Telefon : +90 212 275 71 06  
Öğrenmek Öğrenilen Bir Davranıştır. İşte Bunu Geliştirmenin Yolları.

Öğrenmek Öğrenilen Bir Davranıştır. İşte Bunu Geliştirmenin Yolları.

Birçok kişi, öğrenme yeteneğinin zeka ile ilgili olduğuna ilişkin yanlış bir kanıya sahiptir. Onlara göre öğrenme, göz rengi gibi değişmez bir niteliktir ve genetik bir şanstır. Bu düşünceye göre insanlar ya doğuştan öğrencidir ya da değildir. O zaman neden bu konuda daha iyi olmak için çaba gösterelim ki?


Ve bu nedenle birçok kişi öğrenme konusuna çok da odaklanmadan yaklaşır. Ustalık gerektiren bir alanı nasıl geliştirecekleri konusunda çok fazla düşünmezler. Öğrenme stratejisini çok düşünmeden "Pratik mükemmelleştirir” gibi sözler kullanırlar. Nihayetinde bu, son derece yanlış tanımlanan bir ifadedir. Pratik, aynı beceriyi üst üste tekrarlama anlamına mı geliyor? Pratikte geri bildirim gerekiyor mu? Pratik zorlamalı mı? Yoksa eğlenceli mi olmalı?


Sayısı giderek artan araştırmalar öğrenmenin geliştirildiğini, doğuştan olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Öğrenme yeteneğini geliştirmeye yönelik yoğun pratik kullanımı ve özel stratejiler sayesinde bu uzmanlığı daha hızlı ve daha etkin şekilde geliştirebiliyoruz. Kısacası giderek daha iyi olabiliyoruz.


Konu deneyim kazanmak olduğunda öğrenme stratejilerinin işlenmemiş zekaya göre nasıl daha önemli olabildiğini gösteren örnek çalışmalardan birini aşağıda verdik. Marcel Veenman, düşüncelerini yakından takip eden insanların konu yeni bir şey öğrenmek olduğunda IQ seviyeleri tavan yapan insanları geride bıraktığını belirlemiş. Araştırmasına göre ustalık geliştirme açısından, anlama şeklimize odaklanmak doğuştan zekaya göre yaklaşık yüzde 15 daha önemli.


Araştırmaya göre aşağıda öğrenme becerilerini oluşturmak için üç pratik yol yer alıyor.


Hedeflerinizi düzenleyin

Etkili öğrenme genellikle bir tür proje yönetimine indirgenir. Bir uzmanlık alanını geliştirmek için önce öğrenmek istediğimiz şey konusunda elde edilebilir hedefler belirlemeliyiz. Ardından bu hedeflere erişmemize yardım edecek stratejileri geliştirmeliyiz.


Öğrenmeye yönelik hedefli bir yaklaşım, uzmanlığı kazanma yolunda hissettiğimiz tüm hata duyguları ile baş etmemizi sağlar: Yeterince iyi miyim? Başarısız olacak mıyım? Ya hata yaparsam? Daha iyi yapabileceğim başka bir şey yok muydu?


Kendimizde biraz kusur bulmak normaldir, Stanford psikologu Albert Bandura bu tür olumsuz duyguların hızla bizi yeni şeyler öğrenme yeteneğinden mahrum bırakabileceğini söylüyor. Üstelik, belirgin hedeflere sahip bir plan geliştirirsek daha adanmış oluyoruz. Araştırma bu noktada galip geliyor. Çalışmalar sürekli olarak belirgin hedefleri olan insanların “iyi bir iş çıkarmak” gibi belirsiz esin kaynakları olan kişileri geride bıraktığını gösteriyor. İnsanlar, hedefler belirleyerek kendi duygularını daha kolay yönetebiliyor ve öğrenme süreçlerinde ilerleme kaydedebiliyor.


Düşünme hakkında düşünün

Üst biliş öğrenme yeteneği için hayati önemdedir. Psikologlar üst bilişi "düşünme hakkında düşünme" olarak tanımlıyor, genel olarak söylemek gerekirse üst biliş, ne bildiğinizi nasıl bildiğiniz konusunda daha inceleyici olmayı gerektiriyor. Konu kendinize şu gibi sorular sormakla ilgili: Bu fikri gerçekten anlıyor muyum? Bunu bir arkadaşa anlatabilir miydim? Hedeflerim neler? Daha fazla arka plan bilgisine ihtiyacım var mı? Ya da daha fazla pratik yapmam gerekiyor mu?


Üst biliş birçok eğitimli uzmana kolay gelebilir. Bir uzman bir konu üzerinde çalıştığında, genellikle sorunun nasıl ele alınacağı konusunda çok fazla düşünür. Yanıtlarının makul olup olmadığına dair genellikle iyi bir algıları vardır.


Ortaya çıktı ki asıl önemli olan şey bu tarz "düşünme hakkında düşünme" kısmını yalnızca uzmanlara bırakmamak. Konu öğrenmek olduğunda en büyük sorunlardan biri insanların üst bilişe yeterince bağlanmamalarıdır. Gerçekten bir yetenek mi yoksa bir kavram mı kazandıklarını sormaktan kendilerini alamazlar.


Sorun bir şeylerin bir kulaktan girip öbüründen çıkması değildir. Sorun bireylerin derin düşünme konusunda derin düşünmemesidir. Kendilerini düşünceleri konusunda gerçekten düşünmeye zorlamazlar.


Öğrenimleriniz konusunda kafa yorun

Öğrenme konusunda çelişkili bir şeyler var. Öğrenmemizi anlamak için öğrenmeyi serbest bırakmamız gerektiği ortaya çıktı. Örneğin, bir sorundan uzaklaştığımızda genellikle sorun hakkında daha fazla şey öğreniyoruz.

Örneğin bir meslektaş ile tartışmaya girdiğimizde en iyi argümanlarımız daha sonra dişlerimizi fırçalarken aklımıza gelir. Bir yazılım kılavuzu okusak en iyi algıyı kitabı kapattığımızda elde ederiz.

Kısacası öğrenme derinlemesine düşünceden yararlanır. Bu tür bir derin düşünme ise sakin bir an gerektirir. Belki bir köşede sessizce bir makale yazarken ya da duşta kendimizle konuşurken. Ama bir tür odaklanmış düşünce sürecine girmek için genellikle bilişsel olarak sakinlik, sessiz bir içe bakış anı gerekir.


Uyku, bu fikrin etkileyici bir örneğidir. Bilgimizi kestirirken ya da derin uykudayken toparlayabiliriz. Yakın zamanda yapılan bir çalışma iyi bir akşam kestirmesinin pratik zamanını %50 oranında azalttığını göstermiştir.


Bilişsel sakinlik fikri ayrıca stresli, kızgın ya da yalnız olduğumuzda beceri kazanmanın neden zor olduğunu açıklamaya da yardım eder. Duygular beynimizde dalgalandığında, odaklanamaz ve erin düşünemeyiz. Bazı dramatik, yüksek seviyeli durumlarda, bir telefon numarasını hatırlamak gibi bazı temel şeyleri öğrenebiliriz. Ama çoğumuz için bir çeşit anlayış elde etmek, belirli düzeyde zihinsel rahatlama gerektirir.


Tüm bunlar arasında - bireyler ve çalışanlarından en iyisini bekleyen şirketler için - iyi olan şey öğrenmenin öğrenilen bir davranış olduğudur. Çabuk kavrayan biri olmak odadaki en akıllı kişi olduğunuz anlamına gelmez. Bu nasıl öğreneceğinizi öğrendiğiniz anlamına gelir. Öğrenme hedeflerinizi düzenlemek, düşünmeniz üzerinde düşünmek ve fırsat bulduğunuzda öğrenmeniz hakkında dein düşünmek daha iyi kavramanızı da sağlar.    

Yazının orijinali için tıklayınız.