Telefon : +90 212 275 71 06  
Sayın Patronlar: Çalışanların sizden asıl istediği şey bu

Sayın Patronlar: Çalışanların sizden asıl istediği şey bu

Her iki çalışandan birinin işlerine “bağlanmadığını”, bir diğer yüzde 17'sinin ise “aktif olarak bağlantısını kestiğini” gösteren Gallup istatistiklerini görmüş olabilirsiniz.


Bu rakamları görmemiş olsanız bile, çalışanların bağlarını kopardığına ilişkin kanıtlar genellikle her hafta gelen kutunuzda ortaya çıkan veda e-postaları ile kendini doğrudan gösterir.


Tabi ki herkes iş verenini farklı bir nedenle bırakır ve işten ayrılma nedenleri genellikle çok yönlü ve karmaşıktır. Ama birilerinin şirketinden ayrılmasına ilişkin olası nedenlerin bir envanterini çıkarmak yerine, gelin insanların kalma nedenlerine göz atalım. 


Paranın da ötesinde —ki bu da önemli bir kriterdir— bir çalışanın kendini işine ve şirketine adarken motive olduğu şey; kendisine profesyonel ve kişisel bir tatmin sağlayan şey; ve kalması için gerekçe oluşturan şey nedir?


Aşağıda insanların gerçekte işlerinde istedikleri altı şeyi listeledik:


Anlam.


İyi romanlar, sonuna kadar sayfaları ardı ardına açmanızı sağlar, öyküleri ya da usta kalemlerin peşinden sürüklenenlerin tabiriyle “temayı” daha derin anlamlarla yansıtır. Herkes kendi öyküsünde yaşar ve yaptıkları şeyle daha derin bir anlam bağlantısı kurmaya çalışır. Herkes yaşamlarında her şeyi birbirine bağlayan temayı keşfetmeye çalışır. Özellikle insanların büyük çoğunluğunun sabah saatlerini iş arkadaşlarıyla (sevdikleriyle değil) nasıl geçirdiği düşünüldüğünde, bu zamanı anlamlı kılan şey nedir?

Bu soruyu yanıtlama konusunda çalışanlarına yardımcı olabilen şirketler, çalışanlarına ilham verme ve onları şirkette tutma konusunda daha fazla şansa sahiptir. 


Meydan okuma.


İş yeri, insanların yeni beceriler ve fikirler edinmesi, potansiyellerini artırması ve kendilerinin daha iyi bir versiyonu haline gelmeleri için güçlü bir platformdur. İnsanlar profesyonel ve özel yaşamlarında gelişmek ister. Ama gelişmek için yeni zorluklarla yüzleşmeleri ve yeni sorunları çözmeleri, zorlanmaları ve sınanmaları gerekir. 


Çalışanlarınıza yeni becerileri öğrenmeleri, yeni insanlarla tanışmaları ve katkıda bulunacak yeni yollar keşfetmeleri için fırsat tanıyın, ya da onların sıkılmalarını, bağlantılarını koparmalarını ve çıkıp gitmelerini izleyin.


Otonomi.


İnsanlar yaptıkları işlerde bir rolleri olduğunu hissetmek ister. Kendilerini profesyonel hayatlarının dümeninde hissetmek isterler, zira kişisel hayatlarının büyük bir bölümü iş yerinde yaptıklarına bağlıdır. İnsanların istediği şey otonomidir (seçim yapma özgürlüğü ve bundan sorumlu tutulma). 


Görünürlük.


Bir insanın kendini işe verdikten sonra hak ettiği övgüyü almamasından daha moral bozucu bir şey yoktur. Daha da kötüsü bazen işle ilgili hiçbir şey yapmayan kişilerin övgü almasıdır. Görünürlük şirket içinde ve bazen dışında bir işin iyi yapılmasından dolayı ortak tanınma ile ilgilidir. Görünürlük genellikle ücret ya da primlerdeki bir artıştan (ki he zaman arzu edilen bir şeydir) daha motive edici olabilir.


Eşitlik.


Herkes farklıdır. Herkesin şirkete katkısı farklıdır. Ve insanlar kendilerine adil davranılmadığında bunu anlar. Çalışanlarına adil davranmayan (bir çalışana özel bir ofis verirken diğerlerine açık planlı oturma düzeninde paylaşılan bir masa vermek ya da benzer becerilere, niteliklere ve katkıya sahip kişilere farklı ücretler vermek gibi) şirketlerin ellerinde tutmak istedikleri çalışanları kaybetme olasılığı daha yüksektir.


Özgünlük.


Hayatlarımızın çoğu ofiste, rahatlayıp kendimiz olabileceğiniz evlerimizden uzakta geçer. Neden şirketler insanların kendisi olmasına engel olur, oldukları kişilerden ve kişisel tercihlerinden utanmamalarını sağlamaz? Belki de insanlar için anlam kadar özgünlüklerini açığa çıkarma şansı da önemlidir. Bir maskenin ardında saklanmak, yalan söylemek ya da kendisinden çok farklı biri gibi davranmak rahatsız edici, alçaltıcı ve moral bozucudur.


Çalışanların gerçekte istediği şeyi anlamak o kadar da zor değil. Ama çok daha fazla konuşma ve daha da fazla dinleme gerektiriyor. 



Yazının orijinali için tıklayınız.