Telefon : +90 212 275 71 06  
Çalışma Gücü Hareketi : Oturumlar arasında uyumak

Çalışma Gücü Hareketi : Oturumlar arasında uyumak

Yeni araştırmalar uykunun yalnızca öğrenmeye değil ayrıca “yeniden öğrenme” sürecine de yardımcı olduğunu öne sürüyor


İyi bir gece uykusu dönüştürücü olabilir.  Avantajları arasında daha yüksek enerji ve daha iyi bir ruh hali, daha iyi çalışan bir bağışıklık sistemi ve kan şekeri düzenlemesi, daha yüksek bir farkındalık ve konsantre olabilme sayılabilir.  Tüm bu avantajları göz önünde bulundurulduğunda, insanın yaşam süresinin üçte birini uykuya harcaması oldukça mantıklı geliyor.  Ancak, görünüşe göre uykunun bir başka önemli işlevi daha var: Öğrenmemize yardımcı olmak.  Sözcük listeleri, labirent konumları, işitsel tonlar vb. bir dolu bellek görevinin yanında, eğitimden sonra uyumak uyanık kalmaktan daha fazla performans sağlıyor.  Bu durum birçok uyku araştırmacısının provokatif bir sonuca ulaşmasına yol açmış: Yalnızca öğrenmeyi desteklemesinin ötesinde, uyku çok yaşamsal bir oldu ve belki de doğrudan öğrenmenin kendisinden sorumlu olan bir şey.


Nöroloji alanında yakın zamanda yapılan keşifler bu olasılığa ışık tutuyor.  Uyku, görünüşe göre, öğrenme ve bellek mekanizması ile geniş çapta ilgili olan nöronlar arasındaki sinyallerin güçlenmesi olarak tanımlanabilecek  uzun süreli potansiyel artışı için önemli.  Gün içinde edinilen anılar uyku sırasında beyinde yeniden etkinleştirilip “yeniden oynatılıyormuş” gibi görünüyor, bu da anıların daha uzun süreli olmasını sağlıyor.  Bazı durumlarda bellek görevlerinde oluşan iyileşmenin miktarı, belirli uyku aşamalarında harcanan sürenin uzunluğu ile pozitif şekilde örtüşüyor.  Bunlar ve diğer bulgular uyku araştırmacıları arasında bir taraftan büyük heyecan yaratırken, diğer taraftan uykunun öğrenme sürecine ne kadar dahil olabileceği ya da olamayacağı hakkında da ateşli tartışmaları tetikliyor.


Bugüne kadar çoğu uyku ve öğrenme araştırması, bilgiyi hatırlama kapasitesi olan tanımlanabilecek anımsama konusuna odaklandı.  Ancak Stéphanie Mazza ve meslektaşları tarafından Lyon Üniversitesi'nde yürütülen ve yakın zamanda Psychological Science'ta yayımlanan yeni araştırma uykunun bir başka potansiyel avantajı olduğunu öne sürüyor: İyileştirilmiş yeniden öğrenme.  Yeniden öğrenme, unutulan bilgilerin yeniden edinilmesi olarak tanımlanabilir.  Karşılaştığımız tüm bilgileri hatırlamamız mümkün olmadığından, genelde geriye dönüp bu bilgileri yeniden öğrenmemiz gerekir.  Yeniden öğrenme bu zamanlarda gerçekleşir; örneğin bir sınava hazırlanırken, yenileyici bir kurs alırken ya da yalnızca uzun bir sürenin ardından bir konuya yeniden göz atarken.  Bu yeni araştırmaya göre, uyku yeniden öğrenmede turbo etkisi yaratıyor: İki kat daha hızlı yeniden öğrenmemizi ve bunu üç kat daha verimli yapmamızı.


Çalışmada, 40 Fransızca konuşan yetişkin katılımcı 16 Svahili-Fransızca sözcük çiftinden oluşan bir liste (örneğin, nyanya-tomate) öğrendi, ve 12 saatlik bir sürenin ardından uyku dahil edilerek ya da edilmeyerek bu sözcük çiftlerini yeniden öğrendi, ardından bir hafta ve altı ay sonra bellekleri sözcük çiftleri için test edildi.  Her katılımcı, “uyumayan” ya da “uyuyan” gruplarına rastgele atanarak çalışmayı tamamladı.  Uyumayan grupta, ilk öğrenme oturumu 09:00'da ve yeniden öğrenme oturumu aynı gün 21:00'da gerçekleşti; uyuyan grupta ilk öğrenme oturumu 21:00'da ve ikinci öğrenme oturumu bir gece uykusundan sonra 09:00'da gerçekleşti.  Öğrenme oturumu sırasında, katılımcılar önce tüm sözcük çiftleri üzerinde çalıştı.  Ardından her çiftten Svahili sözcüğü tek başına gösterilirken katılımcılar bu sözcüğün Fransızca karşılığını anımsamaya çalıştı.  Her denemeden sonra, doğru yanıt gösterildi ve katılımcıların ilgili çiftini daha fazla etüt etmesine izin verildi.  Öğrenme oturumu her çift bir kez başarıyla anımsandıktan sonra sonlandırıldı.  Yeniden öğrenme oturumunda, katılımcılar yeniden her çiftin Fransızca sözcüğünü anımsamaya çalıştı ve ardından tüm çiftleri mükemmel bir şekilde anımsayabilene kadar tüm liste üzerinden geçilmeye devam edildi.  Böylece yeniden öğrenme oturumu tamamlandığında, 12 saatlik arada unutulan herhangi bir sözcük çifti bir kez daha doğru şekilde anımsanana kadar pratik edildi.


İlk öğrenme oturumunda uyuyan ve uyumayan grup arasında bir performans farkı gözlenmedi, buradan her iki grupta da benzer düzeyde öğrenme gerçekleştiği sonucu çıkarılabilir.  Ancak, yeniden öğrenme oturumunda belirgin farklar ortaya çıktı: Uyuyan gruptaki katılımcılar ilk denemelerinde ortalama 10 sözcük çiftini anımsarken, uyumayan gruptakiler yalnızca ortalama 7 sözcüğü anımsayabildi; ayrıca uyuyan grubun yeniden öğrenmeyi tamamlaması yalnızca yaklaşık üç tur sürerken, uyumayanlar da bu sayı ikiye katlandı.  Uyuyan grubun performansı en düşük (diğer üyelere göre daha fazla sözcük çiftini unutan ve en çok sözcük çiftini yeniden öğrenmesi gereken) üyesi bile, yeniden öğrenme sürecini, uyumayan grubun en yüksek performanslı (ve en az unutan) üyesinden daha az turda tamamladı.


Bu etkileyici sonucun yanı sıra öğrenme ve yeniden öğrenme oturumları arasında uyumanın bir avantajı da sonucunun uzun süreli olması.  Bir hafta sonra, uyuyan gruptaki katılımcılar, uyumayan gruptakilere göre daha fazla sözcük çiftini yeniden anımsadı (ortalama 15'e 11), ve altı ay sonra yeniden anımsama performansları, biraz unutmaya bağlı zayıflamaya rağmen uyumayan gruba göre üç kat daha iyiydi (ortalama 9'a 3).  Böylelikle, her iki grup da yeniden öğrenme oturumunda mükemmel bir yeniden anımsama düzeyi göstermiş olmasına rağmen, yalnızca yeniden öğrenmeden önce uyuyan grupta olanlar uzun süreli bellek avantajlarından yararlandı. 


Gerçek şu ki yeniden öğrenmeye katılan uyuyan gruptaki katılımcılar ayrıca uykunun ayrıca daha iyi uzun süreli performans için de kritik olduğunu gösterdi.  Ana deneyim bir takibinde 20 ek katılımcıdan oluşan kontrol grubu, günün aynı saatlerinde ve ilk öğrenmeden sonra uyuyarak uyuyan grup ile tamamen aynı prosedürleri izledi.  Ancak, yeniden öğrenme oturumu yerine bu katılımcılar sözcük çiftlerinin listesi için yalnızca bir kez kısa bir pratik yaptı.  Yeniden öğrenme olmadan, sonraki anımsama performansları uyumayan gruba göre daha iyi değildi.  Bu sonuç, ilk öğrenmeden sonra uyumanın ve ardından yeniden öğrenme sürecine dahil olmanın uzun süreli bellek avantajları sağladığını ortaya çıkarıyor.


Mazza ve meslektaşları bu sonuçları, uykunun bellekleri “dönüştürdüğü”, ilk öğrenmenin etkilerini artırdığı ve sonraki yeniden öğrenmeyi güçlendirdiği şeklinde yorumladı.  Bu yoruma göre, uyku yalnızca anıların unutulmasını önlemekle  kalmıyor ayrıca yeniden öğrenme sırasında anıların depolanmasını da kolaylaştırıyor.  Bu sonucu desteklemek için yazarlar toplam uyku süresinin anımsama ve yeniden öğrenme performansı ile pozitif korelasyona sahip olduğunu (katılımcılar ne kadar uyursa, her ikisini de başarmaya o kadar eğilimli oluyor) belirtmiştir.  Önceki araştırmada gözlenene benzer olan bu model, iki olasılıkla tutarlıdır: ya uykuya özel bir mekanizma öğrenmeyi güçlendiriyor, ki bu da yeniden öğrenme için zemin hazırlıyor, ya da uyku, öğrenme süreçlerinin müdahale olmaksızın düzenli bir şekilde gerçekleşmesini sağlıyor, ki bu da yine belleği güçlendiriyor ve yeniden öğrenmeyi hızlandırıyor.  Bu ve ilgili diğer araştırmalarda her iki olasılıkta geçerliliğini koruyor, bu da iki olasılığı birbirinden uzaklaştırmak için gelecekte yapılacak çalışmalara davetiye çıkarıyor.


Ayrıca, bu en son çalışma, uykunun önemli ve bilinmeyen potansiyel yararlarını ortaya çıkarırken, diğer koşullarda  (örneğin sözlü olmayan materyalleri öğrenme sürecinde) aynı yararları sağlayıp sağlamayacağını belirlemek de gerekiyor.  Ayrıca belirtilmesi gereken bir diğer önemli husus da Mazza ve meslektaşlarının uyuyan ve uyumayan gruplarını günün farklı saatlerinde eğitmiş olmaları.  Uyku ve motor öğrenme araştırmasının yakın zamanda yapılan bir metaanalizinde , Tim Rickard ve ben böyle “değişken zamanlı” deneysel tasarımların, uykuya özel bir öğrenme avantajı olsun ya da olmasın, genelde uyuyan ve uyumayan gruplarda daha iyi performans sağladığını belirledik.  Bunun nedeni insanların yorgunluk seviyelerinin, farkındalıklarının ve diğer karakteristiklerinin günün saatine ve doğal uyku dürtülerine göre farklılık gösterebileceği gerçeği olabilir—bu farklılıkların uyku çalışmalarının katılımcılarının sıklıkla katılımının istendiği uyuma araştırmalarında mutlaka açıkça belirtilmesi gerekmez (mevcut çalışmada olduğu gibi).  Bu soruna eğilmek için uyuyan ve uyumayan grupların bu derece geniş çeşitlilikte programlara tabi tutulmadığı başka araştırmaların da yapılması gerekiyor.


Günümüzde, bu yeni sonuçlar çalışma oturumları arasında uyumanın, özellikle öğrenciler üst düzey performans elde etmek için yeniden geriye dönüp yeniden öğrenmeye vakit ayırdığında, özellikle etkili bir öğrenme stratejisi olabileceğini gösteriyor.  Örneğin, bir lisans sınavına hazırlıkta resmi bir kılavuz gibi bir dizi materyalin tamamen öğrenilmesi gerekiyorsa, bu materyaller aralarında uyku periyotları da olan birden fazla çalışma oturumunda art arda çalışılmalıdır.  Bu çalışma oturumlarını yatmadan kısa bir süre önce olacak şekilde planlamak da benzer şekilde gelecekte anımsama ve yeniden öğrenme sürecini geliştirecektir.  Kesintisiz gece uykularının giderek nadir hale geldiği ve çoğumuzun öğrenme ve belleği geliştirmek için pahalı ve kanıtlanmamış yöntemleri denediği bir dünyada, bunlar, düşler ülkesini kucaklamak için en inandırıcı nedenlerden bazıları olabilir.


Yazının orijinali için tıklayınız.