Telefon : +90 212 275 71 06  
Yeni BT dalgası: Sonraki adım ne ?

Yeni BT dalgası: Sonraki adım ne ?

Herkes dijital dönüşümden söz ediyor, peki tam olarak neyden bahsediyorlar?


Geçtiğimiz birkaç ay boyunca işe alım süreçlerinde kullandığım görüşme temalarından biri "dijital dönüşüm" fikriydi.


Evet, bu moda sözcük şimdilerde herkesin dilinde, ama bir çok farklı fikri de kapsayan ilginç bir kavram olduğunu da belirtmek gerek.


Farklı şirketlerden farklı açıklamalar duyduğumdan bunu yararlı bir kısa yazı olarak düşünmeye başladım. Çeşitli tanımlar altında yatan şey tutarlı bir tema, ve bu bağlamda modern BT'nin temellerini oluşturan bileşenlere daha çok insan geçiş yaptıkça insanlar bunu ticari faaliyetlerdeki etkisini düşünmeye başlıyor.


Bu yüzden elde bir kısa bilgi kılavuzu olması önemli, zira birçok şey oluyor ve bütün bunları daha kolay bir şekilde anlamak için toplu halde ele almak bir anlam kazanıyor. Peki nedir bu geçiş?


Son 40 yıl ya da daha fazla zamandan beri BT'de gerçekleşen değişimlerin çoğunda olduğu gibi, bu gelişme de önceki nesil teknolojileri temel alarak ve hali hazırda oluşturduğumuz dünyadan yararlanarak bir şeylerin bir araya getirilmesinden oluşuyor.


Değişimin ilk dalgası ana çerçeve ve iş süreçlerinin ve hizmetlerinin otomatikleştirilmesi olanağının başlamasıyla geldi.


Bunu PC ve diğer ofisler arası ağlar izledi ve uygulamaları kullanıcı arayüzlerine, iş mantığına ve verilere bölmemize olanak tanıyan istemci-sunucu uygulamaları oluşturmak için ihtiyacımız olan araçları da beraberinde getirdi. Bununla birlikte küresel ağın geldiği ve web tarayıcının günümüzün mobil bilgi işlem dünyasına can verdiği bir deryaya derinlemesine dalış yaptık, burada bulunduğumuz yer fark etmeksizin dağıtılmış n-katman mimarilerinden yararlanıyoruz.


Bugünün BT resmine bakarsanız nereden geldiğimizi kolaylıkla görebilirsiniz, ancak artık aynı zamanda nereye gittiğimizi görmek de mümkün, ve endüstrinin çeşitli bileşenlerinin izlediği yollar orada bir araya geliyor.


Bu yollar son birkaç yılda yazdıklarımda yeterince gösterildi: Mikrohizmetler, API'ler, bulut mimarileri, kapsayıcılar, nesnelerin interneti, çapraz-platform mobil geliştirme, sunucusuz bilgi işlem ve  az kodlu geliştirme tekniklerinin yükselişi. Gerçi hepsinin üzerinde bu değişim dalgasının bir araya toplayan bir başlık var: Altyapı hakkında düşünmenin bir yolu olarak bulut.


70 yıl önce 1943'te, IBM'in o zamanki başkanı Thomas J. Watson'a bir konferansta bir izleyicinin alaycı bir üslupla "belki beş bilgisayar için bir dünya pazarı söz konusu olabilir" dediği söyleniyor. Her ne kadar bu sözün gerçekten söylenip söylenmediğine ilişkin kesin bir kanıt olmasa da bu hala geleceğe dair en berbat tahminlerden biri olma niteliğini koruyor.


Hepsinden öte, bilgisayarlar artık her yerde değil mi?


Bunu kim söylemiş olursa olsun, o zamanki bilgisayar algısı "oda dolduran, vakum tüpleri ile çalışan ve en büyük problemleri çözmek için tasarlanmış devasa cihazlar" şeklindeydi. Bu açıdan bakıldığında, günümüzün her yerde olan bilgisayarları, dünyanın her yerindeki veri merkezlerinde hiper ölçekli bulutlar temelinde şu anda oluşturmakta olduğumuz gezegen çapındaki yeni bir bilgisayarın yalnızca uzantıları.


Ve dünyaya yeni gözlüklerimizle bakarsak gerçekten önemli olan yalnızca beş bilgisayar olduğunu fark etmek şaşırtıcı olabilir: Amazon AWS, Google Cloud, Microsoft Azure, Facebook ve (muhtemelen) Baidu.


Geri kalan her şey bu hiper ölçekli sistemlerin yalnızca cebinizde, masanızda ya da özel bulutlarınızda yer alan birer uzantısı ya da yansıması, veya çok yakında öyle olacak.


İşler bu noktada ilginçleşmeye başlıyor, zira geçmişte yazılım oluşturmak için kullandığımız yollar artık dağılmaya başlıyor.


On yıllardır kullanageldiğimiz sıkı derecede bağlantılı, yöntemsel, senkronize bilgi işlem modelleri hemen terk edilmeyecek, hala çalışmaya devam edecek ama artık verimsiz hale gelecekler.


Bunlar ayrıca, yalnızca aşina olduğumuz PC'ler ve akıllı telefonlarla değil ayrıca giyilebilir cihazlar, duvar ekranlar ve Amazon Echo ya da Apple Watch gibi aygıtlardan araçlarınızdaki ekranlara kadar, IoT donanımının kapsadığı her tür cihazı da içeren yeni bir dizi uç nokta ile ilişkilendiriliyor.


Bu geçişin bir yönü artık uygulamanın nerede çalıştırıldığının bir sorun teşkil etmemesi olacak. En son çekirdek yönlendiricler ve anahtarlardaki kapsayıcı desteği sayesinde kapsayıcılar aracılığıyla sanallaştırılmış kullanıcı adaları üzerinden aynı kod bir telefon, bir PC, bir bulut sunucusu - ve şimdi ağda da çalışabilecek. Yalnızca bilgi işlem ve depolamayı sanallaştırmakla kalmadık, sanallaştırılmış ağlar modern bulutlarımızın kalbindeki bileşen. Kullanıcı arayüzleri esnek web teknolojilerinden yararlanabilir ve tüm platformlara duyarlı tasarımlar getirebilir.


Bulut olarak düşündüğümüzün şeyin çoğu bu gelecekte yer alan bir basamak taşından ibaret. Evet, Hizmet Olarak Altyapı (IaaS) veri merkezlerimizden uygulamaları çıkarmak için önemli bir araç, ancak hala geçtiğimiz 15 yılı aşkın süredir kullanmakta olduğumuz n-katman modelinden öte değil.


Büyük yazılım üreticilerini ve bulut tedarikçilerinin bir çoğundan gelen duyurulara, gelecekte nerede olacağımıza ve tabi ki bunlara ilişkin çeşitli pozisyonlara dair birer gösterge olarak bakabilirsiniz. Bu yüzden, hem Amazon hem de Microsoft'un veri merkezi ölçeğinde işletim sistemlerine yatırım yapması ve bunları, sanal altyapılar ile çalışan geliştiricileri sunucusuz bilgi işlem oluşumlarının yanı sıra planlı kapsayıcı koleksiyonlarına taşımak için kullanması şaşırtıcı değil.


Bu oldukça mantıklı bir yaklaşım; ve bulut veri merkezlerinin birkaç yıl önce hayal bile edemeyeceğimiz altyapılarda olabildiğince az güç tüketerek çalışması anlamına geliyor. Bugün üretilmekte olan beşinci nesil sistemlere bir göz atmanız yeterli. Geçmişte bir makinede ya da bir raf katında kümeler oluşturduğumuz yerde artık bunlar veri merkezi düzeyinde tasarlanıyor.


Bunların hepsini bir araya getirdiğinizde bilgisayarları geri plana atan bir bilgi işlem dünyasına bakmaya başlıyorsunuz. Evet, ceplerimizde ve masalarımızda muazzam miktarda bilgi işlem gücüne sahibiz, ama bunlar eldeki gücün yalnızca birer küçük parçası. Bunun yerine işleri bu beş devasa küresel bulutta çalışan gündelik sunucusuz bilgi işlem birimlerine devredecek, ve eski BT anlayışının hayali olan "yalnızca gerektiği kadar bilgi işlem ve depolama kapasitesini, yalnızca gerektiği zaman kullanma" moduna geçeceğiz.


Bu nedenle dijital dönüşüm fikri her alana nüfuz etmiş durumda; uygulamalarımızı ve işlerimizi ürettiğimiz altyapıyı yeniden yapılandırma sürecindeyiz ve bu, bize sunulan yeni olanaklardan yararlanmak amacıyla kod üretme yollarımızın değişeceği anlamına geliyor. Şirketlerin teknolojiden yararlanmak adına bu teknolojiyi kullanma şekillerini yeniden düşünmesi gerekecek ve kullanıcılar bu değişikliklerin faydalarını görmek isteyecek.


Microsoft CEO'su Satya Nadella, görevine, bu modelin büyük bir kısmını beş sözcükte toparlayan karmaşık bir konsept olan "yaygın bilgi işlem ve ortam zekası" hakkında konuşmalar yaparak başladı.


Her yerde ve her şeyde bilgiişlem çok farklı bir düşünme tarzını ve hiper ölçekli bulutta oluşturduğumuz makine öğrenme teknolojilerinin yardımının kabul edilmesini gerektiriyor. Bu aynı zamanda bu teknolojileri işlerimizden nasıl kullanabileceğimize dair yeni yollar düşünmemiz anlamına da geliyor.


Bu, geleneksel uygulama mimarisinden, dijital dönüşümün avantajlarını iletmek için kullanabileceğimiz bir yaklaşıma doğru büyük bir adım. Ama, sırf kullanıcılarımız hali hazırda bu dünyada yaşamaya başladığı için bile bu adımı atmamız gerekiyor. Artık kullanıcıların beklediği geleceği iletmeliyiz.


Yazının orijinali için tıklayınız.