Telefon : +90 212 275 71 06  
İSTİHDAM ZORLU BİR İŞ. BU İSE 100 KAT DAHA ZOR.

İSTİHDAM ZORLU BİR İŞ. BU İSE 100 KAT DAHA ZOR.

Bir gemi gezisine gitmiştim.

Benim için rutin bir ‘şey’ değildi, ama son derece iyiydi. Bir sürü harika yer gördüm ve çok fazla yemek yedim. Sanırım bu kadarı normaldi.


Ayrıca hayatımda şimdiye kadar gördüğüm en çarpıcı, sıkı çalışan ve etkileyici insanlardan bazılarıyla tanıştım. Ve bunların hiçbiri yolcu değildi!


Gördüğünüz gibi yalnızca istihdam değil tüm iş dünyasına hayran kalıyorum. İlgi alanlarım işçilik,  adillik ve iş etiği.


Ve bu yüzden kendimi bu gemideki mürettebat ile sohbet ederken buldum. Profesyonel denizciler ya da ‘üst düzey’ mürettebatla değil ama daha çok temizlik personeli, bar personeli, garsonlar, oda bakıcıları ve kahyalarla. Onlar hakkında ilk fark ettiğim inanılmaz çalışkan ve neredeyse haddinden fazla neşeli oldukları.


Ve öğrendiğim kadarıyla iş sözleşmeleri kahvenizi içerken boğulmanıza ve şoka girmenize neden olabilir. Ciddiyim.


Başlangıç olarak  Asya kökenliler ile dünyanın geri kalanı için farklı sözleşmeler olduğunu söyleyebilirim. Asyalılar 8 aylık bir sözleşme yapıyor. Geri kalanların sözleşmeleri ise altı aylık. Neden?  Ne kimse biliyor ne de söylüyor. Haydi biraz üzerinde düşünelim.


Her iş günü 11 saat, ki buna bir saatlik öğlen molası da dahil.


Ama asıl büyük bilgi... Sözleşmeye göre sekiz (ya da altı) ay boyunca her gün çalışıyorlar. HER. BİR. GÜN.


Bu iddiayı iki kez kontrol ettim. Farklı zamanlarda, farklı bölümlerden en az 8 ya da 9 farklı personel üyesiyle. Ve bunların her biri bana aynısını söyledi.


Günde on bir saat çalışıyorsunuz. Her gün çalışıyorsunuz. Hafta sonu yok. Ayrılmak yok. İzin günü yok. 32 hafta boyunca! Düzenli olarak.


Buna inanamadım. Sonra sordum; “Ama gemi limana girdiğinde herhalde bir mola veriyorsunuzdur?”. Ama hayır, görünüşe göre limandayken en yoğun zamanlarıymış. Yeni yolcu grubu için temizlik ve hazırlık yapıyorlarmış. Gemi limana vardığı gün ayrılıyor.


Bu politik bir yazı değil ama düşünmeden edemiyorum, bu nasıl yasal olabilir?


Tabi ki böyle şartları neden kabul ettiklerini de soruyorum. Şüphesiz (bu insanların çoğunlukla geldiği Filipinler ya da Hindistan gibi yerlere göre parası iyi, ama aynı işleri yapan Avrupalı, Ukraynalı ve hatta ABD'li insanlarla da tanıştım).


Filipinli bir kadın garson olarak çalışırken kocası aynı gemide kahya olarak çalışıyor. Çiftin iki çocuğuna da evde kadının annesi bakıyor ve kadın; “İş zor ama çocukların özlemi daha da zor. Ama iki sözleşme ile bir evi ancak geçindiriyoruz, aksi halde bunu yapamazdık“.


Ve böylece gemi gezim bittiğinde daha şişman ve rahatlamış ayrıldım. Ayrıca tüm Internet bloglarında ‘çarşambayı’ kutluyor, Pazartesi hakkında söyleniyor ve Cumayı kutluyoruz, çünkü "artık yorucu işimizden çıkıp biraz dinlenebiliyoruz”.


İK'cılar özellikle bu iletilere bayılıyor ve Instagram'ı ve şimdi de giderek artan oranda LinkedIn'i bunlarla dolduruyor.


Bense sürekli, durmadan, yıpratıcı bir şekilde çalışan ve Cuma günleri 224 gün sonra gelen bu insanları düşünüyorum.


İstihdam zor iş, ona şüphe yok. Ama kendimi ne zaman şikayet ederken bulsam, aklıma Jhovi ve Nolan ve Linda ve 224 günlük çalışma haftaları boyunca ağır iş yapan diğer tüm o insanlar geliyor.


Bazen sahip olduklarımız için biraz daha minnettar olmamız gerekiyor.


Hepimizin.

Yazının orijinali için tıklayınız.