Telefon : +90 212 275 71 06  
Neden küçük çocuklarımıza da aktivist olmayı öğretmemiz gerekiyor ?

Neden küçük çocuklarımıza da aktivist olmayı öğretmemiz gerekiyor ?

Çocuklarımızın düşünen ve topluma dahil olan vatandaşlar olarak büyümesini istiyorsak, şimdi sosyal değişimin bir parçası olmalarına yardım etmemiz gerekiyor.


Ben asit yağmurundan ödüm koparak büyüdüm. Adı bile korkutucuydu ve uyanık saatlerimde aklımı kurcalıyordu. İnsanların yüzlerini eritiyor muydu? Vahşi hayvanlar hayatta kalacak mıydı? Ebeveynlerim aktivist değildi, ama iyi birer vatandaştı, teneke kutuları geri dönüşüme gönderirdi ve ağ ile yakalanan balıkları yemekten kaçınırdı; Başkan Nixon'a bir mektup yazmaya ve sorularıma yanıt istemeye karar verdiğimde, cesaretle Beyaz Saray'ın adresini verdiler. Ama geri gelen mektup hiçbir çözüm sunmuyordu, endişeli çocukların önemi hakkında bazı basma kalıp sözler içeriyordu ve dokuz yaşındaki beynimin bile anlayacağı üzere damga niteliğinde bir imza taşıyordu. Ne ebeveynlerim ne de ben başka eylem yolları bilmiyorduk. Yine de korkmuş ve yetişkinler konusunda onarılamaz şekilde hayal kırıklığına uğramış halde kalakalmıştım.


Geriye dönüp baktığımda, keşke biraz aktivist taktikleri bilseydim diyorum. Ve durum daha da ilerledi: İlkel sosyal güçlerin erken yetişkinlik dönemindeki beceriksizliği ile yolumu bulmaya çalışmak yerine, keşke o hassas genç yaşlarımda ayrıcalık, ön yargı ve kesişimsellik gibi kavramları bana öğreten biri olsaydı. Bu nedenle, içlerinde silah şiddetinin yarattığı korku ile Ferguson'dan Parkland'e sokaklara çıkan, belediye binasına yürüyen ve Kongre Binası'nın basamaklarına ulaşan gençleri hayranlıkla seyretmiştim. Peki küçük çocuklar ne yapacak? Altıncı, beşinci, hatta dördüncü sınıflara da aktivist olmayı öğretmeli miyiz? Evet, kesinlikle. Hem de hemen.


Bunun tartışmalı bir konu olduğunun farkındayım. 9 yaşa kadar çocuklara protesto taktikleri veren son kitabıma Twitter'da yanıt veren biri "ebeveynlerin aktivizm damarlarını dizginleyip çocukların çocuk olmasına izin vermesi gerektiğini" öne sürüyordu. Sızlanırken aktivizmi öğretmenin çocuklara yetişkin sorumlulukları yüklemek anlamına geldiğini, "onlardan kahkahalarını ve neşeli ruh hallerini" çalmak olacağını söylüyordu.


Twitter takipçim iyi niyetliydi ama aynı zamanda hatalıydı. 10 yaşındaki bir çocuğu aktivizmi öğrenmekten alıkoymak onu adaletsizliklerden korumaz. Sokaklarda evsizleri görür. Bir silahlı ateş açtığında sırasının altına girmesi öğretilir. Belki bütün ailesi önceki yaz iklim değişikliğine bağlı yangınlardan, sellerden, kasırgalardan (birini seçin işte) kaçmıştır. Detayları yakalayabilen bir çocuksa, zaten öğretmenlerinden, mağaza sahiplerinden ve polisten etrafındaki olumsuzlukları kavramaya başlamıştır.


Çocuklarınızı, yukarıdakilerin herhangi birini doğrudan deneyimlemekten koruduğunuza inansanız bile kalenin son duvarları Internet yüzünden zaten yıkılacaktır. Bir arkadaşın 10 yaşındaki oğlu geçenlerde okuldan döndüğünde şu soruyu sormuş: "Anne, metre nedir?" (Stormy Daniels sağ olsun). Aktivizmi çocukların ulaşamayacağı yerlerde saklamak onları korumaz. Aksine hayat için yeterince hazırlanmadıkları için onları mahrum bırakır.


Çok da gizli olmayan bir bilgi: Çocuklar neler olup bittiğini biliyor.


Ayrıca bundan dolayı derin bir üzüntü duyma kapasiteleri de var. "Sosyal adalet" diyebileceğimiz şey, özetle çocukların "doğruluk" olarak adlandırabileceği şeyle aynı. Her ebeveynin de bildiği üzere, çocuklar daima kimin daha fazla kurabiye ve kimin daha az övgü alacağını sürekli merak eder; çalışmaların bize söylediğine göre 15 aya kadar küçük çocuklar adil yaklaşımı anlayabiliyor. Irkçılık, cinsiyetçilik ve sınıf ayrımcılığı gibi sosyal sorunlar karmaşıktır, ancak bunların altında basit kavramlar yarat ve çocuklar bunlarla bağlantı kurup bunların güdümünde hareket edebilirler. Zaten eşitsizlikleri algılayabildiklerinden, artık biz yetişkinlerin de onların bunları anlamasına yardım etmemiz gerekiyor.


Küçük çocuklarımız için istediğimiz koruma, sosyal eşitsizlik sorunlarının yok sayılmasından değil, henüz bir çözüm üretemezsek de çocuklara bunu anlatarak sağlanır. Ve bir adım daha ilerlemek önemlidir. Çocuklara, gönüllülükten ve bağış toplamaktan boykot ve yürüyüşe kadar çeşitli taktiklerle nasıl tepki vereceklerini öğretmemiz gerekiyor. Bu sivil katılımlar onları yalnızca güçlendirmez, ayrıca Twitter arkadaşımın hakkında endişe duyduğu neşelilik hallerini de teşvik eder.


Ayrıca başka bir çok avantajı da vardır: Aktivizmle uğraşan çocuklar gerçek hayatta gereken takım çalışması, planlama, strateji ve iletişim gibi sosyal becerileri de edinir. Etik tartışmaları dinler ve kendi etik değerlerini biçimlendirir. Ve bütün bunlar gerçek yaşam koşullarında gerçekleşir, çünkü her ne kadar bazı eylemler sosyal medya üzerinden desteklense de, aktivizm nihayetinde birbirine yüz yüze bakan insan grupları ile ilgilidir. Bu etkileşim çok önemlidir. Hemen şu anda, sekiz yaşındaki çocuklar günlerinin dört buçuk saatini ekranlara bakarak geçiriyor ve daha az sosyal, daha az empati kuran ve daha depresif gençler olarak büyüyorlar.


Sosyal adalet ile ilgili konuşmalar cinsellik ile ilgili olanlara benzer duygular yaratır. Neleri dahil etmeliyiz ve neleri dışarıda bırakmalıyız? Genç birine, ABD'nin, İngiliz kralının hakimiyetini sorgulayan aktivistler tarafından kurulduğunu anlatırken, Amerikan Yerlileri ve Afrikalılara yapılan adaletsizlikler konusuna ne kadar değineceğiz? Hangi ayrıntıları dahil edeceğiz ve anlatılanlardaki şiddetin ölçüsü ne olacak? Nihayetinde bu tamamen ebeveyne kalmış bir şey. Ancak cinsellik konuşmasında da olduğu gibi bu sınırları belirlemek bütün manzarayı yok saymak anlamına gelmiyor. Çocuklar biz olmadan da bilgiye ulaşacaktır, ancak bunlar eksik ya da yanlış bilgi parçaları olacaktır.


Yazının orijinali için tıklayınız.