Telefon : +90 212 275 71 06  
Tek başıma kayak ile Antarktika geçişinden öğrendiklerim - Asla asla deme

Tek başıma kayak ile Antarktika geçişinden öğrendiklerim - Asla asla deme

İlk solo Antarktika geçişi denemesinde Ben Saunders uçsuz bucaksız beyaz manzaralarla, değişen kar koşullarıyla ve zihinle oynayan monotonlukla mücadele etti; üstelik bütün bunları yüzlerce kiloluk teçhizatını çekerken yaptı. İnanılmaz yolculuğundan yaptığı keşifleri sizlerle paylaştık.


 

2004, 27 yaşındaki kutup kaşifi Ben Saunders (TED Talk: Güney Kutbuna gidiş ve dönüş yolu, hayatımın en zor 105 günü) Kuzey Kutbuna kayak ile giden en genç kişi unvanını kazandı. Dokuz yıl sonra, Güney Kutbuna 1.800 mil boyunca, yüzyıl önce Robert F. Scott' ve dört arkadaşının izlediği rotayı tamamlayarak yaya gidip dönen iki kişilik bir ekibin üyesiydi.


Ardında 2017'de, Saunders ilk solo, desteksiz, yardımsız Antarktika geçişi denemesini yaptı. 2016'da arkadaşı Henry Worsley'in ilerlediği rotayı izlemeyi planlamıştı. Worsley'nin hastalandığı noktada yolculuğun bitmesine 30 mil kalmıştı. Hastaneye kaldırılan Worsley burada karın zarı iltihabından öldü. Saunders' bu yolculuğu tamamlamayı, yalnızca Worsley'i onurlandırmak için değil ayrıca yaralı ve savunmasız servicemembers üyelerine yardım eden ve kar amacı gütmeyen bir kuruluş olan The Endeavour Fund'u desteklemek için de istiyordu.


8 Kasım 2017'de, bir uçak, o sırada 40 yaşında olan Saunders'ı Weddell Denizi' sahilinin hemen açığında olan Berkner Adası'na bıraktı (haritayı görmek için buraya tıklayın). Ernest Shackleton gibi (her ne kadar Shackleton sonunda başarısız olmuş olsa da), Saunders da Güney Kutup noktasının ötesinde Antarktika'nın uzak tarafındaki bir noktaya kerteriz alıyordu. Sonraki yedi hafta içinde dış dünya ile olan tek bağlantısı bir uydu telefonu (yalnızca acil durumlar için), uzaktaki ekibin konumunu her saat belirlemesi için bir takip cihazı ve e-postaları ile blog iletilerini yazmak için kullandığı bir akıllı telefondu. Her gün 9 - 10 saat boyunca, tüm yiyeceğini ve yolculuk için gerekli ekipmanlarını taşıdığı ve yolculuğun başında 155 kg tartılan bir kızağı ortalama 15,5 mil çekiyordu.


660 mil kayakla yolculuk ettikten sonra Saunders 29 Aralık'ta Güney Kutbuna ulaştı. Burada, hedefine 30 mil kalmışken, aşağıda açıklayacağı nedenlerden dolayı durmaya karar verdi.  Bugün Saunders, her iki kutba da yaya olarak giden iki (belki de üç) kişiden biri olma unvanını koruyor. Ben Saunders, bu yolculuktan öğrendiklerini sizlerle paylaşmak için burada.


Ders 1: Bu yolculuk için antrenman yapmak fazla kilolu birinin ultramaratona ve ağırlık kaldırma yarışmasına hazırlanması gibiydi.


"Öncesinde 10 ay ila bir yıl süreyle özel bir antrenman programına girdim. Bir kutup seferi için hazırlanmak garip bir şey, bazı açılardan bu bir çeşit ultra-dayanıklılık etkinliği, bazı açılardan ise neredeyse bir Stronman etkinliği çünkü yola 155 kg'lık bir yükü çekerek başlıyorsunuz. Ayrıca yeterli enerji depolarına sahip olmak için kilo da almalısınız. Yani bu üç birbirine zıt olguyu bir arada geliştirmeye çalışıyorsunuz."


Ders 2: Antrenman ayrıca zorlu zamanlar için anılar toplamakla da ilgili.


"Yalnızca bu sefere hazırlığım değil bu tür yolculuklara hazırlandığın son 15 yıla dönüp bir bakmak bana son çare olarak başvurabileceği bir zihinsel referans noktası sağladı. Olaylar zorlaştığında, 'Eh bu kısmını spor salonunda başarmıştım' ya da '"Bunu bisiklet üstünde ya da ultramaratonda yaptığımı hatırlıyorum' derim. Antrenman gerçekten yararlı bir hazırlık."


Ders 3: Solo seyahat kulağa huzurlu gelebilir, ama daha önce hiç yapmadınız. Hem de bu yoğunlukta.


"Bir parçam bu yolculuğun nihai sessiz kaçışım gibi olmasını, iki ay boyunca kendi düşüncelerimle baş başa kalacağımı ve inanılmaz yeni fikirlerle geri döneceğimi umuyordu. Aslında, yalnız olduğunuzda tüm bu zaman boyunca meşgul olursunuz. Navigasyonla, zamanı tutturmakla ve düzenli yediğinizden emin olmakla uğraşır durursunuz. Sürekli olarak arazi ve hava durumu koşullarına bakarsınız. Bunlar sürekli farklılık gösteren değişkenlerdir. O anı yaşamak, dikkatli ve derin düşüncelere dalmak zordu, çünkü sürekli olarak yapacak bir sürü şey vardı."


Ders 4: Beyaz yokluğun içine doğru kayakla ilerlemek hiçbir şeye benzemeyen bir hayal gibi.


"Yolculuktaki zamanımın yaklaşık yüzde 25'inde, kar yağışı, alçak bulutlar, sis ya da tipi nedeniyle görüş sıfırdı ya da çok düşüktü. Normalde, gün boyunca pusulamla navigasyon yapıyor önümde ya da ufukta yer alan bir coğrafi özelliği, örneğin bir tümseği ya da tepeyi veya sıra dışı görünen bir şeyi kerteriz alıyor ve ona doğru hızlanıyordum. Oraya vardığımda başka bir şeyi belirliyordum. Bu şekilde, yol katetme ve ilerleme duygusuna sahip oluyordum. Sıfır görüşte, tek yapabileceğiniz aşağıya pusulanıza doğru bakmak ve yolculuğu kabaca aynı yönde sürdürmeye çalışmaktır. Hiçbir arazi işareti yoktur. Her şeyin görüşünü kaybedersiniz. Bazen yer yüzünü ve gökyüzünü ayırt edemediğimden baş dönmesi yaşadığım bile oluyordu. Bir noktada artık biri sanki kar gözlüklerimi içeriden beyaz sprey boya ile boyamış gibi hissettirmeye başladı; hiçbir şey göremiyordum. Ara sıra neye bastığımdan emin olmadığım da oluyordu. Zeminin düz olduğunu düşünürken ayağım birden küçük derin bir çukurun içinde kayboluyordu. Her açıdan kafa karıştırıcı bir şeydi."


Ders 5: Macera yolculuğu şaşırtıcı düzeyde monoton hale gelebilir.


"Antarktika'da 24 saat gün ışığı var, yani gündüz ve gece arasında doğal bir ayrım yapamıyorsunuz. Her gün aynı görünüyor ve yaklaşık beş hafta boyunca bunu yaşadım. Çok zordu. Dağları geçtiğim zaman olduğu gibi, yolculuğun hafızama kazınan inanılmaz anlar sunduğu bazı kısımları da vardı, ama hiçbir şey olmadan geçen günler de vardı. Sabah kalkar, dışarı çıkar, çadırımı toplar, 10 saat güneye gider ve hiçbir şey görmezdim. Önceki gün ne gördüysem her şey yine aynı olurdu; yalnızca kar."


Ders 6: Basit şeyler bile karmaşık hale gelebilir.


"Antarktika'daki yaşamın en moral bozucu taraflarından biri de giydiler ve ekipmana kaçınılmaz olarak harcanması gereken zaman. Yemek ve sıvı almak için her durduğumda, güneş gözlüklerimi ya da kar gözlüklerimi çıkarmam ve onları bir yere koymam, yüz maskemi çıkarmam ve bir yere koymam, pusula teçhizatını çıkarmam ve sırt çantamı çıkarmam gerekiyordu; ve bunlar daha oturmadan öce yaptıklarım. Yemeğimi yer, sıvı alır ve sonra tüm bu işlemleri tersinden yaparak yeniden yola koyulurdum. 90 dakika ya da daha kısa aralıklarla yemem gerektiğinde bunu günde en az altı kez yapmam gerekiyordu."


Ders 7: Her şey için endişelenemeyeceğimi anladım.


"Antarktika çok büyük bir yer, yüz ölçümü ABD ve Meksika'nın toplam yüz ölçümüne eşit ve ezici bir etkisi var. Yaya seyahat ettiğinizde, bir çadırda uyuduğunuzda, içme suyu için kar erittiğinizde kendinizi çok küçük hissediyorsunuz. En güçlü ögelerin merhametine terk edilmiş hissediyorsunuz ve tamamen kontrolünüz dışında olan bir sürü etmen var. Enerjimi hava koşulları, kar koşulları ve değiştirmeyeceğim şeyler yüzünden hayal kırıklığına uğrayarak tüketmemeyi öğrenmem gerektir. Bunu yerine enerjimi, kendimi kollamak için yapabileceğim şeylere, güneye doğru yoluma devam etmeye ve yemeye, uyumaya ve en iyi kondisyonumu korumaya çalışmaya odaklamayı denedim."


Ders 8: Korku hep var; önemli olan sakin kalabilmek.


"Rüzgar arttığında ve hava kötüleştiğinde potansiyel bir tehlikenin çok da uzakta olmadığına dair bir duygu her zaman vardı. Güçlü rüzgar altında çadırı kurmaya çalıştığımda, çadırı bıraksam ve rüzgarda uçup gitse evimi ve korunağımı kaybedeceğimi biliyordum. Bir hava aracı istesem bile ban ulaşmaları en az bir ya da iki gün sürerdi. Bazı günlerde korktuğum anlar oldu, bununla baş etme ve deneyimlerime güvenmem gerekti. Kendime sürekli, bunu daha önce görmüştüm, bir sürü buz yarığı geçtim, bir sürü fırtına atlattım diyordum. Bu sayede derinlerde her şeyin iyi olacağına dair bir inancı koruyabiliyordum."


Ders 9: Kendime durup da etrafımdaki büyülü ortama dikkat etmeyi hatırlatmam gerekiyordu.


"Bir sürü sefere çıkmış olmanın olası dezavantalarından biri de bunun neredeyse bir rutine dönüşüyor olması; bu sizin yaptığınız iş haline geliyor. Bunun ne kadar çabuk bir alışkanlık duygusu yarattığını görmek şaşırtıcıydı; yine kayakların üstündeyim, yine bir kızak çekiyorum. Daha önce kutup bölgelerinde bunu aylarca yaptığımdan, bu bana çok doğal geliyordu. Ara sıra dünyanın dibinde tek başıma olma mucizesini, bunun büyüsünü, çocukken yapmayı hayal ettiğim bir şeyi yapıyor olmanın keyfini unutuyordum."


Ders 10: Altımdaki karın birden oturmasının verdiği isimsiz keyfi yaşadım.


"Olgu için kullanılacak doğru terim bu mu hiç bilmiyorum, ama bu yolculukta hayatımın en iyi keyif anlarını yaşadım. Bunun oturan karın ağırlığı ile ilgili bir şey olduğunu sanıyorum, ama üzerinde durduğunuz kar kaplı bölgenin aniden birkaç santim düşmesi ve beraberindeki susturucudan geliyormuş gibi duyulan yıldırım sesinin yarattığı o duygu patlaması gerçek bir heyecan. Şanslıysanız (benim gibi) bu yerleşmeler bir zincirleme reaksiyona yol açar ve ufka doğru her yönde ilerleyen bir şok dalgasına neden olur. Böyle bir olayı ilk kez yaşadığınızda taş kesiliyorsunuz ama zararsız olduğunu anladığınızda muazzam bir tatmin duygusu duygusu yaşıyorsunuz, sanki dev eller karla kaplı sahalara masaj yaparak tonlarca karı yerine oturtuyordu.


Ders 11: Nihayetinde sağlığımı ön planda tutmam gerekti.


"Bazı açılardan seyahatime son vermek kaç günlük yemeğim kaldığını, kat ettiğim mesafeyi ve şimdiye kadarki ortalama hızımı hesapladığımda kaçınılmaz bir sonuçtu. Bu kararla ilgili zor kısım zorlanmayışımdı. Kondisyonum ve sağlığım iyiydi, ama kendime belirlediğim planın altı ya da yedi gün gerisindeydim. Belki de kendimi iki hafta boyunca tükenme noktasına kadar zorlasam ve hava koşulları mükemmel olsa, o zaman teoride bu yapılabilir bir hale gelirdi. Ama daha önceki seferlerimde olduğu gibi kendimi yok etme pahasına zorlama riskine girmeye hevesli olmadığımı anladım. Bence bu büyük oranda Henry Worsley'nin iki yıl önceki seferinden kaynaklanıyor. Bu kez daha kara ayak basmadan önce eve tek parça halinde dönmenin bir numaralı hedef olmasına karar vermiştim, bunun ötesindeki her şey bonus olacaktı."


Ders 12: Bir seferden geri dönek kendi başına başka bir yolculuk.



"Yolculuğun sonu, kendine has bir yük boşalması sürecinin başlangıcıdır, tıpkı bir derin deniz dalgıcının yüzeye yavaşça ve kademeler halinde geri dönmesine benzer. Sıcak duş, musluktan akan su, duvardaki prizden gelen elektrik, WiFi ve tozdan hazırlanmamış süt gibi seferiniz sırasında size uzak hayaller gibi gelen şeyleri deneyimlersiniz. Yalnızca bir düğmeye basarak Tayland yemeği, ekşi mayalı pizza, taze suşi ya da kule gibi bir çizburgeri kapıma kadar getirtebildiğim şehir hayatında, yeniden şımarık, yumuşak bir şehirli haline dönüşümüm tamamlanana kadar rastladığım her medeniyet katmanında hayrete düştüm. Şimdilik yine bir kızak koşumunu giymeye ve Antarktikayı kayakla geçmeye dair sıfır istek duyuyorum; kutup dünyasında başardığım şeyden gerçekten memnunum. Ama 2014'te Antarktika'dan eve geri döndüğümde söylediğim şeyi de daha dün gibi hatırlıyorum; Asla asla deme."



Yazının orijinali için tıklayınız.