Telefon : +90 212 275 71 06  
Patronunuza Gitme Zamanın Geldiğini Söylemenin Yolları

Patronunuza Gitme Zamanın Geldiğini Söylemenin Yolları


“Otoriteye karşı dürüst olun.” Yeni müdürlere söylenen tavsiyelerin tümü arasında bu dört sözcük belki de uygulanması en zor olanıdır. Üst düzeyler ile iletişim risklidir. Kimse alıcı tarafın mesajı saygıyla dinleyeceğini ya da elçiyi suçlayacağını bilemez. Kötü haberleri patronunuza nasıl iletmelisiniz? Bir Prensin hizmetkarı tarafından yaklaşık 250 yıl önce sergilenen cesaret ve yaratıcılıkla olmasını umalım.


Franz Joseph Haydn, Avusturya-Macaristan Prensi Nicholas Esterhazy'nin Kappelmeister'ı (Müzik Direktörü) olarak halinden memnun. Prens talepkar bir iş verendi, neredeyse her gün bir opera, senfoni ya da başka bir toplu performans istiyordu, ama ayrıca tutkulu ve değer bilen bir sanat patronuydu, bu da onun meclisini tüm Avrupa'da müzikal açıdan en heyecan verici olan meclis haline getiriyordu.


Prens Nicholas zamanını iki büyük konakta geçiriyordu — Eisenstadt'daki atadan kalma saray ve Neusiedl Gölü kıyılarında yer alan ve Prens tarafından Esterhaza olarak adlandırılan yeni bir yazlık. 1772 yazı boyunca, Esterhaza sanatçılarla — müzisyenler, şarkıcılar, dansçılar, kostüm üreticileri ve set inşaatçıları — ile doluydu ve Haydn gece gündüz çalışarak Nicholas ve konukları için eğlence üretiyordu. Sezon kapanmaya yakınken, herkes meclisin toparlanıp Eisenstadt'taki saraya geri dönmesini bekliyordu. Ancak o yıl Eylül Ekim ve Ekim de Kasım oldu. Opera ve senfoni programları gevşemedi, ve Prens hiçbir ayrılma emaresi göstermedi.


Sonunda, orkestra üyeleri acil bir taleple Haydn'ın huzuruna çıktı. Acaba kendilerine aracılık yapabilir ve Prens Nicholas'ı yaz konser sezonunun bittiği konusunda ikna edebilir miydi? Yedi ay geçmişti, ailelerini umutsuzca özlemişlerdi ve evlerine dönmeleri gerekiyordu. Haydn sempatik biriydi ama bir sorunu olduğunu anlamıştı. Kappelmeister olarak kendisi için çalışan müzisyenlerin mutluluğundan o sorumluydu, ama ayrıca meclise eğlence düzenleme görevi de onun omuzlarındaydı; ve bu iki sorumluluk artık açık bir şekilde birbiriyle çelişiyordu.


Prense gitme zamanı geldiğini söylemenin en iyi yolu neydi: Bir mektup mu göndermeliydi? Şahsi bir toplantı mı talep etmeliydi? Haydn’ın çözümü cesurca ve yaratıcıydı ve müzik tarihine yazıldı.


Kasım sonlarında bir akşam, Prens Nicholas, ailesi, konukları ve kraliyet görevlileri, Esterhaza'daki Büyük Salonda, Franz Joseph Haydn tarafından bestelenen yeni senfoninin ilk sunumunu dinlemek üzre bir araya geldi. Müzik güçlü bir şekilde başladı ve sonraki yirmi dakika boyunca drama ile heyecan arasında gidip geldi; adeta müzikal bir güç gösterisiydi. Ancak senfoni artan bir hızla sona geldiğinde sıra dışı bir şey oldu. Müzik tam ortasında duruverdi. 


Sessizlik.


Müzisyenler yeniden, ancak bu kez yavaş, neredeyse hüzünlü bir melodi çalmaya başladı. Birkaç saniye sonra obua ve korno çalanlar enstrümanlarını bıraktı, kendi müzik standlarındaki mumları söndürdü ve sessizce kalkıp gitti. Ardından fagot çalan müzisyen tam olarak aynı şeyi yaptı, ve onları kontrbas izledi. Müzisyenler mumlarını söndürüp ayrıldı, orkestradaki müzisyenlerin ve yanan mumların sayısı giderek azaldı. Sonunda, geriye yalnızca, giderek yavaşlayan bir saati andıran yumuşak bir 16'lık üçlemeyi çalan baş kemancı Luigi Tomasini ile kendi kemanını çalan Haydn kaldı. 


Ardından onlar da öne eğildiler, mumlarını söndürdüler ve ortamdan ayrıldılar. Senfoni sessizlik ve karanlıkta son buldu.

Haydn nefesini tuttu, ama Prens Nicholas müzikteki mesajı anlamıştı. Anlatılanlara göre dinleyicilere dönmüş ve “Onlar gittiğine göre sanırım biz de artık gitmeliyiz” demiş. Ertesi gün prens, meclisine ve müzisyenlerine Eisenstadt'a geri dönme emri verdi.



“Farewell” Senfonisi, artık bilindiği üzere, içerdiği gizli mesajla hiçbir ilgisi olmayan müzikal bir baş yapıttır. Ama bana göre, yaratıcısının aydınlanmış liderliğinden dolayı ününü hak ediyor. Haydn bir müdür olarak değerlendirilseydi, burada öngörü ve zeka ile hareket ettiğini düşünürdüm:


Astlarına kulak vermişti.

Haydn, kendisi için çalışan müzisyenlerin sorumluluğunu üstlenmişti. Ciddi bir sorun ile ona geldiklerinde, kendilerini savunamayacak olanları, işini tehlikeye atacak önemsemişti.


İlgili herkesin bağlılığını kazanmıştı.

Haydn’ın orkestrasındaki müzisyenler, Prens Nicholas'a iletilecek mesaja doğrudan katılımda bulunarak sonuç için eşit sorumluluk üstlenmişlerdi.


İletişim tarzı diğer taleplerin tümünden farklıydı.

Yeni senfonisinin sıra dışı sonu Prens'in dikkatini, bir mektup ya da dilekçenin asla yapamayacağı bir şekilde çekmişti.


Mesajı alan kişinin itibarını zedelememeyi başarmıştı.

Haydn, patronu Nicholas'ı, ince mesajı anlayacağını tahmin edecek kadar iyi tanıyordu, çekinmeye gerek yoktu, ama talebinde ne kadar ciddi olduğunu anlatabilmek için bunu topluluk içinde sundu.


Otoriteye karşı dürüst olurken konuya doğrudan mı gitmek daha iyidir yoksa akıllıca gitmek mi? Haydn böyle bir mesajı iletmek için (sıra dışı olmasına rağmen) etkili bir yol mu bulmuştu, yoksa belirsiz olarak kendini mi koruyordu? Siz ne düşünüyorsunuz? 


(Aşağıdaki videoda senfoninin tam halini izleyebilirsiniz)


Yazının orijinali için tıklayınız.