Telefon : +90 212 275 71 06  
Bizi insan yapan şeyin ne olduğunu anlamak için, robotlara bakmalıyız.

Bizi insan yapan şeyin ne olduğunu anlamak için, robotlara bakmalıyız.

İnsanlardan, cansız ya da insan olmayan varlıkların duyuları ve duyguları hakkında düşünmeleri istendiğinde, zihinsel yaşam hakkında nasıl düşündüklerine dair bir fikir edinebilirsiniz.

Yanıtlar, Amerikalıların zihinsel yaşamı üç bölüme ayırdıklarını gösteriyor; beden, kalp ve zihin; bu bulgu bu konuda yapılan önceki araştırmalara zıt düşüyor ve insanların sosyal etkileşimlerini ve ahlak yargılarını anlamada önemli etkileri olabilir.

Bir robotun "zihni" ve hatta "kalbi" olduğunu varsaymak insanların robotları insanlaştırmasını sağlayabilir.

Stanford Üniversitesi'nde psikoloji bölümü doktora öğrencisi ve çalışmanın baş yazarı Kara Weisman'a göre zihinsel yaşam hakkındaki "Bilinç nedir?" ya da "Yaşıyor olmak ne anlama geliyor?" gibi derin, felsefi sorulara çoğu insanın yanıt vermesi zor.

Kapsamlı, felsefi sorulara odaklanmak yerine, Weisman ile birlikte Stanford psikologları ve çalışmanın yardımcı yazarları Carol Dweck ve Ellen Markman, sıradan insanların, zihinsel yaşamı oluşturan duyular, duygular, düşünceler ve diğer zihinsel kapasiteleri nasıl anlamlandırdığını keşfetti.

Grup 1.400 ABD'li yetişkine farklı varlıkların zihinsel kapasiteleri hakkında basit sorular sordu. Örneğin, birinci çalışmada, katılımcıların yarısına bir robotun resmi ve diğer yarısına bir böceğin resmi gösterildi. Sonra "Bir böcek keyif alabilir mi?" ve "Bir robot suç işleyebilir mi?" gibi sorulara yanıt verdiler. Toplamda her katılımcıya 40 benzer soru soruldu, ve yanıtların birbiri ile ilgisi analiz edildi.

"İlgilendiğimiz asıl şey insanların bu sorulara yanıt modelleriydi" diyen Weisman ekliyor. "Yani belirli bir kişi bir robotun düşünebildiğini ya da bir şeyleri hatırladığını düşündüğünde, başka ne gibi şeyler yapabildiklerini düşünüyordu? İnsanların bu sorulara verdiklerin yanıtların modellerine baktığımızda, altta yatan kavramsal yapıyı anlayabildik.”

Bu modeller üç ana zihinsel kapasite kümesi ile sonuçlandı: Beden (açlık ve ağrı gibi fizyolojik duyular), kalp (suçluluk ve gurur gibi sosyal duygusal yetenekler) ve zihin (bellek ve vizyon gibi algısal ve bilişsel yetenekler). Bu kümeler, katılımcılar varlıkları bireysel olarak yargıladığında, bunlar doğrudan birbiri ile karşılaştırıldığında ya da araştırmacılar karakterleri fetüs, şempanze ya da tel zımba gibi varlıkları da kapsayacak şekilde genişlettiğinde daha da belirgin hale geldi.

İki ya da üç bileşen?

2007'de Harvard psikologları tarafından yapılan bir çalışma büyük oranda zihin algısında standart olarak hizmet etmiştir. Bu çalışma iki bileşenli bir çerçeve üretmiştir: Deneyim (açlık ve keyif alma yeteneği) ve aracı (oto kontrol planlama ya da sahip olma yeteneği).

Stanford akademisyenleri çalışmayı "öncü bir iş" olarak adlandırdı ama insanların zihinsel yaşamın kendisini nasıl çözümlediğine yönelik olmadığını söyledi. Weisman ise Harvard çalışmasının varlıklar arasındaki, örneğin, bir böcek ile bir köpek arasındaki farka yönelik olduğunu, ama aklın kategorilerini ya da bölümlerini tanımlamadığını söylüyor.

"Soru 'Aklın bölümleri nelerdir?' olduğunda sanırım çalışmalarımız yanıtın aracı-deneyim çerçevesinden daha çok bu beden-kalp-zihin ile ilgili olduğunu gösteriyor. Bence bu iki çerçeve, sosyal muhakememizi daha kapsamlı bilgilendirmek için birlikte çalışabilir ve gelecekteki araştırmada bunu keşfetmek harika olurdu".

Robotları ve birbirini insanlaştırma

Araştırmacıların söylediğine göre bulgular, insanların teknoloji ve diğer insanlarla olan ilişkilerini geliştirmede bir rol oynayabilir. Örneğin, beden-kalp-zihin çerçevesi üzerinden bir robotun bir "zihin" ve hatta bir "kalbe" sahip olduğunu düşünmek insanların robotları insanlaştırmasını sağlayabilir, böylece sorunsuz bir etkileşim olasılığını artırabilir.

Araştırmacıların söylediğine göre çerçeve ayrıca insanlar arasındaki insanlıktan uzaklaştırmanın nasıl azaltılacağına da ışık tutabilir. Örneğin, nesneleştirme bir insanın bedenini zihin ve kalp üzerinde vurgulama biçimini alabilir, öte yandan ön yargı ve kalıplaştırmanın diğer biçimleri yalnızca kişinin "zihnine" odaklanma ve duygusal yaşamını yok sayma, veya yalnızca kişinin "kalbine" odaklanma ve entelektüel yeteneklerini yok sayma biçimini alabilir.

Beden-zihin-kalp modeli insanların bu üç ana küme dahilindeki zihinsel yetenekleri nasıl ve neden geliştirdiğini anlamak için yararlı bir perspektif sunabilir.

Dweck “Bu heyecan verici yeni bir çerçeve ama daha yalnızca başındayız” diyor. “Umuyoruz ki bu çalışma, sıradan insanların zihin hakkındaki tarih kadar eski soruları nasıl düşündüğüne dair teori ve araştırma için bir başlangıç noktası olacaktır.”

Bulgular Proceedings of the National Academy of Sciences'ta görülebilir.



Yazının orijinali için tıklayınız.