEC bunu bir bilgisayar olarak lanse etmedi. Pazarlama sürecinde, geçmişin büyük sistem bilgisayarlarından ayrı tutmak için ürünü “Programlı Veri İşlemcisi” olarak tanıtıyordu. Daha fazla insan programlanabilir bir bilgisayar satın aldıkça, C Programming Language kitabının talepleri birden bire arttı.


C ve Unix işletim sistemi PDP-11'de ilk popüler olanlardı. Bu sayede, yeni C programlama dilini destekleyen, binlerce insanı 200 sayfalık C Programming Language kitabını okumaya iten ticari bilgisayarlar artmaya başladı. Bu da ‘Hello World’ü hayatımıza yeniden soktu.

80'lerde ve 90'larda bir masaüstü yazılımında çalışan neredeyse her programcı kitabın bir kopyasına sahipti ya da kitaba başvuruyordu. Bugüne kadar milyonlarca kopyası satıldı.


Belki başlangıç için birçok farklı temel program vardı, ancak ‘Hello World’, açık arayla bugün en ünlü olanı. Her programcı ilk ‘Hello World’ çıktısını bir geçiş ayini olarak hatırlar. Birçokları bunu fark etmez ama, bir programcı ne zaman ‘Hello World’ sözcükleri ile programlamadaki ilk sorununu aştığında zaferin tatlı sarhoşluğunu hissetse, tarihin ötesine geçen bir anı deneyimliyordur.



Yazının orijinali için tıklayınız.