Telefon : +90 212 275 71 06  
Can Sıkıcı Bir Günü Daha Az Can Sıkıcı Hale Getirmenin Kolay Yolu

Can Sıkıcı Bir Günü Daha Az Can Sıkıcı Hale Getirmenin Kolay Yolu

Oturmuş bilgisayarıma bakıyor, tümüyle yenilmiş ve yılmış hissediyordum. Bu durumun kişisel olmadığını hatırlatmak için her türlü çabayı göstermeme karşın göğsümün sıkıştığını ve gözlerimin yaşlandığını hissedebiliyordum.


Ne olmuştu? Aslında bütün gün berbat olaylarla dolu bir fırtınaya dönüşmüş gibi görünüyordu.


Editörüm saatlerimi harcadığım bir iş üzerinde büyük revizyonlar istiyordu. Birlikte çalışmaktan hoşlandığım uzun süreli bir müşteri beklenmedik bir şekilde iş akdini sona erdirmişti. Ah bir de iyi hissedeyim diye kendime hazırladığım sıcak çikolata var. Dilim yandı ve tüm klavyem berbat oldu. Kesinlikle dünya bana karşı dönüyordu.


Muhtemelen daha önce sizin de yaşamış olabileceğiniz bu gibi günler hayatın size üst üste darbe vurduğunu düşündüğünüz günlerdir. Ve bundan tümüyle sıyrılmaya yönelik tüm çabalarınıza rağmen üst üste darbe yemekten kurtulamazsınız.


Evet kaçınılmaz olarak korkunç geçen bu gibi günler ile ilgili tüm tavsiyeleri biliyorum. Aslında benim de tavsiyelerim var. Derin bir nefes alın. Bir yürüyüşe çıkın. Hayatınızdaki harika şeyleri kendinize hatırlatın. Ama önce yüzleşin: Her şey ters giderken ve yalnızca kendi çukurunuzda kaybolup gitmek isterken bunların hiç biri işe yaramaz.


Kötü günler berbattır ve bu gerçeği kabul edebilirsiniz. Neticede siz de bir insansınız.


Ama bununla birlikte olayların biraz daha tahammül edilebilir olması için yapılabilecek birkaç şey biliyorum. Bunu ilk kez Les Brown’ın “Siz Kazanana Kadar Hiçbir Şey Sona Ermez:” başlıklı konuşmasında duydum:



'Kötü bir gün geçiriyorum' demeyin. ‘Gelişim fırsatları sunan bir gün geçiriyorum’ diyin.

Les Brown



Engellerle ilgili düşünce şeklimi yeniden şekillendirmeye yönelik bu yaklaşım çok ilgimi çekti. Bende yanmış bir dil ve yenilmiş bir ego ile günüme bu yeni perspektiften bakmaya başladım.


İtiraf etmeliyim ki berbat ruh halimden çıkıp daha iç gözlemsel bir zihin yapısına bürünmem kolay olmadı. Ama bunu başardığımda, bu eğlenceli olmayan olayları kendi yararıma dönüştürerek almam gereken dersleri ve geliştirebileceğim becerileri anlamaya başladım.


Nihayetinde, o kapsamlı editör talepleri beni daha iyi bir yazar yapacak ve editörün gelecekte ne isteyebileceğine ilişkin daha geniş bir görüş sağlayacaktı. Uzun süreli müşterinin gitmesi canımı sıkmıştı. Ama bana esnekliği ve kararlılığı öğretecek, ayrıca oradan dışarı çıkıp yeni projelerde bulunmamı sağlayacaktı. Yanık dil mi? Eh, umuyorum ağzımı günlerce zımpara gibi hissetmek istemiyorsam biraz daha sabırlı olmam gerektiğini öğretmişimdir.


Sorunların içinde boğuşurken bunların içinden ilerideki olumlu şeyleri görmenin zor olabileceğini herkesten iyi biliyorum. Ama Brown'ın da belirttiği gibi, en iyilerimiz bile aksaklıklar yaşayabilir. Ve ne kadar korkunç görünseler de ilerlemek için sizi güçlendirirler.

Brown diyor ki: “Kendinizden şüpheye düştüğünüz anlar vardır. Herkes bir noktada zor zamanlar yaşar, ama bunlar eninde sonunda geçer. Bunu bilmeniz özellikle çok önemli.”


Bu yüzden bir daha tek kelimeyle korkunç bir gün yaşadığınızda Brown’ın önerisine uyun ve buna bir “kariyer oluşturma günü” olarak bakın. Bahse girerim ki zihin yapısındaki tek bir değişiklik büyük farklılıklar yaratacaktır.


Yazının orijinali için tıklayınız.