Telefon : +90 212 275 71 06  
İş Güvenliği Ortadan Kalkıyor -- Peki Bu Sizin İçin Ne Anlama Geliyor?

İş Güvenliği Ortadan Kalkıyor -- Peki Bu Sizin İçin Ne Anlama Geliyor?

Ben çocukken etrafımdaki yetişkinler bir iş bulabiliyor ve o işte on ya da yirmi yıl kalabiliyordu. Birinin iş değiştirmesi alışılmadık bir durumdu.


Sonra şirketler yönetim kademelerini boşaltmaya başladı. İşler yurtdışına kaymaya başladı ve dış kaynak kullanımı popüler hale geldi.


İş dünyasına adım attığımda on yıllarca aynı işte çalışmak hala yaygın bir durumdu, ama o zaman bile üç ya da beş yıl kalmayı beklediğiniz bir işte kalmıyordunuz.


İşler değişmeye devam etti. Giderek daha fazla insan iş bulduklarında bir süre bu işte kalmayı umar hale geldi, ama daha sonra birileri bir toplantı salonunda bir karar verirdi ve bir anda işsiz kalabilirdiniz.


Bir iş bulmak, işi öğrenmek ve sonra halının ayaklarınızın altında çekilmesi sıradan hale geldi.


Artık yeni bir işi ne kadar süre elinizde tutabileceğinizi asla bilemiyorsunuz.


Bu günlerde en az bir kez işten çıkarılmamış çalışan birini bulmanız zor. Bazı insanlar beş ya da on kez işten çıkarılmıştır. Artık "Bölümünüzü kapatıyoruz" ya da "Pozisyonunuzu kaldırıyoruz" gibi sözler sıra dışı gelmiyor.

İşten çıkarmanın bugünkü kadar sıradan karşılanmadığı günlerde, işinizi kaybettiğinizde bir mali destek alıyordunuz. Dört ya da altı aylık bir işten çıkarma ödeneği alabilirdiniz. Bu şimdilerde duyulmamış bir şey. Günümüzde işten çıkarıldığınızda, dört ya da altı haftalık ödenek alırsanız şanslısınız.


Artık kariyerlerimizi farklı şekilde yönetmemiz gerekiyor. Yeni bin yılın iş ortamında başkaları için çalışsak bile hepimiz girişimciyiz.


Bir şirket, yeni kurulan bir şirket, bir resmi kurum, kar amacı gütmeyen bir organizasyon ya da başka herhangi bir kurum için çalışmanız fark etmiyor. Kariyerinizi yine bir şirketmiş gibi yönetmeniz gerekiyor.


Kariyerinizin kendisi bir şirket! Sizin işlettiğiniz bir şirket. Ve siz de CEO'sunuz.


Aşağıda, iş güvenliğimizin garanti edildiği eski günlerde hiç düşünmek zorunda olmadığımız ve artık farklı bir yaklaşım sergilememiz gereken on şeyi listeledik.


1. İşinizin işvereniniz üzerinde nasıl bir mali etkisi olduğunu bilmeniz gerekiyor. İşinizin bir organizasyonun tabanına doğrudan etkisini bilmezseniz, büyük bir risk altında olursunuz. İşiniz gerekli olmaktan ziyade "olması hoş" bir işlev ise, işinizi bir anda kaybedebilirsiniz; peki bu durumda ne yapacaksınız?


2. İş alanınızda, yalnızca organizasyonunuzdaki insanların değil ayrıca diğer şirketlerde benzer işleri yapan insanları da ne kadar ücret aldığını bilmelisiniz. Maaş anketleri hakkında bilgi sahibi olmalısınız.


3. Ayrıca yüklenicileri ve danışmanların, yaptığınız işin aynısını yapmak için müşterilerinden ne kadar ücret aldığını, ve hangi beceri setlerinin daha popüler ve zaman içinde aranılan nitelikte olacağını da bilmelisiniz.


4. Tam zamanlı bir iş ya da bir sözleşme ya da danışmanlık pozisyonu almaya hazır ve gönüllü olmalısınız. Avantajlar sunan tam zamanlı işlere kendinizi kapatırsanız, kendi adınıza çok büyük bir dezavantaj oluşturursunuz! Kendinizi danışmanlık işinin yanı sıra tam zamanlı pozisyonlar için hazır tutarsanız, gelir üretme potansiyelinizi muazzam ölçüde genişletirsiniz. Kendi işinizi yaptığınızda kendi sağlık sigortası primlerinizi ödemeniz gerekir ve bu her zaman zordur, ama sonuç almadan aylar ya da yıllar boyunca iş aramaktan çok daha iyidir!


5. Kendinizi istediğiniz spesifik işler ve danışmanlık görevleri için markalandırabilirsiniz. Kendinizi eski tarzda markalandıramaz, yani "En alt kademeden başlayabilecek, birden çok becerisi olan bir İşletme Uzmanıyım" diyemezsiniz. Zaten bu ne anlama geliyor ki? Hiçbir yöneticinin etrafında birden çok beceriye sahip İşletme Uzmanları açısından bir eksiği yoktur. Onların sıkıntısı Pazarlama, AR & GE, Finans ya da diğer bazı spesifik, somut şeylerdir ve sizin bunları gidermeniz gerekir


6. Ağınızı canlı ve etkin tutmalısınız. Yapabileceğini en kötü şey kariyerinizde rehavete kapılmanızdır. Stabil bir iş bulduğumuzda kolaylıkla rehavete kapılırız. Bu günlerde ne yaptığınızı bilen ve işe ihtiyacınız olduğunda gözünüz kulağınız olabilecek birçok kişi tanımanız gerekiyor. Siz de aynısını onlar için yapabilirsiniz!


7. Elinizdeki işi kaybederseniz bulunduğunuz coğrafyada hangi işverenlerin size iş verebileceğini bilmelisiniz. Birçok insan bir iş buldukları anda yerel şirketlerin ekosistemine dikkat etmeyi bırakıyor. Bunlar etrafına bakınmayı ve mevcut iş vereni artık kendisine ihtiyaç duymadığında bölgelerinde hangi şirketlerin yeteneklerinden yararlanabileceğine bakmayı unutuyor.


8. Güçlü ve güncel bir LinkedIn profiliniz olmalı. Çevrimiçi varlığınızda kredibiliteniz ne kadar öne çıkarsa o kadar iyidir!


9. Kendinizi bir yazar, bir konuşmacı ya da bir "fikir" insanı olarak görmeseniz bile içinizdeki fikir liderliği ateşinin farkında olmalısınız. Bütün bunların yanında hala sektörünüz/pozisyonunuz hakkındaki gelişmelerde güncel bilgilere sahibi olmalı ve neyin işe yarayıp neyin yaramayacağı konusunda kendi fikirlerinizi üretmelisiniz. Kimse sizi 20 yıllık deneyiminiz için işe almayacaktır. Sizi düşünce tarzınızdan dolayı işe alacaklardır. Yani düşünmeniz gerekiyor!


10. Son olarak, ister danışmanlık yapın, ister sözleşmeli ister tam zamanlı çalışın, gözünüzü dört açmalısınız. Şu anda çalıştığınız için işinizin güvende olduğunu hiçbir zaman varsaymamalısınız. Çünkü değil!

Hepimiz 21. yüzyılın girişimci iş dünyasına birlikte adım attık. Bu yeni bin yılın iş ortamında, bir işi elde tutmak yeni kaslar gerektiriyor.


Bu kaslar bir anda geliştiremezsiniz, ama kariyerinizin sorumluluğunu üstlendiğiniz anda ufaktan geliştirmeye başlamalısınız!



Yazının orijinali için tıklayınız.