Telefon : +90 212 275 71 06  
Neden 20'li Yaşlarda Kariyer Konusunda Emin Olmamak Normaldir

Neden 20'li Yaşlarda Kariyer Konusunda Emin Olmamak Normaldir

Hayatlarının gerçek amacını ancak doğru işi ya da stajyerliği alırlarsa bulacaklarına inanan genç insanlarla sıkça karşılaşıyorum. Ve onlara ister ücretli olsun ister  ücretsiz, hayatları boyunca yapmak istedikleri işi 20'li yaşların başında bulmanın muhtemel olmadığını ve asıl noktanın da zaten bu olmadığını anlatmaya çalışıyorum. İlk gerçek iş deneyiminizin ille de yaşamınızın sonraki 30 yılını belirlemesi gerekmiyor; sıradışı analitik becerilerinizi ortaya çıkarması da beklenmiyor; ve bu yaşlar kendinizi tüm dünyaya yeni CEO (siz değil) olarak kanıtlayacağınız bir zaman aralığı da değil. İlk işinizden öğrenebileceğiniz en önemli şey aslında sizinle ilgili bile değil. İlk ders çalışma olgusu ve insan organizasyonlarının işleri nasıl yürüttüğü ile ilgili.


Bu noktaya kadar “eğitiminizin” çoğu IQ'nuzu, yani sorun çözme ve düşünme becerilerinizi, gerçeklere dayanan bilgi tabanınızı ve öğrenme yeteneğinizi geliştirmeye odaklıydı. Ama eğitim sona erdiğinde ve “gerçek dünyanın”  kapısından içeri girdiğinizde odak noktasını insan dinamiklerini ve organizasyon işleyişini anlama yeteneğinizi geliştirmeye kaydırmanız gerekiyor. Bu, EQ (duygusal zeka), SQ (sosyal zeka) ve benim OQ olarak adlandırdığım organizasyon zekası gibi farklı zeka türlerinin nasıl geliştirildiğini öğrenme anlamına geliyor.


Tipik olarak geliştirilmesi on yılları bulan üç tür zeka var; bunlar birçok kişinin bilgelik olarak adlandırdığı şeyin köklerini oluşturuyor. Ve bunları derslerden, kitaplardan ya da grup tartışmalarından öğrenemezsiniz. Bunlar deneyim gerektirir.


EQ tümüyle insan duyguları ile ilgilidir, çünkü duygular, nihayetinde sizin de aralarında olduğunuz bireyleri hem üretken hem de üretken olmayan şekilde hareket etmek için motive den şeylerdir. İş konusunda yüksek EQ'ya sahip olmak, kendi duygularınızı ve duygusal yanıtlarınızı hissetme, anlama ve düzenlemeye ilişkin bir yetenek geliştirdiğiniz anlamına gelir. Bu aynı zamanda başka insanların duygularının temel bileşenlerini algılayabildiğiniz ve anlayabildiğiniz ve duyguların sosyal etkileşimi ve üretkenliği nasıl etkilediğine dair bir algıya sahip olduğunuz anlamına da gelir.


Örneğin, yüksek EQ'su olan insanlar genellikle doğru şeyleri doğru tonda söyler. Bunu yapmadıklarında “gerilimin” arttığını hisseder ve bu dinamikleri yatıştırmak için çalışırlar. Bu kişiler potansiyel yanlış anlaşılmaları düzelterek ya da tam da doğru zamanda doğrulama sunarak diğer insanları harekete geçmek için motive edebilir.


Yüksek EQ'su olan insanlar ayrıca önemli bir pozitif enerji kaynağıdır, zira iş yerinde, özellikle de stres altında ve sıkıcı geçen zamanlarda negatif enerji yaymaz; bu iki durumu da ilk gerçek işinizde çok miktarda yaşayacağınızdan emin olabilirsiniz. Yapılan araştırmalarda duyguların bulaşıcı olabileceği gerçeğine ilişkin her geçen gün daha fazla bulgu elde ediliyor. Yüksek EQ'su olan insanlar negatif duygular yaymıyorlar. Ama bu bulgu, onların hiçbir zaman iş yerinde sıkılmayacağı, usanmayacağı ya da bunalmayacağı anlamına gelmiyor. Bununla birlikte bu bulgu, onların bu duygularla, doğru zamanda ve doğru yerde, nasıl üretken bir şekilde başa çıkılacağını bildiklerini gösteriyor.


SQ tümüyle sosyal etkileşimle ilgilidir. Bu zeka türü, haftalar, aylar ve yıllarla ifade edilen zaman zarfında sizi çevreleyen rasyonel dinamiklere ve grup dinamiklerine dikkat etmek ve bunlara yanıt vermekle ilgili. Bu, gruplarda hangi eylemlerin işbirliği, uyum ve üretkenliği artırdığını ve hangilerinin bunları olumsuz etkilediğini anlamayı öğrenmekle ilgili. Toplantı ve iş planlarında etkili beklentiler belirleme, dahil olma ve hız denetimi ile ilgili, ki bunlar herkesin doğru zamanda görüşmeye katılabilmesini sağlıyor. Belirli türlerdeki anlaşmazlıkların ne zaman ve nasıl “özel görüşüleceğini” ve diğer türlerdeki anlaşmazlıkların etkili çözüm için toplantıda masaya yatırılacağını bilmekle ilgili. Ayrıca grupların ne zaman stres atan sosyal grup etkinlikleri yapacağını ya da ne zaman “sıkı çalışma” hakkında sert bir konuşma yapılacağını bilmek de bu zekanın kapsamına giriyor.


OQ, 15 ya da daha fazla kişiden oluşan bir grup insanı bir araya getirdiğinizde ve onlara ortak bir hedef verdiğinizde ortaya çıkan insan sistemleri ile ilgili. Birçok insan EQ ve SQ hakkında yazıp konuşmuş olduğundan, ben artık MBA öğrencilerim ile organizasyon zekası hakkında düşünmek için daha fazla zaman harcıyorum. Çünkü insan sistemlerinin nasıl çalıştığını anlamak çok nadir bir beceri ve bana göre bu tür bir beceri büyük liderlerdeki farkı yaratıyor. Yüksek OQ'su olan insanlar, sosyal bir kimliği ve misyonu paylaşan geniş insan gruplarının zaman içindeki davranış ve reaksiyon eğilimlerini tahmin etmeye yönelik bir kabiliyet geliştiyor. Bu kişiler, ister büyük olsun ister küçük, ister özel sektör olsun ister kamu sektörü, her tür organizasyonda akıcılık ve uyumun nasıl artırılacağına ilişkin bir içgüdü geliştiriyor. Daha da önemlisi, bu kişiler insan organizasyonlarında bulaşıcı olan mevcut durum sapmalarına bağlı olumsuz etkilerle nasıl baş edeceklerini biliyor ve organizasyonu işler halde tutmak için gereken değişiklikleri yapıyor. Bu kişiler hem resmi hem gayrı resmi güç dinamiklerini ve organizasyonlar içinde işlerin nasıl yaptırıldığını anılıyor. Yüksek OQ'su olan kişiler, onlarca, yüzlerce ve binlerce kişiden oluşan gruplarda performansı ve çalışmanın anlamını maddesel olarak artırıyor.


EQ, SQ ve OQ'nun geliştirilmesi, gözlem, düşünme ve gerçek dünyada deneme yanılma süreçlerinin bir kombinasyonunu içeriyor. Bu nedenle zaman alıyor zira olgular ve matematiksel eşitliklerin aksine, iki insan ya da durum asla aynı olmuyor. Bu yüzden EQ, SQ ya da OQ “ezberlenemiyor”. Bunları hissetmeyi ve algılamayı öğrenmeniz gerekiyor.


Yani iş yerinde kendinize yönelik bir odaktan çevrenizdeki insan dinamikleri hakkında mümkün olan her şeyi öğrenmeye yönelik bir odağa ne kadar erken geçiş yaparsanız, o kadar etkili bir hale gelir ve o kadar tatmin olursunuz. İlk işinizi sevmeniz ya da sevmemeniz veya IQ'nuzu uyarması ya da uyarmaması fark etmez, doğru bir zihniyet ile yaklaşırsanız, ilk olma niteliğindeki herhangi bir tam zamanlı iş deneyimi inanılmaz bir gelişme fırsatı haline gelebilir.


Yazının orijinali için tıklayınız.