Telefon : +90 212 275 71 06  
Geleceğin işleri için çocuğunuza gereken beceri bu  :

Geleceğin işleri için çocuğunuza gereken beceri bu :

Her çocuk yaşam yolculuğuna inanılmaz bir potansiyelle başlar: Dünyaya ve kendisine merakla, sorularla ve oyunlar üzerinden öğrenme arzusuyla yaklaşan yaratıcı bir zihin.


Ancak bu zihin yapısı genellikle küçük çocuk okula başladığında geleneksel eğitim uygulamaları nedeniyle aşınır ve hatta yok olur.

Torrance Yaratıcı Düşünce Testi genellikle çocukların farklı düşünme şekillerinin zaman içinde nasıl zayıfladığına örnek olarak gösterilir. Anaokulundaki çocukların %98'i “yaratıcı dehadır” – bu bireyler bir ataçın kullanımı konusunda sonsuz olasılık düşünebilir.


Çocuk resmi okul sisteminde ilerledikçe ve 25 yaşına yaklaşırken bu yetenek büyük ölçüde azalır ve yaratıcı dehadan geriye yalnızca %3'lük bir kısmı kalır.


Çoğumuz ataç kullanımı için yalnızca bir ya da birkaç olasılık düşünebiliriz.


Son 25 yıldır insan kaynakları sorusu ile ilgili Torrance Testinin gösterdiği en endişe verici şey, küçük çocuklar (anaokulu - 3. sınıf yaş aralığında) arasındaki özgünlüğün azalmış olmasıdır.


Bu arada altı standart LEGO parçasını 915 milyondan fazla farklı şekilde birleştirebileceğinizi biliyor muydunuz?


Yanlış odak


Dünya Ekonomik Forumu yakın zamanda yayınladığı İnsan Kaynakları Raporunda “İnsanları İş Dünyasının Geleceğine Hazırlama” alt başlığını ekledi.


Rapor, "günümüzdeki eğitim sistemlerinin çoğunun hali hazırda günümüzün iş pazarında işlev sahibi olmak için gereken becerilerle olan bağlantıları kopardığını" belirtiyor.


Ardından, okulların sorun çözme, yaratıcılık ya da işbirliği gibi becerilerden ziyade öncelikle çocukların bilişsel becerilerini – ya da daha geleneksel konulardaki becerilerini – geliştirmeye nasıl odaklandığının altını çiziyor.


Bu durum, Dördüncü Endüstriyel Devrim'de gereken beceri setine bakıldığında endişe yaratmalıdır: İş Dünyasının Geleceği Raporuna göre karmaşık problem çözme, kritik düşünme ve yaratıcılık, bir çocuğun hayatta kalması için en önemli üç beceridir.


Bu noktada durup, yaratıcılığın yalnızca beş yıl içinde 10. sıradan üçüncü sıraya yükseldiğini belirtmeliyiz.


Ayrıca duygusal zeka ve bilişsel esneklik de 2020'nin beceri listesine girdi.


Bu beceriler, genellikle ve yanlış bir şekilde çocukların, hala yüzyılladır baskın olan tahtaya yazıp konuşarak öğretme yönteminin standart olduğu okul sürecine belirgin olarak dahil edilmiyor.



Çocuk oyunu


Yeni Zelanda'da yapılan bir çalışmada beş yaşında okumayı öğrenen çocuklarla yedi yaşında öğrenenleri karşılaştırdı.


11 yaşına geldiklerinde, her iki gruptaki çocuklar aynı okuma becerisini gösteriyordu. Ancak yedi yaşında okumayı öğrenen çocuklar gerçekte daha yüksek bir kavrama düzeyi gösteriyordu.


Açıklamalardan biri dünyayı oyunla keşfetmeleri için daha fazla zaman geçirmiş olmaları.


Açıkçası çocukları geleceğe hazırlamak öğretim ve eğitim kavramlarına yeniden odaklanılmasını gerektiriyor.


Okumayı, yazmayı ve matematiği bilmek, çocukların önlerindeki dünyanın kapılarını açması için hala önemini koruyor.


Giderek bağlanan ve dinamik bir dünya, çocukların yaşamları boyunca birkaç kez iş değiştirecekleri – bu gün var olmayan ve belki de kendilerinin icat etmesi gerekebilecek işlere geçiş yapması anlamına geliyor.


Buradaki soru yukarıda bahsedilen bu beceri derinliğinin nasıl teşvik edileceği, ve okul sürecine dahil olduklarında çocukların doğal öğrenme yeteneğinin aşındırılması yerine resmi yaşamları boyunca nasıl korunacağı?


Bu hedefe ulaşmak düşündüğünüzden daha kolay: Çocuklarla pozitif, keyifli deneyimlerle bağlantı kurun.


Farklı biçimlerde oyunlar, bilişsel becerilerin yanında çocuklara sosyal, duygusal, fiziksel ve yaratıcı beceriler geliştirme fırsatı da sunar.


Yaşam boyu oyun


Karmaşık sorun çözme, kritik düşünme ve yaratıcılık becerilerinin acilen geliştirilmesi gerektiği konusunda hem fikirsek, bu becerilerin yaşam boyunca oyunlar ile öğrenilerek oluşturulduğunu anlamamız şarttır.


Çocuklarımızın geleceğine yatırım yaparken, daha iyi okuyucu olmalarını sağladığı konusunda hiçbir kanıt olmadığı halde doğrudan öğrenme, “okul süreci” ya da üç yaşında alfabeyi ve sayıları yazılı biçimde öğrenmekten onları koruyalım.

Çocuklarımız için evde bilgi kartları ve ev ödevi mantığı konusunda kendimizi zorlamamız ve onlarla eğlenceli, anlamlı oyun zamanları yaratmaya devam etmenin değerini kabul etmeliyiz.


Çocukların oyun aracılığıyla doğal öğrenme yeteneği, hem çocuklarımızı hem de ekonomilerimizi ayakta kalacak şekilde donatmak için potansiyel sunan beceri ajandasına yönelik korunması gereken düşük maliyetli bir sır olabilir.


Ayrıca bu eğlenceli olacaktır. O zaman neden duruyoruz ki? Haydi oynayalım!



Yazının orijinali için tıklayınız.