Telefon : +90 212 275 71 06  
Neden 8 Saatlik İş Günü İşe Yaramıyor

Neden 8 Saatlik İş Günü İşe Yaramıyor

8 saatlik iş günü artık modası geçmiş ve çalışmak için etkili olmayan bir yaklaşım. Olabildiğince üretken olmak istiyorsanız, bu eski yaklaşımdan kurtulmanız ve yeni bir yaklaşım bulmanız gerekiyor.


8 saatlik iş günü endüstri devrimi sırasında işçilerin fabrikadaki çalışma saatlerini azaltma çabasının sonucunda ortaya atılmış bir yaklaşım. Çığır açan bu düzenleme iki yüzyıl önce çalışmak için daha insancıl bir yaklaşımdı, ama günümüzde de uygun olduğu durumlar hala varlığını sürdürüyor.


Atalarımız gibi bizlerden de 8 saatlik iş günlerinde, uzun ve sürekli zaman blokları içinde çok az ya da hiç mola olmadan çalışmamız bekleniyor. Ama gelin görün ki çoğu insan öğlen saatlerinden itibaren çalışmaya başlıyor!


Bu antika çalışma yaklaşımı bize yardımdı olmuyor; bize ket vuruyor.


Günü Yapılandırmanın En İyi Yolu


Yakın zamanda Draugiem Group tarafından yürütülen bir çalışmada çalışanların iş alışkanlıklarını takip etmek için bir bilgisayar uygulaması kullanıldı. Uygulama, özellikle insanların çeşitli görevlerde ne kadar zaman harcadığını ölçtü ve bu veriyi çalışanların üretkenlik seviyeleri ile karşılaştırdı.


İnsanların etkinliğini ölçülürken, araştırmacılar şaşırtıcı bir bulguya rastladı: İş günü uzunluğu çok fark etmiyordu; asıl fark eden şey insanların gününü nasıl yapılandırdığı idi. Özellikle de kısa molalar verme konusunda ısrarcı olan insanların uzun saatler çalışan kişilere göre çok daha üretken olduğu gözlendi.


İdeal çalışma-mola oranı 52 dakika çalışmanın ardından 17 dakika dinlenme olarak belirlendi. Bu programı uygulayan insanlar işlerine benzersiz bir şekilde odaklanıyordu. Neredeyse bir saat boyunca tamamlayama çalıştıkları ile %100 konsantre olabiliyorlardı. Facebook'a göz atmıyor ya da e-postalarla dikkatlerini dağıtmıyorlardı. Yorgun hissettiklerinde (örneğin yaklaşık bir saat sonra), kısa bir mola alıyor ve bu süre zarfında tamamen işin dışında kalıyorlardı. Bu sayede yine bir saatlik üretken bir çalışma periyotuna hazır olabiliyorlardı.


Beyniniz Bir Saat Çalışmaya Karşılık 15 Dakika Dinlenmek İstiyor


Bu sihirli üretkenlik oranını keşfeden insanlar yarışta öne geçiyor çünkü insan zihninin temel bir ihtiyacından yararlanıyor: Beyin doğal olarak yüksek enerji periyotları (kabaca bir saat) ve ardından düşük enerji (15–20 dakika) periyotları halinde çalışıyor.


Çoğumuz için, bu doğal enerji gelgitleri, konsantrasyon sağlayan yüksek enerji periyotları ile yorulduğumuz zamanki düşük üretkenlik periyotları arasında gidip gelmemizi sağlıyor.


Tükenmişlik ve dikkat dağınıklığının üstesinden gelmenin en iyi yolu iş gününü bilinçli olarak yapılandırmak. Bir saat ya da daha fazla çalışıp sonrasında dikkat dağınıklığı ve yorgunluk ile mücadele etmek yerine, üretkenlik azalmaya başladığında bunu mola verme zamanının geldiğine dair bir işaret olarak kabul edin.


Gününüzün daha üretken hale geleceğini bildiğinizde molaları vermek kolaylaşıyor. Genellikle yorgunluğun kazanmasına izin veririz çünkü yorgunluk hissine rağmen çalışmaya devam ederiz (yeterince zaman geçince de enerjimizi ve odağımızı kaybederiz), ve verdiğimiz molalar gerçek molalar değildir (e-postaları kontrol etmek ve YouTube izlemek, enerjinizi bir yürüyüşün yapacağı kadar yenilemez).


İş Gününüzün Sorumluluğunu Üstlenin


8 saatlik iş günü, stratejik aralıklarla mola verirseniz işe yarayabilir. Doğal enerjiniz ile eforunuz arasındaki dengeyi yakaladığınızda, işler çok daha akıcı olmaya başlar. İşte size, mükemmel ritmi yakalamanız için dört ipucu.


Gününüzü saatlik aralıklarla bölün.


Doğal olarak gün, hafta ya da ay sonunda tamamlamamız gereken işi planlarız, ama o anda tamamlamamız gereken odaklanırsak çok daha verimli oluruz. Gününüzü saatlik molalarla planlamak, ritminizi yakalamanızın ötesinde göz korkutan işleri yönetilebilir parçalara bölerek basitleştirir. Kurallı olmak istiyorsanız 52 dakikalık çalışmalar planlayabilirsiniz, ama bir saat daha iyi olacaktır.


Saatinize saygı gösterin.

Aralık stratejisinin işe yaramasının yegane nedeni yüksek enerji seviyelerimizi görece kısa bir süre zarfında son derece yüksek bir odak seviyesine ulaşmak için kullanmamızdır. Bu yüksek enerji periyotlarını mesaj yazarak, e-postaları kontrol ederek ya da Facebook'a hızlıca bir göz aratarak bozarsanız, yaklaşımın tüm amacı çöpe gider.


Gerçekten mola verin.


Draugiem'daki çalışmada araştırmacılar, optimum saatlik periyotu baz alarak daha sık dinlenen çalışanların hiç dinlenmeyenlere göre daha üretken olduğunu belirledi. Benzer şekilde, özellikle rahatlatıcı molalar verenlerin "dinlenirken" işten kendini tam olarak koparamayanlara göre daha iyi sonuçlar elde ettiğini belirledi. Bilgisayardan, telefondan ve yapılacaklar listesinden uzak kalmak üretkenliği artırmak için şart. Yürüyüş, okuma ya da sohbet gibi etkinliklerle mola vermek yeniden enerji depolamanın en etkili yolları çünkü bunları yaparken işten uzaklaşabiliyorsunuz. Yoğun bir günde, e-postalarla ilgilenmek ya da mola olarak telefon görüşmeleri yapmak çekici bir fikir gibi gelebilir ama bunlar yardımcı olmaz, o yüzden bunları aklınıza bile getirmeyin.


Bedeniniz size mola vermenizi söyleyene kadar beklemeyin.


Mola vermek için yorgun hissetmeyi beklerseniz, artık çok geç kalmışsınız ve üst düzey üretkenlik aralığını kaçırmışsınız demektir. Planınıza sadık kalmak en üretken olduğunuz zamanlarda çalışmanızı ve üretken olmadığınız zamanlarda dinlenmenizi sağlar. Unutmayın, yorulduğunuz ve dikkat dağınıklığı yaşadığınız zamanlarda çalışmaya devam etmek yerine kısa periyotlarla dinlenmek çok daha fazla üretkenlik sağlar.


Toparlarsak


Gününüzü, doğal enerji seviyeleriniz ile uyumlu çalışma ve dinlenme bölümlerine ayırmak iyi hissettirir, iş gününüzü hızlandırır ve üretkenliğinizi artırır.    


Yazının orijinali için tıklayınız.