Telefon : +90 212 275 71 06  
İK ve BT neden artık stratejik ortaklar sayılıyor

İK ve BT neden artık stratejik ortaklar sayılıyor


İK ve BT birlikte çalışarak şirketin yüksek düzeyde yetenekli çalışanları bulmasına ve bunları elinde tutmasına katkıda bulunuyor.

İş gücünü anlamak

Dell EMC ve Intel tarafından yapılan en son Gelecek İş Gücü Çalışması hem BT hem İK (İnsan Kaynakları) liderlerinin gözlerinin açılmasına neden olan bulguları beraberinde getirdi. Bu bulgulardan bazıları şunlar: Milenyum neslinin yüzde kırk ikisi, kendilerine sunulan teknoloji  standartları altındaysa işten ayrılabiliyor. Çoğu tüketici demografisinde, ama özellikle milenyum neslinde, çoğu kişi “evlerindeki” teknolojinin iş yerinde kendilerine sunulan teknolojiden daha modern ve daha değerli olduğundan şikayet ediyor. Ve şirketler akıllı telefonlar gibi yeni teknolojileri kucaklamak için yarışsa da, çalışanların yüzde 39'ü çalışan-işveren güveninin uyarı seviyesinde olduğunu ya da hiç güven olmadığını söylüyor. Şimdi bir dakika durup bunun hakkında düşünelim.

Çalışanların neredeyse yarısı, iş yerinde kullandıkları teknolojinin eski olması ya da işverenlerine güvenmemeleri nedeniyle işten ayrılmaya dünden hazır. Bu hiç de düşük bir oran değil.

Hoşunuza gitsin ya da gitmesin, milenyum nesli, iş yerinde köklü değişimleri tetikleyecek olan gelecek nesillerin ilki. Akılda tutulması gereken iki birleşik gözlem var:

1. Milenyum nesli iş yerindeki yönetim kademelerine doğru yükseliyor.

2. Dijital dünyaya doğan ilk gerçek nesil olan Z nesli iş dünyasına girmeye başlıyor.

Z neslini oluşturan bireylerin genelde daha az güven duyduğunu, daha düzen karşıtı olduğunu ve her şeyin kendileri için kişisel hale getirilmesine alıştıklarını unutmayın; üstelik tüm bu konularda kendilerinden önce gelen nesillerin önüne geçmiş durumdalar. 

Peki bu ne anlama geliyor?

Bir çok CIO ve bunların BT grupları “Hayır!" departmanları haline gelmişse, o zaman korkarım ki İK (İnsan Kaynakları) grupları da artık “Oh Hayır!" departmanları olmanın eşiğindedir.

Olan bitenler

CIO'lar teslimata odaklanıyor.

CIO'lar en çok teslimat yetenekleri konusunda endişelenirken, özellikle CEO'lar, ve CXO takımının geri kalanı genel olarak iş sonuçlarına odaklanıyor. Bir çok organizasyonda bu iletişim paradigması önemli bir bağlantı kopukluğu oluşturuyor. Buluta taşınma buna mükemmel bir örnek; işi yönlendirme hızının ve BT çevikliğinin avantajları yeterince takdir görmezken ekonomik tasarruflar nadiren gerçekleştirilebiliyor.

BYOD ve kontrol dışı BT her yere yayılmış.

Mobil çözümler ve BYOD (kendi cihazını getir) sağlama yarışı bir çok organizasyona çok büyük zarar veriyor. Bu durum, genel olarak bu çözümlerin çağ dışı kalmış altyapı, eski uygulama genişletmeleri ya da geriye dönük uyarlamalar, ve eskimiş çevre tabanlı güvenlik çözümlerini temel almasından kaynaklanıyor. Ve gördüğümüz üzere, BT araya girdiğinde, günümüzdeki bir çok gruptan daha fazla olacak şekilde milenyum nesli, başarıya giden yollarında yer alan bariyerlerin etrafından dolaşmak için kendilerine izin veriyor; bu da kontrol dışı BT ve “onaylanmayan uygulamaların” kullanımının doğmasına yol açıyor. Bazı büyük kuruluşlarda, 18.000'den fazla kontrol dışı uygulamanın kullanıldığına şahit oldum.

Veri üstel hızlarda büyüyor.

Teknoloji çözümlerinin hızı artıyor. Veri, ancak ölçebildiğimiz üstel bir hızla büyüyor. IoT (Nesnelerin Interneti) kök salarken, bazı tahminlere göre 2025 itibarıyla 180 zetabayttan fazla veri toplanacak. Tüm bu verinin iş dünyasının yararına nasıl hazırlanacağı, güvenceye alınacağı ve analiz edileceğine ilişkin yeni sorular doğuyor.

Hız, zeka, kişiselleştirme, iş hızı ve çevikliği, yeni dijital şafağı tanımlıyor. Teknolojinin harika olması, iş etkinleştirmesi ile ilgili değil. Teknolojinin harika olması, işleri güçlendirmesi ile ilgili. Bence dijital dönüşümünü tanımlayan şey bu.

CIO için ana sorunlar

Tüm bunlar arasında CIO için iki kritik soru ortaya çıkıyor:

1. İş hızını sağlamak için BT'yi nasıl modernize edecekler?

2. Kurumsal altyapı ve çözümlerini, en azından çalışanların kullanmayı bekledikleri kadar çevik hale getirmek için nasıl 

geliştirecekler?


Anlattığım şey bir bozulma değil. Aslında, konuştuğum CIO'lar ya da iş liderleri arasında çok azı “bozulma” sözcüğünden hoşlanıyor. Burada bahsettiğim şey dijital dönüşüm. Bir dijital uyuşma; bilgi işlem, ağ bağlantısı, analitiklerin gücünü eklemsiz bir şekilde entegre etme ve gelecekteki iş yerlerini bu yeteneklerle donatma. Amaç kurumsal değeri en üst düzeye çıkaran ve olağanı en aza indiren daha fazla kolaylık ve uygulamalı karar alma sürecini teşvik etme.

Çoğu organizasyonel CIO için, kritik sorun para değil zaman. Dijital iş çağında rekabet, en başta bulut ve mobil düzenlemeleri ile iş hızını ve iş çevikliğini artırmayı gerektiriyor. Bir dijital iş, özünde, analitiklere, yeni güvenlik modellerine ve otomasyona eşit derecede derinden bağımlıdır.

Ve bu da yeteneklerin sahneye çıkmasını gerektiriyor. Büyük yetenekleri kazanma ve elde tutmanın, bu derece 'ya hep ya hiç' kritikliğinde olduğunu görmemiştik. Yalnızca beş yıl önce önemli olan yetenekler bile ilgisiz hale gelirken, yeni daha yüksek düzeyde yetenekler zor bulunuyor. Peki bu ne anlama geliyor?

İK ve BT ortaklığı

Bence bu durum geçtiğimiz yıl boyunca gözlemlediğimiz bir trendi açıklıyor. İK, bir BT alıcı haline geliyor. Sizi daha fazla sıkmadan şunu açıklamama izin verin; İK, bazı iş grupları ve pazarlama departmanı gibi BT bütçesinin bir kısmına göz dikip tüketmiyor. Bunun yerine, satış organizasyonlarınız, hem bir kurum etkileyicisi hem de bir yetenek savunucusu kimliğinde, daha önce hiç olmadığı kadar BT ile hareket eden ve genel olarak teknik olmayan İK yöneticisiyle konuşma becerileri geliştirmeye başlamış olabilir.

İK'nın bir BT perspektifinden karşılaştığı ana sorunların bazıları şunlar:

1. Bir çözüm nasıl çalışanlarımızın daha üretken olmasına yardımcı olabilir?

2. Çalışanlarımızın talepleri büyürken, özel bir çözüm nasıl büyüyecek?

3. Özel bir çözüm büyük yetenekleri çekip elde tutmamıza nasıl yardımcı olacak?

4. Özel bir çözüm güven mi tesis edecek yoksa iş yerindeki çalışanları uzaklaştıracak mı?

İK ve BT birbirinden bir şeyler öğrenebilir ve hem teknoloji modernizasyonunda hem de yeni yetenekler kazanmada ittifak kurabilir. Hem CIO'lar hem de İK bir şirketteki stratejik pay sahipleridir.

Kurumlar kendilerine şunu sormalıdır; İk ve BT nasıl birlikte daha stratejik bir şekilde çalışabilir, ve bu sayede şirketteki ortak stratejik rollerini güçlendirip C-Suite, ve taban çizgisi için daha fazla değer sunabilir.


Yazının orijinali için tıklayınız.