Telefon : +90 212 275 71 06  
Kafein: Başarının Gizli Katili

Kafein: Başarının Gizli Katili

Bu haftanın performans artırma ipucu, şimdiye kadar sunduğum en basit ve doğrudan yöntem. Birçok kişi için bu ipucunun tek başına başka herhangi bir eylemden çok daha fazla etki yaratma potansiyeli var. İlginizi çekti mi? Kafeini azaltmanız gerekiyor, ve kafein alışkanlığı olan bir çok kişinin de onaylayacağı gibi bunu söylemek yapmaktan daha kolay.


Bilmeyenler için belirtelim, duygu yönetimi ve baskı altında sakin kalma yeteneğinin performans ile doğrudan bağlantısı vardır. TalentSmart bir milyondan fazla insan üzerinde bir araştırma yaptı ve üstün performanslı kişilerinin %90'ının yüksek duygusal zekaya sahip olduğunu belirledi. Bu bireyler, sakin ve kontrollü kalmak için duygularını yönetme (yüksek stresli durumlarda bile) konusunda becerikli.


İyi: Gerçekten İyi Değil


Çoğu insan, daha uyanık hissettiği ve ruh hallerini yükselttiği için kafeinli içecekler içmeye başlıyor. Birçok çalışma kafeinin gerçekte bilişsel görev performansını (bellek, dikkat süresi vb.) kısa süreli artırdığını ön görüyor. Ne yazık ki, bu çalışmalar katılımcıların kafein alışkanlığını hesaba katmama hatasına düşüyor. Johns Hopkins Medical School'un yeni araştırmasına göre kafein alımına bağlı performans artışları, kafeinli içecek tüketenlerin, kafeinin geri çekilmesinin kısa süreli tersine sürecini yaşamalarının bir sonucu olduğunu yönünde. John Hopkins araştırmacıları çalışma katılımcılarının kafein kullanımını kontrol ederek kafein ile ilgili performans gelişimlerinin kafein geri çekilme süreci olmaksızın gerçekleşmediğini belirlemiş. Özetle, kafein azalması bilişsel performansınızı azaltıyor ve ruh halinizi olumsuz etkiliyor. Normale dönmenin tek yolu da kafeinli içecek tüketmek, ve bunu yaptığınızda durumunuz yeniden iyileşiyor. Gerçekte kafein yalnızca performansınızı kısa bir süre için yeniden normal seviyesine getiriyor.

Kötü: Adrenalin

Kafein tüketmek adrenalin salımını tetikliyor. Adrenalin “savaş ya da kaç” tepkisinin kaynağıdır ve bir tehditle karşılaştığınızda ayağa kalkıp savaşmaya ya da kaçıp saklanmaya zorlayan bir hayatta kalma mekanizmasıdır. Savaş ya da kaç mekanizması daha hızlı tepki vermek adına rasyonel düşünmeyi baypas eder. Bir ayı sizi kovalarken bu işe yarayabilir, ama sert bir e-postayı yanıtlarken o kadar da iyi değildir. Kafein beyninizi ve vücudunuzu bu hiper-yükselmiş duruma aldığında, duygularınız davranışlarınızın önüne geçer.

Asabilik ve anksiyete, kafeinin en yaygın görülen duygusal etkileridir, ancak kafein tüm duygularınızın yönetimi ele geçirmesini sağlar.

Kafeinle üretilen adrenalin dalgalanmasının olumsuz etkileri yalnızca davranışsal değildir. Carnegie Mellon University'deki araştırmacılar büyük dozlarda kafeinin kan basıncını artırdığını, kalbi uyardığını ve hızlı ve sık soluklar ürettiğini bulmuş, bu da Emotional Intelligence 2.0 okuyucularının bildiği üzere sakin ve rasyonel düşünmek için beyne gereken oksijenin azaldığı anlamına geliyor.


Çirkin: Uyku


Uyuduğunuzda, beyniniz tam anlamıyla yeniden şarj olur, dünün anıları üzerinden geçer ve bunları depolar ya da boşaltır (bu süreç rüyalara neden olur), bu sayede sabah uyanık ve temiz bir zihinle kalkarsınız. Oto kontrol, odaklanma, bellek ve bilgi işleme hızı gibi niteliklerinizin tümü yeterli — ya da doğru şekilde — bir uyku uyumadığınızda azalır. Konu uyku olduğunda beyniniz son derece vefasızdır. Dinlenmiş uyanmanız için beyninizin karmaşık bir dizi süreci tamamlaması gerekir. Kafein alımını azaltarak bu sürece yardımcı olabilir ve uyku kalitenizi artırabilirsiniz.

Kafeinin altı saatlik yarı ömrü var, yani sisteminizden atılması tam yirmi dört saat sürüyor. Sabah 8'de bir fincan kahve içerseniz, akşam 8'de kafeinin %25'i hala vücudunuzda dolaşıyor. Öğleden sonra içtiğiniz bir içecekteki kafein ise yatağa giderken hala %50 oranında etkisini sürdürüyor. Kan dolaşımında yer alan her türlü kafein içeriği —ki doz arttıkça olumsuz etkileri de artıyor— uykuya dalmayı zorlaştırıyor.


Sonunda uyuya kaldığınızda ise en kötü süreç yeni başlıyor. Kafein, vücudun toparlandığı ve duyguları işlediği zaman olan REM uykusunu azaltarak uyku kalitesini bozuyor. Kafein uyku düzenini bozduğunda ise ertesi sabah duygusal bir dezavantaj ile uyanıyorsunuz. Doğal olarak kendinizi daha iyi hissetmek için bir fincan kahve ya da enerji içeceği içmek istiyorsunuz. Kafein adrenalin dalgalanmaları yaratıyor, bu da duygusal dezavantajı daha da artırıyor. Kafein ve uyku eksikliği öğleden sonra yorgun hissetmenize neden oluyor, bu yüzden daha fazla kafein alıyorsunuz, bu da yattığınız zaman kanınızda daha fazla kafein olması anlamına geliyor. Kafein hızla sizi bir kısır döngüye sokuyor.


Bırakma

Herhangi bir uyarıcı madde gibi kafein de fizyolojik ve psikolojik olarak bağımlılık yaratır. Kafein alımını azaltma yoluna giderseniz, bunu belgeli bir tıp uzmanının gözetiminde çok yavaş bir biçimde yapmalısınız. Johns Hopkins'teki araştırmacılar kafeini bırakmanın baş ağrısı, bitkinlik, uyku hali ve zor konsantrasyon gibi etkilere yol açtığını belirledi. Bazı kişiler, günde bir fincan gibi düzeylere azalttıktan sonra grip benzeri belirtiler, depresyon ve anksiyete durumları rapor ediyor. Kafein dozunu her gün yavaşça azaltmak bu bırakma süreci belirtilerini büyük ölçüde azaltabilir.



Yazının orijinali için tıklayınız.