Telefon : +90 212 275 71 06  
Bilim Olumsuz Duygular için Gerçekte Ne Diyor

Bilim Olumsuz Duygular için Gerçekte Ne Diyor


İstenmeyen duygular yokmuş gibi varsaymak işe yaramıyor. Bunun yerine yapılabilecekleri aşağıda belirtmeye çalıştık.


Kötü hissettiğinizde hep gülümsemeniz mi söylendi? Pozitifliği zorlamanın ruh halinizi geçici olarak güçlendirdiği fikrini destekleyen bilimsel saptamalar olsa da, Lila MacLellan'in bilgili makalesi Quartz'a göre her zaman mutlu biri olduğunuza kendinizi inandırmak yararından çok zarar verebilir. Araştırmaya göre olumsuz duyguların bastırılması psikolojik sağlığa zarar verebiliyor, bunları kabul etmek ise daha iyi bir seçenek.


Kabullenmek negatif duygularınızla barışık olmak anlamına gelmiyor: Toronto Üniversitesi'nde bir psikoloji profesörü olan Brett Ford, MacLellan'a “Kabullenmenin sihri, duygusal reaksiyonların stresli olaylar üzerindeki düzleştirici etkisinde” demiş. Ford ayrıca zaman içinde bu ifadesine negatif duyguları kabul etmenin “yaşamdan daha fazla keyif almak da dahil bazı pozitif psikolojik sağlık” sonuçları sağlayabileceğini de eklemiş.


Bunun nasıl ve neden olduğu tam olarak belirgin değil. Ancak Ford’un en son yayımlanan araştırması(Journal of Personality and Social Psikoloji'de) bazı görüşler sunuyor. Araştırma birkaç yıl önce, Ford henüz California Üniversitesi, Berkeley'de bir doktora öğrencisiyken yapılmış. O ve birkaç Berkeley araştırmacısı, kabullenme ve psikolojik sağlık arasındaki bağlantı hakkında daha fazla bilgi edinme umuduyla üç bölümlü bir deney tasarlamış. Katılımcılar çeşitli sosyal-ekonomik geçmişlerden ve ırklardan seçilmiş ve büyük ve küçük olumsuz deneyimlere (bir işi kaybetmek ile anahtarlarınızı kaybetmek arasındaki farkı düşünün) sahip olan kişiler de dahil edilmiş.


Ford ve arkadaşı araştırmacılar kızgınlık ve endişe gibi olumsuz duygular konusunda daha kabullenici olan kişilerin (MacLellan bunlara “daimi kabulleniciler” adını veriyor), önceki araştırmanın da desteklediği üzere kötü hissetme gibi duygulara daha az sahip olduğunu ve sağlık açısından daha iyi bir durumda olma olasılığının arttığını belirlemiş. MacLellan'a göre “anksiyete ya da öfke gibi olumsuz duyguları kabullenmek bireyi aşağı çekmiyor ya da duygusal deneyim üzerinde artırıcı bir etkisi olmuyor. Ya da sizi ‘mutlu’ yapmıyor; en azından doğrudan yapmıyor.” Bunun yerine kabullenme, MacLellan'ın da yazdığı üzere “olumlu olanlarda değil ama olumsuz duygulara yanıt olarak kullanıldığında genel zihin sağlığında artış" ile ilişkilendiriliyor.


MacLellan'a söylediğine göre Ford, araştırmasının, “şu anda insanları yanlış yönlendiren bazı yaklaşımlara dayandırılan” zihin sağlığı tedavileri için gelecekte bir gelişim sağlamasını umuyor. Ford, “Bir şey olduğunda ve bu olaya yaklaşımınız örneğin ‘Olsun çok da önemli değil.’ veya ‘Bundan ders alıp gelişeceğim.’ şeklinde olduğunda bunun her zaman işe yaramayacağını” söylüyor.


Kötü deneyimler kaçınılmazdır. Ama yalnızca olumlu duygulara geçit verirsek, gerçek yaşamın bir parçası olan olumsuz şeylerle baş etmek için gerekli donanımı da edinemeyiz. Yazıda kendisine atıfta bulunulan, Danimarka Aalborg Üniversitesi'nde bir psikoloji profesörü olan Svend Brinkmann'a göre “Yaşantımızda insanlar ölür, onları kaybederiz, ve yalnızca daha olumlu düşüncelere alışırsak, bu gerçekler başımıza geldiğinde, ki gelecektir, bizi çok daha derinden etkiler” .


Kabullenmedeki zorluk kısmen, kültürümüzde yer alan her zaman mutlu olma beklentileri ile ters düşmesindendir. MacLellan yazısında “kesinlikle pozitiflik yanlısı bir kültürel çağda yaşadığımızı” ve bunun da “olumsuz duyguların baskılanmasına ya da gizlenmesine” yol açtığını belirtiyor. MacLellan, batıda (özellikle ABD'de) “mutluluk ve pozitifliğin erdem olarak görüldüğüne” dikkat çekiyor. Ford, kendisine “bazı şirketlerin müşterilerinden ve çalışanlarından her zaman keyifli olmalarını istediğini" söylemiş. Bu makul değil ve makul olmayan beklentilerle karşılaştığımızda, edindiğimiz olumsuz zihinsel deneyimler doğrultusunda bir yargıda bulunmak bizim için doğal.”


Muhtemelen günümüzde sosyal medyanın iyi düzenlenmiş ve filtrelenmiş pozitiflik çerçevesi içinde yüzüyor olduğu gerçeği de buna bir yarar sağlamayacaktır. Hızlı bir ruh hali güçlendirmesi iyi hissettirebilir, ama olumsuz duyguların iyi şeyler hissetmek adına sürekli bastırılması Ford'a göre ancak bizi bir “zihinsel çaba” içinde bırakır, bu da huzur bulma ve kabullenme konusunda paradoksaldır.


İyi haber şu ki kabullenme öğrenilebilir. MacLellan “duyguların geçip giden bulutlar gibi olduğunu, göründüklerini ama sizin bir parçanız olmadığını” düşünerek başlayabileceğinizi söylüyor. Bir daha ki sefer olumsuz bir duygu yaşadığınızda ya da öyle hissetmediğiniz halde gülümsemek zorunda kaldığınızda, Ford'un şu açıklamasını hatırlayın "kabullenme nasıl hissettiğinizi değiştirmeye çalışmak değildir, hislerinizin bilincinde olmak ve onları oldukları gibi kabullenmektir.”



Yazının orijinali için tıklayınız.