Telefon : +90 212 275 71 06  
Beyniniz Ne Kadar Çok Çalışırsa O Kadar Dinlenmelidir

Beyniniz Ne Kadar Çok Çalışırsa O Kadar Dinlenmelidir

Beyniniz Ne Kadar Hızlı Çalışırsa Fazla Mesai İhtiyacınız O Kadar Azalır


Vücut çalışmaya yeni başladıysanız vücudunuzun sınırlarını zorlamaktan kendinizi alamıyor olabilirsiniz. Asıl konu ne kadar sıkı çalıştığınız değil. Konu hala sağlıksız alışkanlıklarınız olup olmadığıdır; örneğin yetersiz beslenme ve yeterince uyumama, ve kendinize toparlanmak için yeterince fırsat vermeme.

Vücudunuzdaki diğer herhangi bir kas gibi beyniniz için de bunlar söylenebilir.

Bir girişimci olarak, her gün 10, 12 saat ya da daha fazla süreyle çok sıkı çalışıyorum. Sonra eve geliyorum ve bazı ek işler yapıyorum. Sonra yatmadan hemen önce akıllı telefon ya da tabletimdeki e-posta ve sosyal mesajlara yanıt veriyorum. Çok fazla çalışmıyorum değil mi?

Adından haberleri ya da izlediğim dizinin yeni bölümünü izliyorum. Birkaç saat uyuyor, duş alıyor ve süreci tekrarlıyorum.

Bilgi çağında yaşamak işte böyle bir şey. Aslında, 1986'ya göre günümüzde her gün beş kat daha fazla bilgi alıyoruz.

Doğal olarak anksiyete ve stres sorunları yaşıyoruz! Sadece ABD'de bile 40 milyon yetişkinin anksiyete bozukluğu sorunu yaşadığı tahmin ediliyor.

Anksiyete ayrıca ülkedeki en yaygın zihinsel rahatsızlık.

Bunun Adı Evrim

Olay şu. İnsan beyni maraton koşmaya uygun değil. Günün çoğunda uyanık kalmak ve uyarılmak için tasarlanmamış.

Milyonlarca yıl önce insanların nasıl yaşadığını bir düşünün. Çok daha yavaş hareket ediyorduk ki bunlar da avlanmak ve toplamak içindi. Bu daha yavaş yaşam tarzı beyne ve vücuda rahatlamak ve yeniden şarj olmak için bolca zaman veriyordu.

Bu ilk insanlar ayrıca güneş ve doğa ile bir uyum içindeydi - bu da muhtemelen kendi sirkadyan ritimlerini takip etmelerine yardımcı oluyordu.

Günümüzde neredeyse 7 gün 24 saat itiş kakış içindeyiz. İş ve aile sorumlulukları ve sürekli çevrimiçi olma arasında gidip gelirken ABD'de bir uyku salgını olmasına şaşmamak gerek.

Beyninize bir mola verin.

Yeterli uyku odaklanmaya, üretken ve sağlıklı olmaya yardımcı olur. Ancak bu daha buzdağının yalnızca görünen kısmı. "Sanırım neden uyuduğumuzu keşfettik" diyor Maiken Nedergaard. Nedergaard, University of Rochester'da bir çalışmayı yürütüyor. "Beynimizi temizlemek için uyuyoruz."

Nedergaard ve ekibi, beyin hücreleri arasındaki boşluğun farelerde %60 arttığını keşfetti. Bu sayede hayvanların beynindeki beyin-omurilik sıvısı uyanık oldukları zamana göre on kat hızlı akıyor.

Gece yeterince uyumaya ek olarak gün boyunca çevrimdışı olmaya da ihtiyacımız var çünkü beyin ancak 90 ila 120 dakika odaklanabiliyor.

Bütün bunlar güniçi ritmi sayesinde; ki bu, uyku ve uyanıklık yaşamlarımızda yer alan bir döngü.

Hatta dünyanın en saygın kemancılarının iyi bilinen bir çalışması bile var. Nedergaard'ın fareler üzerinde yaptığı çalışmayla benzer bulgulara ulaşan çalışma konu müzik alıştırması olduğunda söz konusuydu.

Bu kemancılar he biri 90 dakika olan üç aşamada pratik yapıyordu ve her alıştırma arasında bir mola veriyordu.

Silikon Vadisindeki şirketler de faaliyetlerinde bu "daha iyi performans" konseptini fark etmiş. Onlar da aynı yaklaşımı uyguluyor.

Geleneksel 8 saatlik iş gününü almak, bunu daha esnek çalışma saatleri ile katıştırmak ve çalışanları 90 dakikada bir görevlerini değiştirme konusunda teşvik etmek. Bunun sonuçları zamanla kendini gösterecek.

Daha karmaşık sorunlarla baş etmek için yaratıcı ve stratejik düşünceyi artırmak istiyorsanız, o zaman mola vermeniz gerekiyor.

Bu ayrıca stresi azaltıyor, dolayısıyla hem beyninizin performansına hem de genel sağlığa iyi geliyor.

Beyin Molalarını Sürece Dahil Etme

Ne düşündüğünüzü biliyorum. Beyin molası vermek için yeterince zamanınız yok. Kariyeriniz ve daha da önemlisi sağlığınız için, beyninize mola vermeye başlamanız gerekiyor.

Neyse ki, bunu sağlamak için günlük rutine dahil edebileceğiniz birçok basit uygulama var.

1. Dışarı çıkın. Araştırmaya göre beynin çeşitli bölgeleri dış mekana maruz kaldığında etkinleşiyor. Ayrıca, güneş banyosu da D vitamini ve serotonin üretimini artırıyor ve bunların her ikisi de daha iyi hissetmenizi sağlıyor.

2. Sevdiğiniz bir şeyler yapın. İster yüzmek olsun, ister kitap okumak, yazmak ya da bir kulübe başlamak, bu ruh halinizi iyileştirir, genel sağlığınıza katkıda bulunur ve beyninize enerji depolama şansı sunar.

3. Dolaşın. Egzersiz yalnızca vücudunuzu geliştirmez ayrıca beyninizi de geliştirir. Yürüyüşe çıkmak, merdivenleri kullanmak ya da 5-10 dakika yoga, şınav ya da zıplama hareketi yapmak da oldukça yeterli olacaktır.

4. Meditasyon yapın. Meditasyon beynin frontal loblarındaki, rasyonel beyindeki etkinliği artırabilir, ayrıca amigdala, ya da diğer adıyla korku merkezindeki etkinliği azaltır.

5. Kestirin. Dr. Sarah McKay "The neurobiology of the afternoon nap," çalışmasında kısa bir kestirmenin uykusuzluğu azaltabileceğini, bilişsel işlevi artırabileceğini ve kısa süreli bellek ve ruh halini geliştirebileceğini belirtiyor.

6. Ortamdan kopun. Bunu dikkatle okuyun. Kendinize hiçbir şey yapmadığınızı birkaç dakika vermek ve zihninizi geziye çıkarmakta bir sorun yoktur. Bölünme üretkenliği ve problem çözme kapasitesini artırmaya yardımcı olur.

7. Bir zihin tatili için rezervasyon yaptırın. Zihninizi tamamen gezintiye çıkarmak istemiyorsanız, sizi rahatlatan ve mutlu eden görüntüleri gözünüzün önüne getirin. İster inanın ister inanmayın, beyniniz için bir kumsalda dinlenmek ile bunu gözünüzün önüne getirmek arasında  hiçbir fark yok.

8. Çevrimden çıkın. Gün içinde çevrimdışı olmak için zaman yaratın. Telefonunuzdaki 10 dakikalık bir sessizlik bile harikalar yaratabilir. Gece telefonu sessize alma alışkanlığı edinin ve uyumadan önce TV'yi ya da bilgisayarı kapatın. İşle ilgili herhangi bir e-posta, metin ya da telefon aramasına yanıt vermeyerek hafta sonları da çevrimdışı  olmaya çalışın.

Tatile Çıkın

Beyin molalarını günlük rutine dahil etmek ve geceleri iyi uyumak bir başlangıç sayılabilir ama beyniniz normalden fazla çalıştığında daha fazla molaya ihtiyaç duyduğunuz gerçeğini de göz ardı edemezsiniz.

"Bazı yıllar mola vermiyorduk. En ufak bir tatil bile söz konusu değildi. Ve bu yılların her birinde, yalnızca daha sıkı çalışmakla kalmıyor ayrıca daha az kazanıyorduk"; bunlar Sean D'Souza'nın PsychoTactics için yazdığı makaleden.

D'Souza, "Bu nasıl mümkün olabilir? Açıklaması kolay. Yaklaşan bir tatiliniz ve hatta bir hafta sonu molanız varsa, daha verimli çalışırsınız. Beş günde yedi günlük iş yaparsınız.

"Molanız yoksa daha az verimli olursunuz ve yedi günlük işi yedi güne bölersiniz."

"Ve yedi günün sonunda hala yorgunken sonraki haftaya dinleniş ve enerji depolamış halinize göre daha yavaş başlarsınız" diyor.

Liderlik geliştirme danışmanlığı şirketi olan Zenger/Folkman'ın CEO'su Jack Zenger da benzer sonuçlara ulaşmış. "2.310 katılımcıdan oluşan bir veri tabanında, en çok ücretli tatil günü sayısına sahip 20 ülkeden gelen verilere (247 katılımcı) baktık ve bunları ABD'deki katılımcılarla (1.151) kaşılaştırdık." Zenger, HBR için yazıyor.

Belirttiğine göre "En çok tatil günü sayısına sahip 20 ülke, 28 güne sahip Avustralya ile 41 güne sahip İsveç ve Brezilya arasında değişiyor.

"Tersine, ABD'de ücretli izni öngören bir yasa yok ve tam zamanlı bir işçinin bir yıllık çalışma karşılığında kazandığı ücretli tatil günü sayısı ortalama 10 gün (ve başka bir ankete göre Amerikalıların yalnızca %25'i bu tatil günlerini tam olarak kullanabiliyor)."

Bununla birlikte daha fazla tatil süresi stresi azaltmıyor. En çok tatil sayısına sahip bu çalışanların %26'sı bunalmış hissederken Amerikalılarda bu oran %23. Yinede çalışma üretkenliğin daha fazla olduğunu belirlemiş.

Ancak Zenger ekliyor; "Beyninizi yenileyen ve daha fazla iş yapmanızı sağlayan şey mola vermek değil; masanızda daha az zaman geçirmek sizi daha az zaman kaybetmeye zorluyor."

Zenger'ın tezinde bir dereceye kadar gerçeklik payı olsa da, art arda çalışmalar bunun nedeni olarak beyinlerimizin kısıtlı bir odaklamaya sahip olduğunu ve molaya ihtiyaç duyduğunu belirledi.

Beyninizi aşırı yüklemeye devam ederseniz ve bir mola vermezseniz, iş performansına ek olarak ciddi yan etkiler de söz konusu olacaktır.

Yani gururunuzu bir yana atın ve biraz mola verin. Beyniniz bunu hak ediyor ve buna ihtiyacı var!



Yazının orijinali için tıklayınız.