Telefon : +90 212 275 71 06  
Gerçekten Facebook Bağımlısı mıyım?

Gerçekten Facebook Bağımlısı mıyım?

Sosyal medya bir dereceye kadar slot makinesine benziyorsa, nedeni beynimizde aynı bölümlerinde ışık yakmasıdır.


Çoğumuz beğeniler, kalp simgeleri ve retweet'lerin yarattığı heyecanı biliriz. Aynı zamanda hiç yanıt gelmemesinin yarattığı hayal kırıklığını da.


Hala çok erken aşamada olan araştırma, sosyal medyanın neden bu kadar reddedilmez ve bazı açılardan kumar kadar bağımlılık yaratıcı olduğuna dair bir bakış sunuyor.


Alışkanlık yaratan uygulamalar muazzam bir iş kapısı. Bu hafta Snapchat'in yaratıcısının, şirkete 20 ila 25 milyar dolar arasında değer biçilen ilk halka arzının şartlarını açıklaması bekleniyor. Şimdi psikologlar ve nörobilimciler zihnimizde neyin bu kadar etkili olduğunu araştırıyor.


Neler oluyor? Suçu, beynin şöhrete takıntılı bir bölümü olan ödüllendirme merkezinde arayın. Burası beynin, aynı zamanda cinsellik, kumar ve iyi yemekler tüketme gibi etkinlikleri de kapsayan ana zevk merkezi. Berlin Free University'den nörobilimci Dar Meshi avid Facebook kullanıcılarını bir beyin görüntüleme ekipmanına bağladı ve ekipman en çok, bireyler tebrik aldığında tepki verdi. Ve bulgularına göre beynin ödüllendirme merkezinin pozitif sosyal geri bildirime yanıt verme gücünden Facebook'u ne kadar kullandığınız bile tahmin edilebiliyormuş.


Dr. Meshi, “Facebook, istediğiniz zaman, [daha önce hiç olmadığı kadar] yüksek sıklıkta ve yüksek miktarda sosyal ödüller almanızı sağlayan bir platform” diyor.


Beğenilmek herkesin hoşuna gider. Peki dijital beğenileri, snap'leri ve tweet'leri, riskli olduğunda ve hatta başka önemli şeylerin önüne geçtiğinde bile bu kadar cazip kılan şey nedir?


San Francisco University of California'dan nörobilimci Adam Gazzaley, yardımcı yazarlığını yaptığı "The Distracted Mind: Ancient Brains in a High-Tech World" kitabında beyinlerimiz bir zamanlar yiyecek aramak üzere evrimleştiğini, ve şimdi açgözlü bir şekilde bilgi aramaya başladığımızı söylüyor. Akıllı telefonlar bilginin her an ulaşılabilir hale gelmesini ve cebimize girmesini sağladı. Dr. Gazzaley'e göre yiyecek arama içgüdümüz bu kolay erişim ile gasp edildi.


Sosyal medyanın gerçekte beyinlere zarar verdiğine ya da bizleri “en aptal nesile" dönüştürdüğüne ilişkin çok az kanıt var. Ancak Facebook ya da Twitter'da takılma heyecanı sınırlı dikkat süremizi ve kısa süreli belleğimizi etkilediğinde ev, iş ya da okulda büyük zararlara yol açabilir. Dr. Gazzaley, bir konferans görüşmesine olduğumuzda ve aynı zamanda Facebook'a girdiğimizde, birbirine karışan bu iki bilgi parçasının yarattığı zihinsel yükü hissedebileceğimizi söylüyor. Aynı anda birden çok görevi yapma konusunda iyi olduğunuzu düşünebilirsiniz, ama değilsiniz.


Bu durum sosyal medyayı bir bağımlılık haline getiriyor mu? Beyinlerimiz, psikologların 'aralıklı değişken ödüller' adını verdiği olguya yanıt veriyor: Ne elde edeceğimiz konusunda bir fikrimiz yoksa, geri gelmeye devam ediyoruz. Bu durum, kumar gibi alışkanlıklarda olduğu gibi popüler akıllı telefon uygulamalarını da besliyor.


Ancak sosyal medya bağımlılığı, psikiyatrların kullandığı standart olan en son Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı listesine dahil edilmiyor.


Kan dolaşımına kimyasalların dahil olduğu ve öğrenme sistemlerinin ele geçirildiği kokain bağımlılığı ile aynı şey olmadığı kesin. Fullerton California State University bilgi sistemleri profesörü Ofir Turel, beyin taramalarında, sorunlu Facebook kullanımı sergileyen kişilerin madde bağımlısı olan kişilerle bazı benzerlikleri olmasının yanında bazı önemli farklılıkları olduğunun da görüldüğünü belirtiyor. Her iki grupta da beynin ödül merkezinde aşırı aktivite gerçekleşiyor, ancak yalnızca uyuşturucu bağımlılarının davranış kontrol merkezinde işlev bozukluğu görülüyor.


Çıkarılacak ders: “Çoğu kişi kötü sosyal medya davranışını düzeltebilir” diyen Dr. Turel ekliyor: “Bu kişilerin tek sorunu durumu düzeltmek için gerekli motivasyona sahip olmamaları, zira durumun ciddiyetini görmüyorlar.”


Belki de kumar bağımlılığı ile bir karşılaştırma yapmak daha iyi olacaktır. Alanında öncü bir akademisyen olan Nottingham Trent University'den Mark Griffiths tarafından geçen ay yayımlanan bir çalışmada, Macaristan'da tüm ülkeyi temsil eden bir ankette ergenlerin %4,5 gibi alarm verici bir oranının sosyal medya bağımlılığı “riski” altında olduğu belirlendi.


Sosyal medya patolojisi bir yana, zorluk kısmen, bağımlılık tanımı konusunda fazla fikir birliği sağlanamamasından kaynaklanıyor. Prof. Griffiths, bu çalışma için, kendi deyişiyle katı bir standart sunan, uzaklaşma belirtileri yaşama ve düzenli yaşamı ciddi şekilde bozma da dahil altı öğeli bir ölçek oluşturulmasına yardımcı oldu. Prof. Griffiths “İş yerinde görevini yerine getiren ve sonra eve geldiğinde sosyal medyada zaman harcayıp eşini ihmal eden bir bireyi bağımlı sınıfına dahil etmezdim” diyor.


Geri kalanlarımız için sosyal medya kullanımı bir alışkanlık. University of Southern California'da psikoloji ve işletme profesörü olan Wendy Wood “Alışkanlıklar ne iyi ne de kötüdür” diyor ve ekliyor: “Başkalarının yoluna çıkma ölçüsünde sağlıksızdır.”



Yazının orijinali için tıklayınız.