Telefon : +90 212 275 71 06  
Neden İleri Görüşlü CEO'ların Hiçbir Zaman İleri Görüşlü Varisi Olmaz ?

Neden İleri Görüşlü CEO'ların Hiçbir Zaman İleri Görüşlü Varisi Olmaz ?

Microsoft, 21. yüzyıla, bilgisayarlarla etkileşime giren herkes için egemen yazılım sağlayıcısı olarak girdi. 16 yıl sonra, bu egemenliğin havası sönmüş gibi görünüyor. Bunun sebebi, başarısız liderlik, bazı hataları yapma riski ve Apple’ın şuanda mobil çağın egemen teknoloji firması olması. 


Microsoft’u 25 yıl yönettikten sonra, Ocak 2000'de, Bill Gates yönetim kurulu başkanlığının dizginlerini Steve Ballmer’e bıraktı. Sonraki 14 yıl boyunca, Ballmer Microsoft’u yönetmeye devam etti. Eğer bir yönetim kurulu başkanının işinin satışları arttırmak olduğunu düşünüyorsanız, öyleyse Ballmer mükemmel bir iş çıkardı. Microsoft’un satışlarını üçe katlayarak 78 milyar $’a çıkardı ve kârı, 2 katından fazla artırarak 9 milyar $’dan 22 milyar $’a getirdi. Xbox ve Kinect’in lansmanı, Skype’ın ve Yammer’ın devralınması onun döneminde gerçekleşti. Microsoft kurulu, yılın bir çeyreğinden diğer çeyreğine ve hatta yıldan yıla büyümeyi başlatıyor olsaydı, bir yönetim kurulu başkanı olarak Ballmer, CEO olabildiğince iyi iş çıkarmıştı. Ama şirketin amacı uzun süre ayakta kalmaksa, Ballmer’in bir CEO olarak hataları olup olmadığı tartışılabilir, zira uzun vadeli fırsatları boşa harcadı ve hep kısa vadeli gelirleri en iyi şekilde değerlendirdi. 


Microsoft’un dikkate değer finansal performansına rağmen, Ballmer, 21. yüzyılın 5 teknoloji gözdesini anlama ve bunları yürütme konusunda başarısızdı; arama alanında Google’ın, akıllı telefonlar alanında Apple’ı , mobil işletim sistemi alanında Google ve Apple’ın, medya alanında Apple ve Netflix’in ve son olarak bulut konusunda Amazon’un gerisinde kaldı.  Microsoft 20. yüzyılı  bilgisayarları (neredeyse bütün masaüstü bilgisayarları) yöneten işletim sistemlerinin %95’inin fazlasına sahip olarak geride bıraktı. 21. yüzyılda geride kalan 15 yıl içinde 2 milyar akıllı telefon üretildi ve Microsoft’un işletim sistemindeki payı %1. Bu kayıplar bir dereceye kadar teğet bir pazarda değildi, arama, mobil ve bulut pazarı Microsoft kullanıcılarının önde olduğu pazarlardı. Ama bu çok akıllı CEO bu fırsatların tümünü kaçırdı. Neden?  


Bunun sebebi Microsoft’un arama, medya, mobil ve bulut alanlarında çalışan akıllı mühendislere sahip olmaması değildi. Şirketin bu alanlarda da bir çok projesi vardı. Problem, Ballmer’in şirketi, o zamanki güçleri olan Windows ve Office faaliyetlerini düzenleyecek şekilde yönetmesiydi. Bu aktivitelere direk olarak bağlantılı olmayan projeler hiçbir zaman ciddi kaynaklarca desteklenmedi veya yönetimin dikkatini çekmedi. 


Microsoft'un kaçırdığı bulut, müzik, mobil ve uygulama alanlarında mücadele etmesi için bir hizmetler şirketi olmaya yönelik kurumsal bir dönüşüm gerekiyordu. Üstelik hizmetler çok farklı iş modelleri de içeriyor. Bu modelleri, ürün konusunda çok iyi olan bir şirkette gerçekleştirmek zordur. 


Ballmer, var olan bir iş modelini, değişen ve parçalanan bir dünyada yönetmeye çalışan birinci sınıf bir idareciydi. (bir Harvard mezunu ve birinci sınıf bir satış uzmanı). Microsoft, 20. yüzyıl iş modelini son derece iyi bir şekilde yönetti ama yeni ve daha önemli olanlarını kaçırdı. Sonuç mu? Kısa vadede yüksek kazanç ama uzun vadede çok daha düşük bir rekabet gücü. 


2014 yılında, nihayet Microsoft Ballmer’in emekliliğini duyurdu ve 2014’ün ilk dönemlerinde Satya Nadella işin başına geçti. Nadella şirketi mobil ve bulut (Azure) odaklı olarak organize etti ve Office ile Azure  takımlarını Windows’tan bağımsız hale getirdi. Telefon faaliyetlerini sonlandırdı ve olağan bir sarsıntı yaşatmadan büyük bir Windows sürümü yayınladı. Şirketi, arttırılmış gerçeklik ve konuşan yapay zekaya doğrultusunda yönlendiriyor. 20. yüzyıldaki  egemenliklerini asla yeniden kazanamayacak olsalar da, kendilerine miras kalan iş modeli oldukça karlı olmaya devam etti ve Nadella Microsoft’u neredeyse piyasanın dışında kalmaktan kurtardı. 


Bu örnekten Apple, Tim Cook ve Apple Kurulu'na geçiyoruz. 


İleri görüşlü CEO'nun güçlü yanlarından biri de, birinci sınıf işletme idarecilerinden bir yönetim kadrosu oluşturması (ve genellikle bilinçsiz bir şekilde astlarından birinci sınıf yenilikçiler  çıkartması). İleri görüşlü bir CEO tarafından yönetilen bir şirkette ileri görüşlü olan sadece bir kişi vardır. 


Steve Jobs Apple’ı yönetirken, vizyonu yönlendirmişti fakat yazılım, donanım, ürün tasarımı, tedarik zinciri, üretim alanlarının her birinde güçlü işletme yöneticileri yerleştirmişti ve bu kişiler onun vizyonunu ve sabırsızlığını, planlara, süreçlere ve prosedürlere dönüştürmüştü. 2001 ile 2008 yılları arasında Steve Jobs şirketi 3 kere yeniden oluşturmuştu. Apple Mağazalarındaki yeni bir bilgisayar dağıtım kanalından ve 2001'de çıkardığı iPod ve iTunes’la müzik piyasasını çalkalamasından, 2007’deki iPhone’a ve 2008'deki App Store’a kadar, her dönüşüm geliri ve kârı yeni seviyelere çıkardı. 


Visyon sahibi kurucular ayrıldığında, onların altındaki idareciler şirketi yönetme sırasının kendilerine geldiğine inanır (çoğu zaman bu, eski CEO'nın atamasıyla olur). Microsoft’ta Bill Gates, Steve Ballmer’I bu koltuk için desteklemişti, Apple’da ise Steve Jobs, Tim Cook’un onun varisi olması istediğini açıkça belirtmişti. 


Başkanlığa geçince, bir CEO'nun yapacağı ilk icraatlardan biri organizasyon içerisindeki kaos ve kargaşadan kurtulmaktır. Yürütmeden sorumlu CEO'lar, istikrara, sürece ve yenilenebilir icraatlara önem verir. Öngörülebilirlik için mükemmel bir şeydir bu, fakat genellikle yaratıcı bir ölüm sarmalına sebep olur. Yaratıcı insanlar işi bırakmaya başlarlar ve diğer vasilere daha üst düzey görevler verilir, üst düzey göreve gelenler süreç insanlarını işe alırlar ve böylelikle geriye kalan yaratıcı yetenekler de dışarıda kalmaya zorlanır. Bu kültürel değişim, tabandan en tepeye kadar dalgalanmalara yol açar ve dünyayı değiştirme misyonuna sahip şirket görünümü yerini sıradan işler yapan bir şirket görünümüne bırakır. 


Yeni CEO ne kadar süreç odaklıysa, sizde şirketin ürettiği ürünleri sevmediği hissini uyandırır (Apple Watch duyurularına ve bunu kimlerin tanıttığına bakın).


Bugün itibarıyla Tim Cook Apple’ı 5 yıldır yönetiyor ve bu süre şirketin artık Jobs’un değil, kendi şirketi olması için yeterli bir süre. Gates ile Ballmer arasındaki ve Jobs ile Cook arasındaki paralellik, tüyler ürpertici seviyede. Cook’un yönettiği Apple’ın hasılatı 200 milyar $, karı ikiye ve kasadaki nakit parayı da üçe katladı (bir trilyon doların dörtte biri ediyor).  iPhone, marjinal gelişmelerle yıllık değişimine devam ediyor. Ama, son 5 yıl içerisinde Apple’ın müşteri karşısına çıkarabildiği tek yeni şey Apple Watch oldu. Apple 115.000 çalışana sahip fakat masaüstü ve dizüstü bilgisayarlar için zar zor yıllık güncellemeler getirebiliyor. 


Dünya, daha önce Ballmer’in yönettiği Microsoft’u nasıl yıprattıysa, Apple’ı da aynı şekilde yıpratmak üzere. Apple çok zeki bir şekilde iPhone’un egemenliğini güçlendirmek için kullanıcı arayüzü ile ürün tasarımı konularında ustalaştı. Ama Google ve Amazon, yeni dalga bilgisayar ürünlerinin yapay zekaya yönlendirilen hizmetler, makine zekası güdümündeki donanımlar ve uygulamalar olacağı beklentisine yatırım yapıyor.  Amazon Alexa'yı ve Google Home ve Asistan’ı düşünün; her iki ürün de akıllı, konuşan Yapay Zeka’lar tarafından güçlendirilmiş ses tanıma teknolojisiyle yönlendiriliyor. 


Bu, Apple’ın kendi laboratuarlarında konuşan yapay zekayla ilgili heyecan verici şeyler yapmadığı anlamına gelmiyor. Hatta, Siri bu teknolojilerden ilkiydi.  Apple'ın geliştirme sürecinde olan otonom araç projeleri ve yapay zeka tabanlı konuşmacıları var. Sorun ise ürünler tutku yoksunu olan bir tedarik zinciri CEO'su ve bu kişinin Apple’ın izleyeceği yola ilişkin kişisel vizyonunu henüz açık bir şekilde belirtmemiş olması. Bu vizyon olmadan, doğru örgüt ve iş modelini kurmak ve pazara yenilikler getiren ürünler üretmek için yeterli donanıma sahip olamaz. 


Yenilikçi bir CEO'nun ayrılması ile Microsoft, Apple ya da diğer herhangi bir yönetim kurulunun karşılaştığı ikilem şu: Başka bir yenilikçi mi arayacaksınız, idarecilerden birini terfi mi ettireceksiniz, yoksa bir yenilikçi bulmak için organizasyonun derinlerine mi ineceksiniz? 


Steve Jobs, Bill Gates, hatta 20. yüzyılın diğer yaratıcı ikonu Walt Disney, aynı kör noktaya sahipti: Kendi idarecilerini devamları olarak önerdiler. Hataları, piyasa anlayışını ve ürün ve müşteri tutkusunu birinci sınıf idare süreciyle karıştırmaktı. Tarih bu iki yeteneğin aynı şey olmadığını gösterdi. Hızla değişen pazarlarda uzun vadede sağ kalabilmek için, bir tanesi diğerinden çok daha önemli. 


Not: Steve Ballmer’in Harvard İşletme Fakültesi’nden mezun olduğu belirtiliyor. Kendisi Harvard Üniversitesi mezunu ve Microsoft’a katılmak üzere okulu bıraktığında Stanford Lisansüstü İşletme Bölümü'ne devam ediyordu.


Yazının orijinali için tıklayınız.